1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Psikolog Mehtap Kayaoğlu'ndan (Güzel bir yazı en azından başını okuyun)

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 27 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.277
    Beğenileri:
    4.906
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    449 ÇTL
    ' Senin Sayende' demiyorsanız, ' Senin Yüzünden' de demeyin hiç bir zaman.

    Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde
    8 yaşında ydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya
    iten, 'seçici konuşmazlık' dediğimiz sürece getiren olaylar
    beş yaşındayken başlamıştı.

    Selma, beş kardeşi, anne ve baba sıyla kendi halinde
    normal bi yasam sürerken, bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde
    beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden
    küçük iki kardeş d aha var.. Küçük kardeşin yeni doğduğu dönemde
    anne ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzun süre
    tedavi görüyor. Yoğun uğraşılara rağmen iyileşmiyor. Hastane ortamından
    evi ne gidip son günlerini evinde huzur içinde yaşasın diye
    doktorlar tarafından eve gönderiliyor. Birkaç ay evde
    babaanne, hala ve benzeri yakın akrabaların yardımıyla yaşatılıyor.
    Birgün hayata gözlerini kapatıyor.
    Anneye en fazla ihtiyaç duyulan dönemde anne, Selma'nın
    hayatından çıkıp gidiyor.

    Aradan 1,5 yıl geçiyor. Kendi hallerinde bir şekilde
    Yaşamaya alışıyorlar. Büyük kızlar evde yemek yapıp, en küçük
    çocuklara annelik yaparken, Selma babasıyla birlikte dükkanda çalışıyor.
    Dükkanları evin hemen alt katında olduğu için baba endişe
    duymadan iş hayatına devam ediyor. Çocuklarını kimseye
    muhtac etmeden yük etmeden idare ediyor.

    Bir gün ablalar ve ağabey, kardeşlerini alarak yakın
    Akrabalarına gidiyorlar.
    Selma babasının yanından ayrılmıyor. Çok ısrar ediyorlar ama
    istemedigi için gitmiyor.
    Babası da gitmemesine ses çıkarmıyor. Öğleden sonra baba
    Kız dükkanı temizlemeye başlıyorlar. Selma babasının istediği
    gibi her yeri bi güzel temizleyip süpürüyor. Daha sonra radyoyu
    açıyor. Müzik dinlemeye başlıyor. Ancak dışardan gelen sesler
    nedeniyle müziği duyamadığı için, sesini iyice açıyor. Babası
    da başının ağrıdığını söyleyerek müziğin sesini kısmasını istiyor.
    Selma, babasının söylediğini duymamış gibi yapıyor. Hani çocuklar
    sıklıkla yaparlar ya.. Bir süre sonra babası, başının çok
    ağrıdığını söylüyor. Yüzü asılıyor. Selma, gidip gelip
    babayı kontrol ediyor baş ağrısı geçti mi diye.


    Babası baş agrısına dayanamayarak eve ilaç almaya çıkıyor.
    Sıcaktan bunaldığını, kendini kötü hissettiğini söylüyor. Dükkana dikkat
    etmesini hemen bi ağrı kesici alıp geleceğini de ekliyor. Eve çıkıyor.
    Aradan epey zaman geçmesine rağmen baba yok.
    Bekliyor baba yok. Merak edip yukarıya babasına bakmaya
    çıkıyor. Eve giriyor.
    Babasına sesleniyor. Cevap yok. Tam oturma odasına
    giriyor ki babası o anda Selmanın gözleri önünde kalp krizi geçirmeye başlıyor.


    Selma babasının çırpınmalarına, yerde tırmalamasına...vs.
    şahit oluyor.
    Babası son nefesini verip yerde cansız yatarken,
    Uyandırmaya çalışıyor.
    Babası uyanmıyor... Camdan aşağı doğru bağırmaya başlıyor:
    'İmdat.. Babama bişey oldu... Yardım edin!..' kısa süre
    içinde ev mahalle halkıyla doluyor...


