1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Pucca Yazıyor: Çok Şükür Evde Kalmamışım

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Papatya tarafından 11 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.311
    Beğenileri:
    5.869
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.580 ÇTL

    Evlenmeyi çok isteyip, düğün hiç istemeyen bir kızdım. Milletin düğününde 15 dakika durup, anında kaçmaya çalışırdım. Sonra kendim gibi birini buldum. Kendim gibi birini buldum ama burası aydı bir yazı konusu, şimdi hiç aşkı meşki katmayayım işin içine. İşte neyse, evlenme teklifini etti. Hadi evlenelim diye girdik bir yola. Abartı bir düğün olmasın, kendi aramızda nikah falan derken, olay nasıl büyüdü hiçbir fikrim yok. Yüzümü sivilceler bastı. İnsanlar düğüne kadar kilo verir, dört kilo aldım. Ve hiçbir şey kafamda tasarladığım gibi olmadı.

    Kız isteme nedir be? Mal mıyız biz, neden erkek isteme diye bir olay yok kız isteme var! Hadi aile büyükleriyle tanışma, yok izin alma falan bunlar tabii olacak şeyler ama bu `kız isteme` lafı benim sinirimi bozardı. Asla ama asla böyle bir olayda olmayacağım, kendi başıma özgürlüğümü elime almış, okumuş bir kızım. İstenecek biri varsa, o da oğlan tarafı olsun, bana ne derken... En son kendimi, kıkır kıkır tuzlu kahve yaparken buldum.

    Alyansımı hep ince bir şey olsun, zarif, ne bileyim taşsız tuşsuz istiyordum.
    Nasıl olsa önemli olan tek taş diye. Tek taşıyla beraber alyansları da alıp geleceği hiç aklıma gelmemişti. Bir dur di mi adam, belki kabul etmeyeceğim! Benim bey biraz sanırım gösteriş seviyor. Alyansın maşallahı var. Utanmasa şövalye yüzüğü alacakmış.


    Bir kere Instagram görsellerinde gördüğünüz gelinliklerin hiçbiri ama hiçbiri hayalinizdeki gibi olmuyor.
    Başta bunu kabullenin. Zaten o baktığın gelinliklerin çoğu Beylikdüzü`nde bir ev fiyatına. Kendi bütçene uygun gelinlikler ise geçen sene arkadaşının düğününde burun kıvırdıklarının aynısı. El mecbur onları giyeceksin. Diktirmeye çalışsan, yine yok o hayalin olmadığı gibi sürekli sorun çıkıyor. Kocandan çok terziyle görüşmeye başlayınca da fenalıklar geçiriyorsun.

    Şirin bir kart olması gerekirken, en son kendimi, açınca içinden müzik çıkan, havai fişekler patlatan, ne bileyim üst rafa konulunca rengi mavi, aşağı konulunca kırmızı, sağ eline alınca üç gün içinde evlendiren, kısmet açan, ebesinin örekesini yapan davetiyeler arasında boğuldum. Hala seçemiyorum!

    Kafamda olan, aileler nikaha gelir. Düğün değil, parti gibi yaparız onda da eş dostla eğleniriz. 30 kişi Alaçatı`da bir butik otelde, sahilde düğün, after party Otto`da derken, 400 kişinin adını davetli listesine yazınca, bu hayalim de rafa kalktı. Hala düğün mekanı bulamadım, insanlar bir sene öncesinden yer ayırtıyormuş meğerse. Kardelen Düğün Salonu`nda limonata ve kuru pastayla bitecek bu iş gibi bir his var içimde.

    Herkese her şeyi beğendirme derdi ne zormuş arkadaş.
    “Ayy orada yapma düğünü kıroluk o”, “Ayy o yüzük ne!”, “O gelinliğin aynısını Bengü giydi ama yine sen bilirsin.”

    Onu yap, bunu yapma, şunu da yap ama yaparken asla onsuz yapma. En son kendimi yerden yere atıp çığlıklar atmak istedim. Her ailenin adetleri yerine getirme isteği var bir de. Adamın kız kardeşleri kına gecesi, bindallı diye tutturdu. Benimkiler ise, “Bak babaanneni sadece nikaha değil, düğüne de çağır ayıp. Halanları da unutma. Bak, Veysi abin aradı, hayırsız diyor. Ona da verelim davetiye. Ya sen bize 100 tane davetiye bırak, biz onlara dağıtalım en iyisi. Eski bakkalın üstünde çok emeği var, sakız çalarken seni polise vermemişti. Onu da çağırmak gerekli...” OFFF!!!!

    Zaten eve yeni taşındım, eşyalar yeni diye o konuda rahatım diye düşünüyordum. Eve bir geldik, o eksik bu eksik, bu televizyon olmaz, şu koltuk yeni gelin evi koltuğu değil diye diye masraf üstüne masraf oldu. Giyinme odasında adamın kıyafetlerini koyacak yer bulamıyorum. İki tişört bir pantolon yetermiş ama ha bire kıyafet almış kendine, insan bugünleri de düşünür di mi?

    Zaten bütün yaz tatildeyiz diye balayı yapmayalım dedim. Zaten güneşe alerjim var, deniz suyu derimi kabartıyor yaz boyu `alien` gibi dolanıyorum. Bir de balayımda bunu çekemem. Vallahi evde oturup, film falan izlemeyi özledim. Derken, yine milletin bunaltmaları geldi; `Kız deli misin, balayı olmadan olur mu?
    Bak Tayland iyi, ayy Avrupa turu yaparsınız.
    Cemile`ler Brezilya`daymış, hayatının tatili olmuş. Yunan adalarına götürsün bari seni.
    Adam başta yaptı yaptı, bir daha zor bulursun tatili!` denilince, sabah akşam başının etini yemeye başladım, balayı diye. En son kendimi, Ay`a gitmek için gerekli evrakları incelerken buldum.


    Şimdilik işin burasına kadar geldim. Siz bu satırları okurken -bir sorun çıkmazsa- ben çoktaaan evlenmiş olacağım. Dua edin, bu işten de alnımın akıyla çıkayım. Darısı gerçekten isteyene diyeyim de herkesin başını yakmayayım.


    Pucca


     
    KıRMıZı bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş