1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Raynaud Hastalığı

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 25 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Raynaud hastalığı, simetrik olarak ve ayak parmaklarını etkileyen bir dolaşım bozukluğudur. Parmaklarda basit duyu bozukluklarından, ender olmakla bitikte kangrene kadar giden tablolara yol açabilir. Kronik bir gidişi vardır ve özellikle başlangıçta alevlenme (nöbet) evreleri görülür.
    Birçok yazar Raynaud sendromunu Raynaud hastalığından ayırır. Her ikisinde de atardamarlarda aşın büzülme ve buna bağlı belirtiler söz konusu olmakla birlikte, Raynaud sendromu skle-roderma, sistemik lupus eritematozus (kızartılı lupus) gibi başka hastalıkların belirtilerinden biri olarak ortaya çıkar ve genellikle şiddetli bir gidişi vardır. Raynaud hastalığı ise herhangi bir hastalığa eşlik etmez ve gidişi iyi huyludur.

    Nedenleri
    Raynaud sendromu kol ve bacaklardaki “sinir-damar kökenli ya da işlevsel send-romlar” arasında yer alır. Başlangıç döneminde yalnızca damar sinirlerindeki değişikliklere bağlı belirtiler söz konusudur; damar yapılarında kalıcı bozukluklar ortaya çıkmamıştır. Bu nedenle işlevsel sendrom, yani bazı özel yapıların işleyişindeki bozukluğa bağlı bir sendrom söz konusudur. Bu durumda çıplak gözle görülebilen ya da histolojik incelemeyle (mikroskop yardımıyla) saptanan yapısal değişiklikler yoktur; yalnızca sinirlerin işlev bozukluğundan söz edilebilir.Raynaud sendromundaki damar büzülmesinin altında yatan hastalık oluşturucu mekanizmalar henüz aydınlatılamamıştır. Damarların aşın daralmasının, damar duvarlarındaki yapısal bozukluklara bağlı olduğu Öne sürülmüştür; başka bir görüşe göre belirtiler sempatik sinir sistemindeki aşın etkinliğe bağlıdır. Raynaud sendromunun çoğunlukla bağışıklık sistemindeki değişikliklerle birlikte görülmesi, son yıllarda damar büzüşmesinin bağışıklık tepkimelerine bağlı olduğu varsayımını Atardamarların ve küçük atardamarların (arteriyol) büzüşmesi, kılcal damarlara kan akışında kesintiye yol açar. Bu yüzden ‘etkilenen bölgenin uçlan (parmaklar) soluklaşır. Oksijen eksikliği ve metabolizma ürünlerinin bu bölgede birikmesi, birkaç dakika içinde kılcal damarlarla toplardamarların genişlemesine yol açar; aynı zamanda atardamar büzüşmesi de azaldığından bu yapılar kanla dolar. Bu aşamada parmaklar aşın kırmızı görünür. Nöbet, normal kan akımının yeniden yerleşmesiyle geçer.Hastalık, alevlenmesine yol açan etkenler ortaya çıkana değin sessiz seyredebilir.

    Başlıca etkenler şunlardır:

    • Soğuk. Bazı hastalarda sıcaklığın 18°C-20°C’nin altında olduğu ortamlarda nöbet başlayabilir.
    • Heyecan. 20°C’nin üstündeki sıcaklıklarda da heyecanlar nöbetin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu hastalann çoğunun duyarlı bir ruhsal yapısı oldu*ğu gösterilmiştir.
    • Hormonal etkenler. Kadınlarda hastalık, erkeklerden 10 kat daha sık görülür. Genellikle belirtiler ergenlikten sonra ortaya çıkar ve menopozla kaybolur ya da azalır.
    Ender bîr hastalık olan Raynaud sendromu, daha çok 40 yaşın altındaki kadınları etkiler.

    Belirtileri

    Hastalığın ayırt edici özelliği, yukarıda*ki etkenlerin başlattığı nöbetlerle kendini gösteren “Raynaud fenomeni “dir. Bu olay birbirini izleyen iki evreden oluşur; ilki iskemik (dokuların kansız kalması) evre, ikincisi ise asfiksi (dokuların oksijensiz kalması) evresidir.
    İlk evrede bir ya da iki elde (ender olarak ayaklarda) bir ya da daha çok parmak ağrıyla ya da tam bir duyu yiti-miyle birlikte aniden soluklaşır. Birkaç dakika sonra ikinci evreye geçirilir; aynı parmaklar Önce moranp daha sonra kızarır. Hasta bu arada yanma ya da iğne batması duyusundan yakma. Zaman*la parmaklar hastalığa özgü bir görünüm alır. Önce terlemeler ortaya çıkar, daha sonra parmakların son falanksınm (parmağı oluşturan kemikler) etli uç bö-lümu incelir; parmaklar ve tırnaklar da*ralır; röntgende, alt falanksta yoğunluğun azaldığı (osteoporoz) görülür. Az rastlanmakla birlikte daha sonra doku ölümü (nekroz) ve ülserli lezyonlar, çok ender olarak da kangren gelişir.
    Bu olgu bilinmeyen nedenlerden kaynaklanıyorsa “Raynaud hastalığı”, bilinen bazı hastalıklar kapsamında gelişmişse “Raynaud sendromu” diye anı*lır. İkinci durumda Raynaud fenomeni tam olmayabilir, o zaman “Raynaud benzeri fenomen”den söz edilir.
    Raynaud hastalığı havalı çekiç kullanan işçilerde, taş kesicilerde, sekreterlerde ve piyanistlerde ortaya çıkabilir. Bu olguların büyük bölümünde hastalığın nedeni parmakların sürekli titreşim etkisinde kalmasıdır. Titreşim, sinir liflerinin miyelin kılıfında mikrolezyonla-ra yol açar.

