1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Rakı İçmenin Adabı

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 4 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Eskiden rakı "leylek boynu" denilen kadehlerde sek olarak, ardından bir yudum su alınarak içilirmiş. Günümüzde ise genellikle "limonata bardağı" da denilen bardaklarda içine su karıştırılarak içiliyor. Ender olarak da ince belli çay bardağı "istikan"da tercih edilmektedir. Rakının soğuk içilmesi gerektiği hemen herkes tarafından kabul görmüştür. Bu noktadaki ayrılık ise rakıya buz konup konmaması aşamasında ortaya çıkıyor.
    Günümüzde sayıları daha az olan rakıyı sek içenler, rakıyı şişesiyle soğutup (hatta bardağını da ayrıca soğuturlar) yanında yine soğuk ya da buzlu su ile içerler. Rakıyı içine su katıp içenler ise, genelde buz da ilave ederler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bardağa rakıyı koyduktan sonra su koymadan buz atmamak gerektiğidir. Buz ile ani temas rakının içindeki üzüm ve anason aromasını veren maddelerin kristalleşmesine ve rakının tadının bozulmasına yol açar. Rakıya su ilave edildikten sonra buz atılması bu durumu daha aza indirir, fakat yine de engellemez. Rakıyı sek fakat içinde buz ile içmek sadece acemilere mahsustur. Rakıya buz atmanın bir sakıncası da, buzun yavaş yavaş eriyip, alınan ilk yudum ile son yudum arasında bazen çok büyük lezzet farklılıkları oluşturmasıdır. İşin uzmanları, "En güzeli yine de rakıyı şişesiyle iyice soğutup, içine su ilave edilecekse bu suyu da soğutarak ve yanında buzlu su ile içmektir" derler.
    Rakı, yemek öncesi ve sonrası da içilebilen bir içkidir. Ama bize göre en yakışanı, mezesi ile birlikte yavaş yavaş, sindire sindire içilmesidir. Mideye ve beyne beklenen etkiyi yaptıktan sonra, insan keyiflenir ve güzel sohbetlere koyulur. Hem dinler hem anlatır.
    Rakı sofrası, efkarların dağıtıldığı, sevincin ve hüznün paylaşıldığı, zaten temel ilkesi "her şeyi paylaşmak" olan, insanın kendisi ile yüksek sesle düşünerek hesaplaştığı bir ortamdır. Unutulmamalıdır ki rakı sofrası ölçünün asla kaçırılmadığı bir "cemiyet" ortamıdır.

    ...Rakı sofrasında "demlenmek" ile "sarhoş olma"yı birbirinden ayırt edebilmek gerekir. Bu yüzden rakı içmek özen gerektiren bir iş olduğundan, sadece "içmesini bilenle" içilmelidir ki burası çok önemlidir! Aksi halde keyif eziyete, sefa cefaya dönüşür...Çünkü kendini bilmeyen sarhoşu avutmak dünyanın en berbat işidir. Kemal Tahir ustamız der ki, "Rakı içen herkes kendi ayarını kesinlikle bilir".

    Rakı içerken tadında bırakmayı bilirseniz, ömre bedeldir, en başta da vurguladığımız gibi âb-ı hayattır, yani yaşam kaynağıdır.

    Neyzen'e sormuşlar, "Üstat rakı nasıl içilir?" diye...Cevabı kısa olmuş: "Adam gibi"!


    A. NEDIM ATILLA
     

Sayfayı Paylaş