    Cenaze işlemleri bitince 1,5 yıl önce anneleri ölen bu altı
    kardeşin ne olacağı tartışması başlıyor.. kimi 'yanımıza alalım', kimi 'yuvaya
    verelim', kimi de 'hepsine birden nasıl bkacağız' diyor. En
    sonunda akrabalar aralarında anlaşıyorlar.'herbirimiz birisini
    alalım. Böylece çocuklar yurtlarda perişan olmaz, arada sırada
    da olsa birbirlerini görürler.' Diye düşünüyorlar. Selma' yı çok
    sevdiği halası alıyor. İki yıldır Selma yanlarında ve hiç
    konuşmuyor.


    Duyduklarım beni çok etkilemişti. Daha önce gidilen
    Uzmanların isimleri beni endişelendirmişti. Bir yandan da bir şeyler yapabilirim
    belki diye düşünmeden edemiyordum.
    Hikayesinden çok etkilendigim bu kızı merakla bekliyordum.
    Halası olan biteni tek tek anlattı.
    'Gelinimiz ve ağabeyimin ölümünden sonra ben de onu bir türlü
    mutlu edemedim. İki yıldır yüzü hiç gülmüyor. Kendiliğinden
    hiç bir şey yapmıyor. Sadece konuşmasa neyse ama sanki
    kurulmuş bir robot gibi.örneğin sofraya oturup yemek
    yiyeceğiz ' Hadi Selma sofraya otur!' diyoruz oturuyor. Hadi Selma artık
    kalkabilirsin demeden kalkmıyor. Önceleri aldırmadık. Baktık
    olmadı karşımıza aldık uzun uzun konuştuk
    anlattık. Ona evimizin bi kızı oldugunu, evdeki herkes
    kadar her
    şeye hakkı oldugunu... hiçbirisi fayda etmedi. Zamanla
    öfkelenip inadını kırmak için bazı taktikler uygulamaya başladık. Sofra
    hazır olunca gel otur demedik, aç kaldıgı günler oldu. Ya da artık
    kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu. Hadi artık uyu
    demedik, sabaha kadar koltukta öyle oturdu. Vicdanın yoksa söyleme...'


    Onunla yaptığım ilk seans dün gibi aklımda. Hal hareketleri
    dinlemiyormuş gibi ama tüm alıcılarını bana cevirdiğini
    hissettiğim tavırları.
    - Biliyor musun ben seni çok sevdim
    - ......
    - Vallahi çok ciddiyim, çok sevdim.
    - .....
    - Ne güzel hiç konuşmuyorsun, diğer çocuklar gibi kafamı
    şişirmiyorsun ..
    Gözlerimin içine bakıp gülümsemesini saklamak ister gibi
    dudaklarını ısırarak başını salladı.
    - Biliyor musun bazen çocukların hayatlarında bazı şeyler
    Yolunda gitmiyor, benim işimse bunları yoluna koymak.
    Beni dinlediğini biliyorum .. hatta
    benimle konustugunu bile hissediyorum. Çocuklar benden
    yardım isterler, ben de onlara yardım ederim. Bu hep böyle oldu.
    - .......
    - Ama şu an işler değişti. Sana yardım etmeyi ben istiyorum.
    Eğer bana yardım edersen , izin verirsen seni susturan şeyin ne
    oldugunu bulurum. Gerçekten... inan bana...izin verir misin? Başını
    salladı! Evet başını salladı!
    - Elimde bazı resimler var, o resimleri cocuklara gösteriyorum
    onlar da bana resimlerle ilgili hikayeler anlatıyorlar. Onlar
    bana hikaye anlatınca ben de onların mutlu olmasını sağlıyorum. Yani
    bütün sır hikayede. Biliyorum sen konuşmuyorsun. Ama hikaye
    anlatmak istersen, konustugunu kimseye söylemem. Bu ikimizin sırrı olur.
    Anlaştık mı?


