1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Rabbin sana ne darıldı nede bıraktı

Konusu 'Kıssadan Hisse' forumundadır ve BeReNN tarafından 4 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi.

    Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz.

    Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız.

    Herkes benden uzak, herkes bana kırgın

    düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz. a

    Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:

    “Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı”(Duha-3)

    Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.

    Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya,

    ne gam! .. Bu ne büyük ferahlık değil mi? ..


    Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor.

    Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi.

    İşte o an ayet yetişiyor imdada:

    “Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir

    kolaylık muhakkak var! ” (İnşirah-5/6)


    Garantiyi veren ! ..

    Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği

    “mutlaka” ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.

    Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu,

    çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor.

    Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:

    “Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş”


    Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz.

    İflas ettiniz.. Sıfırı tükettiniz yani.

    Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde boğulurken ayet size yeni bir ümit

    veriyor:

    “Eğer yoksulluktan korkarsanız, ALLAH dilerse lütfuyla sizi zengin kılar.

    Şüphesiz ALLAH hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe-28 )


    Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yatağa düştü.

    Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar.

    Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz.

    Gerçek ortada iken moral vermeye çalışmak sanki sahte davranmak gibi

    geliyor size.

    Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz.

    Eyyub Nebi var Kur'an'da...

    Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate kavuşmuş.

    Onun hali size dayanak oluyor:

    Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida etmişti:

    “Bak bana, meşekkat ve acı ile şeytan dokundu! Ve ona, bütün

    ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet

    olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)

    Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize.

    Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:

    “Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda

    hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır.

    ALLAH bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)

    Rabbimiz ALLAH, Rasülümüz Muhammed(s.a.v) ,

    Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! .. Bizden bahtiyarı yok dünyada!

    Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı bizim.

    Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur'an konuşuyor:

    Vel Akıbetü lil Müttakin (Kasas-83): Akıbet (hayırlı son, güzel sonuç)

    Müttakiler (takvayı kuşananlar, korunanlar, inanca sarılanla
     

Sayfayı Paylaş