1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ramazan'ın Çekim Alanına Girerken

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Safir tarafından 13 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Safir
    No Mood

    Safir Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.205
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    3.730
    Banka:
    151 ÇTL
    “Ramazan ayı öyle bir ay ki, insanlık için bir kılavuz olan, içerisinde yol gösterici ve hakkı batıldan ayırıcı apaçık mesajlar bulunan Kur’an o ayda indi.” (Bakara, 185)

    Halkın dilinde Recep-Şaban-Ramazan için kullanılan “Üç aylar” kavramı, “nassî” olmaktan çok “hissî” bir niteleme olsa da, aslına bakarsanız güzel bir hassasiyeti yansıtıyor. Peygamberimizin yaşam tarzının Müslüman halkların muhayyilesinde nasıl özümsendiğinin de bir göstergesi.

    Kameri aylardan peş peşe gelen üç ay olan Receb, Şaban ve Ramazan ayları Müslüman halkımızın ortak hafızasında “üç aylar” olarak şöhret bulsa da, aslında Receb de Şaban da tüm kutsallığını ve bereketini en arkadan gelen Ramazandan alıyorlar. Yani Receb de Şaban da Ramazanı haber veren aylar. Ramazan, içerisinde bir insan ömründen daha hayırlı bir gece barındıran ay. Ramazanı böylesine değerli, böylesine mübarek kılan şey hiç şüphesiz vahyin onda nazil olmaya başlaması.

    Sahih sünnette Receb ve Şabana yapılan vurgunun mahiyetini iyice incelediğimizde görürüz ki, bu aylar Ramazana hazırlık aylarıdır. Efendimiz Ramazan öncesindeki bu iki ayı muazzam Ramazanın rahmet ve bereketinden azami istifadeyi sağlamak için ruhen, kalben, aklen, fikren, bedenen bir hazırlık dönemi olarak değerlendirmiştir.

    Rasulullah’ın Receb ayı girince yaptığı ALLAHümme bârik lenâ fî recebe ve şa’ban ve belliğnâ ramazan (= “ALLAH’ım! Bize Receb ve Şabanı mübarek kıl ve bizi Ramazana kavuştur”) mevsuk duasından da açıkça anlaşılmaktadır ki, Receb ve Şabanın ayrıcalığı Ramazanı haber vermelerinden kaynaklanmaktadır.

    Rasulullah, Ramazana hazırlığa neden bu kadar önem vermiştir?
    Bunun asgari iki nedeni vardır: Birincisi Ramazanın yüceliğini gönüllere hissettirmek, ikincisi ise Ramazanın bereketinden azami oranda yararlanmak için ona hazırlıklı girmek.

    Ramazan öyle bir Sultan ki, o gönüllerimize ve hayatımıza konuk olmadan gönüllerimizin bu şerefli konuğa hazır olması gerekiyor. Geçen zamanın getirdiği kirin, isin, pasın temizlenip kalp sarayının ayların sultanı olan Kur’an ayına hazırlanması gerekiyor. Her mü’min, kendi gönlünü, Kur’an’ın nazil olduğu ilk gönle mümkün olduğunca benzetebilme, ona yaklaştırabilme çabası içerisinde olmalıdır. Ki Kur’an o kalbe de konuk olsun, manalarını o yüreğin sahibine de açsın.

    Recebin girişiyle başlayıp Ramazana yaklaştıkça artan bir nafile ibadet temposunu Rasulullah’ın benimsediği, sahih sünnetten açıkça anlaşılıyor. Bu süreçte nafile oruçlarını, bizim “sünnet” adıyla kıldığımız nafile namazlarını artırıyor. Manevi ilgisini daha bir yoğunlaştırıyor. Rasulullah’ın bu hali, “Ramazanın çekim alanına” girenlerin ne yapması gerektiği konusunda her mü’min için örneklik oluşturuyor.

    Bütün bunlardan anlaşılan o ki; Ramazan çekim gücü çok yüksek olan, zamana ilişkin manevi bir çekim merkezidir. Yani, özellikli ve yoğunlaştırılmış bir zaman parçasıdır. Onun çekim gücü o kadar yüksektir ki, ona duyarlı olan yürekleri daha iki aylık bir yoldan harekete geçirmektedir. Bu da Ramazanın çekim alanının çok geniş olduğunun göstergesidir.

    Fakat onun çekim alanına girmek için tek başına Ramazanın çekim gücü yeterli olmamaktadır. Bunun sebebi Ramazanın yetersizliği değildir. ALLAH’ın irade için koyduğu yasalar gereğidir. Bu yasalara göre Ramazanın çekim gücü etkisini tıpkı bir mıknatıs gibi ancak cevher bulunan yerde gösterecektir.
    O cevher iman ve inkarın makarrı, beden ülkesinin başkenti, yani insanın merkezi olan yürektir. İnsan kendi merkezi üzerinde bilinçli bir biçimde yoğunlaşırsa, kendini manevi bir disiplin altına alırsa, zamanın merkezinin çekim gücünü hissedecek ve o çekimin alanına gönüllü olarak girip payına düşen manevi rızkı tahsil edecektir.

    Bu yazıyı yazdığım gün Beraet kandili kutlanıyor olacak. Bu, Şaban ayının yarısında olduğumuzun habercisi. Yani Ramazan’a tam 15 gün kaldı. Beraet gecesinde olup biten özel bir şey yok. Efendimizden gelen rivayetlerin tümünü bir arada okuduğumuzda, şu sonuca varıyoruz:

    Efendimiz Recep ve Şaban aylarını Ramazan’a hazırlık kabilinden daha yoğun bir ibadet temposuyla geçiriyor. Bu tempo Şaban’ın ortasına gelindiğinde daha da hızlanıyor. Beraet gecesi rivayetlerinin topyekûn bir okuması bize bu sonucu veriyor. Yani, merkezde Ramazan var. Bir tür ısınma turları mesabesinde. Recep ve Şaban’da artırılan nafileler, Ramazan misafirine yüreği hazırlamak için.



    Mustafa İslamoğlu​
     

Sayfayı Paylaş