    Bir süre düşündü. Başını saga sola salladı. Evetle hayır
    Arasında gidip geliyordu.
    Birden evet anlamına gelecek şekilde başını salladı.
    Karşımdaydı... ben ona resimler gösteriyordum o da bana
    hikayeler anlatıyordu. İşimiz bittiğinde ona çok teşekür ettim.
    Anlattıklarını analiz etmeye bile gerek yoktu. O kadar saf, o
    kadar temiz, o kadar kendi hikayesini anlatmıştı ki... Selma'nın bilinçaltı
    karmakarışıktı.


    İşte Selma'nın analizden geçmesine bile gerek bırakmayan,
    Halasını dinlerken
    gözyaslarına boğan, beni analiz yaparken hıçkırıklar a boğan
    hikayesi...


    'Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar bir ülke varmış. Bu
    Ülkede anne babasıyla yaşayan çok mutlu çocuklar varmış. Çocuklar
    kardeş kardeş hep oynarlarmış, anne babaları onlara hiç kızmazlarmış. Bir
    gün bu çocukların annesi hastalanmış. Çocuklar çok üzülmüş. Ama
    kimse çocukların üzüldüğünü anlamamış. Anneyi hep hastaneye
    götürmüşler. İlaçlar vermişler. hem de acı acı ilaçlar. Anne,
    sırf çocuklarını yalnız bırakmamak için içmiş bütün o acı ilaçları.
    Çocuklara hep annelerinin iyileşeceği söylenmiş. Bir gün
    anneyi eve getirmişler.
    Çocuklar anne geldi diye çok mutlu olmuşlar. Anne hep yatakta
    yatmaya başlamış. artık
    cocuklarına yemekler yapmıyormuş. Çocuklar çok üzülmüşler.
    Annelerinin yanında oyunlar oynamaya başlamışlar. Annelerinin
    yanında niye oynuyorlarmış biliyor musun ? Anneleri
    eğlensin diye. Ama babaanneleri hep kızıyormuş onlara.
    'Gürültü
    yapıp durmayın.
    Anneniz zaten sizin yüzünüzden hastalandı' diye. çocuklar çok
    yaramazlık yaptı diye anne hastalanmış meger. Çocuklar da anne
    iyileşsin diye onu eğlendirmek istiyorlarmış ama kimse
    anlamıyormuş. herkes çocuklarını azarlayınca anneleri de cok
    üzülüyormuş..


    Birgün anne ölmüş. Herkes ağlamış. Çocuklar annenin neden
    Öldüğünü anlamış.
    Yaramazlık yaptılar diye. Çocuklar evde babalarıyla yaşamaya
    başlamışlar.
    Bir gün anane gelip yemek yaparken, çocuklar gürültü yapmışlar.
    Anneanne onlara kızmış 'kızım sizin yüzünüzden hasta oldu. Hiç
    annenizin sözünü dinlemediniz hasta ettiniz
    kızımı. Sizin yüzünüzden de öldü. Sözümü dinlemeyip
    gürültü yapar, çok konuşursanız
    beni de öldürüp ortada kalacaksınız. Kim bakacak size?' demiş.
    Bir gün Selma , babasıyla dükkanda oturuyormuş. Ablaları
    kardeşleri amcalarına gitmişler. selma babasının yanından
    ayrılmak istememiş. Hiç gürültü yapmadan hep babasına yardım ediyormuş.
    Anneleri çocuklar evde yokken hastalanmış ya. Babası yalnız
    kalır hastalanır diye yalnız bırakmak istemiyormus. Babaları çocuklarını
    hiç kızmıyormuş zaten. Gürültü yaptıklarında bile.. Selma dükkanda
    babasına yardım etmiş, her yeri mis gibi yapmış.
    Elleri de acımış biraz. Radyoyu açmış. Babasının başı
    ağrımış. 'Kızım kapat şunun
    sesini' demiş. Selma duymuş ama duymamazlıktan gelmiş. En
    sevdiği müzikler varmış.
    Babası biraz sonra eve gitmiş. İlaç alıp gelecekmiş. Gitmiş gelmemiş.