    Gelişimi

    Raynaud fenomeninin gelişimini önceden kestirmek güçtür; bazı hastalar değişik şiddette, az çok birbirine benzer biçimde yinelenen klinik görünümler*den pek etkilenmezler. Bazı olgularda ise hastalığın gelişimindeki temel Özellik, görece erken bir evrede dokuların beslenememesine bağlı değişikliklerin ortaya çıkmasıdır. Parmaklarda ilerleyici skleroz (gerginlik) gelişir. Bu durumda tırnaklar yavaş yavaş incelenip kırılgan hale gelir, derialtı yağdokusunda hiperkeratoz (keratin içeren sert dokular) bölgeleri ortaya çıkar ve parmaklar çok ince bir görünüm alır. Daha sonra eskar denen nedbe dokusu oluşur ve parmak uçlarında kalınlaşma başlar. Ardından ülser, yani kronik bir irinli süreç gelişir ve en sonunda parmakların etli uç bölümü zamanla gerilip kısalır. Bazen uçlarda doku Ölümü (nekroz) görülür ve bu da uç falankslann ampütasyonuna (parmağın uç bölümünün kop*ması) yol açar. Ağır gelişen bu duruma sık rastlanmaz; genellikle çok kısa ara*lıklarla nöbet geçiren hastalarda görülür. Bu olgularda genellikle cerrahi şim gereklidir.

    İncelemeler

    Bağışıklık sistemiyle ilgili bazı testla yapılabilir. Başka hastalıklarla ayırıcı j m İçin, kollarda sinir iletim hızı saptan-l malıdır. Gene parmak damarlarının iş*levsel konumunu ortaya koymak içiş normal sıcaklıkta sempatik sinir sistemi etkinliğini önleyici ilaçlar verdikten son*ra, parmaklar soğukta bırakılarak uçlarm arteriyografisinin çekilmesi (atardamarın kontrast madde verilerek görüntülenmesi) tanı açısından yararlı olabilir.

    Tedavi

    Raynaud sendromu olgularında asıl nedeni oluşturan hastalığı tedavi etmek gerekir. Raynaud hastalığında ise hasta*ya bunun görünen belirtilerle sınırlı iyi huylu bir hastalık olduğu açıklanmalıdır. Henüz çok etkili tedavi yöntemleri yoktur; koruyucu önlemler ya da ilaç tedavileri önerilebilir.
    • Sağduyu kuralları – Hijyenik ön*lemlere ağırlık verilmelidir. Hastanın tümüyle normal bir yaşam sürebileceği belirtilmeli, ama yalnızca parmaklarını değil, tüm vücudunu travmalara ve soğuğa karşı koruması önerilmelidir

    .• İlaç tedavisi – İlaç tedavisinde uyulması gereken birkaç genel kural vardır:

    -Riskli ürünlerden her zaman kaçınmak gerekir.
    -Gerçekten gerekmedikçe ilaç tedavisine girilmemelidir.
    -Yalnızca kış mevsiminde tedavi uygulanmalıdır.
    -Gebelik durumunda tedaviyi kesmek gerekir.

    Günümüzde Raynaud hastalığının ilaçla tedavisinde reserpın, metildopa, yerel olarak uygulanabilen nitrogliserin (transderm) ya da daha etkili nitratlar ve fenoksitbenzaminden de yararlanılmaktadır. Son çalışmalar nifadepinin Öbür ilaçlara göre daha iyi sonuç verdiğini ortaya koymuştur.
    • Cerrahi tedavi – Cerrahi tedavi sem-patektomiden (sempatik sinir düğümlerinin kesilerek çıkarılması) oluşur. Bu girişim hastalık dayanılmaz boyutlara varınca uygulanır. En sık uygulanan yöntem, üst torasik sempatektomidir.Başlangıçtaki belirgin iyileşmeye karşın bir süre sonra yakınmalar yeniden ortaya çıkabilir. Bunun cerrahi girişimin başarısızlığından mı, yoksa damarların sinirsel yapılarının özerkleşmesinden mi (otonomlaşma) kaynaklandığı bilinmemektedir. Sklerodermi gibi bazı olgularda cerrahi girişim durumu daha da ağırlaştırabilir. Bu hastalıkta cerrahi girişim kesinlikle uygulanmamalıdır.
     

Sayfayı Paylaş