    Selmanın aklına hemen anneannesiyle babaannesinin
    Söyledikleri gelmiş. Annesi zaten cocukların yaramazlıgı yüzünden ölmüştü
    ya. Selma çok korkmuş eve çıkmış. Babasını aramış. Odaya girince bi
    bakmış, babası bişeyler yapıyor. Selma çok korkmuş. Babası
    Selmaya 'git' der gibi işaretler yapmış. Selma gitmemiş. Babası yerde
    Uyumaya başlayınca uyandırmaya çalışmış.
    Uyandıramayınca ağlamaya başlayıp komşuları çağırmış.
    Sonra ev kalabalık olmuş. Selma kimseye söyleyememiş ama çok
    üzülmüş.. babası ' git ' dediği halde gitmemiş. Yine
    babasının sözünü dinlememiş. Eger gitseydi, müziğin sesini açıp babasının
    başını ağrıtmasaydı babası ölmeyecekti. Selma'nın yüzünden öldü.
    akrabalar çocukları paylaşmışlar. Selma ablalarından ayrılmak
    istememiş. Küçük kardeşini de çok seviyormuş. Halası yanına
    gelip 'kızım sen artık benim kızımsın bizimle yaşayacaksın'
    demiş Selma çok mutlu olmuş. Öyle mutlu olmuş ki, halasını
    çok seviyormuş, istediği zaman kardeşlerime götürürler, diye
    düşünmüş.. Halasının evine gidince 'artık bunlar benim yeni
    anne babam' demiş kendi kendine. Ama birden korkmaya
    başlamış. 'Annemle babamı ben öldürdüm. Yaramazlık yaptım
    sözlerini dinlemedim. Yeni annemi babamı çok seviyorum.
    Ya onlara da bişey olursa ben ne yaparım.?' Sonra aklına
    Bişey gelmiş. Gece yatmadan önce
    yatağının başucuna oturup dua etmeye başlamış.
    'Allahım .. ben çok yaramaz bir kızım. Annem babam benim
    Yüzümden öldü.
    Halamlar çok iyi insanlar. Ne olur benim yüzümden onları
    da yanına alma.
    Eğer onları da alırsan ben kimin yanında kalırım? Ne olur
    Allahım bana yardım et.
    Hiç konuşmamam için bana yardım et. Ne zaman gürültü yapıp
    Söz dinlemesem annem babam ölüyor. Hep susmam için bana yardım et
    Allahım. Ne söylerlerse ya pacağım, onlar söylemeden hiç bişey
    yapmayacağım... ne olur onları benden alma!..'
    O günden sonra Selma hiç konuşmamış. Gülmemiş. 'Eğer
    gülersem evde gürültü olur, başları ağrı yıp ölürler' diye korkmuş. Hep susmuş..
    Hikayesi bitince Selma gözlerimin içine baktı ve ekledi;
    'Biliyor musun? Hala her gece dua ediyorum. Allahım nolur
    konusmayayım, k onusmamam için bana yardım et! Diye. Bazen çok
    mutlu oluyorum. O zaman çok korkuyorum sevinçten çığlık atarım da gürültü
    olur, annem ölür diye'


    O küçük bedeniyle ne kadar büyük bir görev üstlenmişti.
    Kaçımız en konuşkan, en geveze çağımızda kendimizi susturmayı
    başarabiliriz ki?
    Kaçımız bir dondurma alındıgında bile sevinç çığlıkları
    atabilecekken, bu yogun duyguyu bastırıp susmaya devam
    edebiliriz ki? Kaçımız?

    Bu kadar sevilmek... bu kadar değer verilmek...

    **********************************************************


    Yapmayın ne olur... Çocuklarınızın küçücük omuzlarına,
    AĞIR yükler yüklemeyin.

    Onların akılları da BÜYÜK, yürekleri de KOCAMAN...
    Ne olur başınız da ağrısa, bir bardak da kırılsa, eşinizle de
    kavga etseniz; demeyin...

    Zaten aslında hiç biri çocuğunuz yüzünden değildir.
    Aslında hiç bir şey, hiç bir zaman, bir başkası yüzünden
    değildir, kendimizizdir, bir durumu istemediğimiz bir sonuca doğru
    yönlendiren.
    Ama bunu bilmektense, itiraf etmektense, bir başkasını
    Suçlamak hep daha kolay gelir.

    'Senin yüzünden!' demeyin çocuklarınıza...

    Hele hiç bir zaman 'Senin sayende' demiyorsanız,
    'senin yüzünden' de demeyin hiç bir zaman.
     
  2. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.277
    Beğenileri:
    4.906
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    449 ÇTL
    Uzun ama okumaya baslayınca sonuna kadar bir solukta okunabilen bir yazı..insanı gerçekten etkiliyor..gözyaşlarını tutabilen varsa söylesin..
     
  3. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    588
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    1 ÇTL
    Yazı kodlarını kaldırırsan o kadar da uzun sayılmaz. Kısa ve net;
    Hayatta buna benzer o kadar olay oluyor ki hangisine ağlamalı..yaşadıklarımızdan ve yaşananlardan ders çıkarmayı bilebilirsek ne mutlu.
     
  4. klavye

    klavye Üye

    Katılım:
    11 Mart 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    170
    Banka:
    0 ÇTL
    Çok etkilendim. Birden Anemi ve artık aramızda olmayan babamı hatırladım. Boğazım düğümlendi.
     
  5. k@LpSiz_K@fKéF

    k@LpSiz_K@fKéF Forum Onuru

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.721
    Beğenileri:
    35
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    B!L€C€G!M
    Banka:
    44 ÇTL
    Hikaye acı ama birşey saçma geldi bana senin yüzünden olayını yazan psikolog vatandaş çok saçma bir yere bağlamış.
    Sonunu çok daha değişik bekliyordum
     
  6. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    bence mesaj yerine doğru ulaşmıştır.Çünkü bir çoğumuz başarımızda ya da mutluluğumuzda katkısı olanlara "teşekkür ederim,senin sayende" ya da "senin katkınla" demeyiz.Oysa en ufak bir hatada "gördün mü,sen şöyle yapmasaydın,böyle olmazdı" cümlesini kolayca çıkarıveririz ağzımızdan.
    Ayrıca şuna da kesinlikle katılıyorum.Anne ya da babanın en ufak bir hastalığında nedense tüm diğer büyükler çocuklara "susun,yoksa anneniz-babanız iyileşmez,annesiz-babasız kalırsınız" derler.Hatta "annen senin yaramazlığın yüzünden hasta oldu" cümlesini duymayanınız yoktur herhalde.
    Cümlelerimizde verdiğimiz mesajlar çok açık olmalı.Hele de küçücük kafası ama kocaman aklıyla çocuklarımız öyle mesajlar alıyorlar ki bir büyükler bile anlamakta güçlük çekebilir.
    Ama zaten bazılarımız için çocukların ne hissettikleri değil,o anda kafamızı rahatlatmak,sıkıntıyı baştan savmak daha önemlidir.
    Şu söz bana her zaman anlamlı gelmiştir ve bence buraya da yakışır herhalde. "Öğüt vermeyin.Akıllı olanın ihtiyacı yoktur,aklı olmayan da verdiğiniz öğüdü tutamayacağına göre bir anlam taşımaz."
    Paylaşım için sonsuz teşekkürler.
     
  7. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    692 ÇTL
    Gerçekten öyle kocaman yürekleri olduğu kadar kocamanda akılları var :(
     

Sayfayı Paylaş