1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Refleksler-Göz kırpmak

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Suskun tarafından 10 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]

    Refleksler​


    Vücudumuzdaki refleks sistemi, bizlere bahşedilen sayısız nimetlerden birisidir. İrademiz dışında çalışan bu sistem olmasaydı hayat bir işkence haline gelecek, belki de yaşamak mümkün olmayacaktı.

    Refleksler, daha çok kaslarla omurilik arasında kurulmuş olan sinir devrelerinden meydana gelir. Bazen beyin de bu sisteme katılır. Sıcak bir nesneye dokununca, elin aniden geri çekilmesi bir reflekstir. Böyle bir durumda hisleri tespit eden deri hücreleri hemen sinir sinyallerini omuriliğe iletir. Hiç vakit kaybetmeden yani değerlendirme merkezi olan beyne gitmeden bu sinyaller, elin hareketini kontrol eden kaslara motor sinir hücreleri tarafından geri gönderilir. Kaslar kasılır ve el geri çekilir. Aradan bir saniye bile geçmeden acıyı hissederiz, fakat herşeye rağmen elimiz aşırı derecede yanmaktan kurtulmuştur.

    Vücudumuzda farklı refleksler mevcuttur. Kan damarlarının çapma, bağırsakların hareketlerine ve solunuma tesir eden refleksler gibi. Bunlardan bazıları birçok sinir irtibatını ihtiva eden kompleks reflekslerdir, bazıları ise diğerlerine göre daha basit bir sisteme sahiptir. Ancak hepsindeki ortak nokta hızlarıdır. Göz kırpmak, hapşırmak ve hıçkırmak en hızlı reflekslerden üçüdür.

    Göz kırpmak vücut için hayatî bir önem taşır, zira bu hareket gözleri muhafaza edip sağlıklı tutar. Geçmişte bir işkence metodu olarak göz kapakları çıkarılırdı. Bu zulme maruz kalan kurbanlar, gözlerindeki saydam tabaka olan korneanın kuruyup üzerinin bir tabakayla kaplanması yüzünden kör olurlardı.

    Üç çeşit göz kırpma vardır.
    Refleks göz kırpma,
    gözü muhafaza eden bir tepkidir. Ani bir gürültü veya başa gelen bir darbe, göz kapaklarımızın kapanmasına sebep olur. İradî olarak da gözlerimizi kırpabiliriz. Gözümüze birşey kaçtığında, refleks olarak kırpmalardan daha uzun bir süre için gözlerimizi açıp kapayarak bu yabancı cismi çıkarmaya çalışırız.

    Bir de irademiz dışında olan göz kırpmalar vardır ki en yaygın olanlar da bunlardır. İrademiz haricindeki göz kırpmalar, gözyaşını karıştırıp her tarafa yayarak gözü yıkar. Gözyaşı, göz kapaklarının hareketini kolaylaştıran yağlardan, ıslaklığı temin eden glikoproteinlerden, korneayı temiz tutan tuzlardan ve bakterileri hazmeden enzimlerden oluşur.

    Göz kırpma bir emme hareketi oluşturarak gözyaşı bezlerinden gözyaşını çeker (bu sıvı sürekli olarak, dakikada 1 litrenin milyonda biri kadar miktarda salgılanır) ve kullanılan bu gözyaşını, gözyaşı kanallarına iter. Buradan burun boşluğuna ve boğaza geçen sıvılar o kadar muntazam hareket ederler ki başaşağı duran bir insanda bile geri gelmeyip aynı yolu takip ederler. Gözyaşı kanalları tıkalı olanlar ise her zaman ağlıyor gözükürler.

    Göz kapağının üst kesimi, arabalardaki sileceklere benzer ve korneanın üst kısımlarına kaçmış zerreleri kapağın altına doğru sürükler. Böylelikle gözyaşı seline kapılan bu zerreler uzaklaşıp gider. Göz kapağının üst kesimi ile göz arasındaki irtibat çok güçlüdür. Her göz kırpışta göz küresi, yaklaşık 1 mm aşağı çekilir. Bu hareket o kadar hızlıdır ki ancak özel fotoğraf teknikleriyle tespit edilebilir.

    Göz kırpma sadece gözleri korumakla kalmaz, aynı zamanda, beyindeki faaliyetler hakkında ipuçları da taşırlar.

    İnsanlar dakikada yaklaşık 24 defa göz kırparlar (kediler ve köpekler ise sadece 2 defa)
    . Bu nispet, ruhî durumumuza göre değişiklik gösterir. Sıkıldığımızda veya yorulduğumuzda daha sık göz kırparız. Dikkat isteyen işler yaparken (araba kullanmak gibi) bu sayı dakikada 15''e düşer. Her bir göz kırpma süresi, sadece 200 milisaniyedir (saniyenin beşte biri). Araba kullanma süresi arttıkça göz kırpma sayısı da artar. Bir saat direksiyon başında duran bir sürücü dakikada 40 defa göz kırpmaya başlar ve herbir göz kırpma süresi de başlangıçtaki sürenin üç katına çıkar.

    İnsanlar kızgın oldukları, yabancılarla veya kendilerinden mevkice daha yüksek biriyle konuştukları zaman daha sık göz kırparlar. Mahkemelerde nazarların çevrildiği şahitler de normalden daha fazla gözlerini kırparlar. Utandırıcı bir durumda veya hususi sorulara maruz kalındığında görülen hissî göz kırpmaları ise, mevcut durumdan geçici bir süre için de olsa uzaklaşma gayesiyle yapılır.

    Okurken daha az göz kırparız. Daha çok cümle sonlarında görülen göz kırpmaları, metin zorlaştıkça azalmaktadır. Eğer kasten göz kırpmamaya çalışırsak (ki bunun süresi en fazla birkaç dakikadır) neticede normalden daha fazla göz kırpmaya başlarız.

    Göz kırpmanın beynin fonksiyonunu yansıttığı, çocuklardaki gelişme takip edilerek de görülebilir. İki aylık bebekler dakikada ancak bir defa göz kırparlar. 5 ila 10 yaşlarında bu sayı 6''ya çıkar. 20 yaşında ise dakikada 24''le zirveye ulaşan bu sayı, normalde ömür boyu değişmeden kalır.

    Geçmişte, üst göz kapağının göz kırpma mekanizmasını çalıştıran yer olduğuna inanılırdı. Fakat daha sonra hem üst hem de alt göz kapağının göz kırpmada rol oynadığı ve hayret verici bir bütünlük içinde hareket ettikleri tespit edildi.

    1964''de Yale Üniversitesi''nde araştırma yapan David Kennord ve Gilbert Glaser, aylarca süren tecrübelerden sonra göz kırpma hadisesinin safhalarını belirlediler. Göz kapaklarının kapanmasında bir değil üç ayrı safha vardı.
    Bu kapanma hareketi, duran bir arabanın önce hızlanmasına, sonra frenler yardımıyla yavaşlamasına benziyordu. Göz açık haldeyken hareketsiz duran göz kapakları, ilk 10-20 milisaniye içinde hızlanmaya başlarlar. Bu göz kırpmanın ilk ve yavaş safhasıdır. Artan hızlarıyla gözün ortasına doğru yol alan göz kapaklarının ikinci ve hızlı safhası 20 ila 50 milisaniye sürer. Yine 20 ila 50 milisaniye süren üçüncü safhada ise kapaklar gözün ortasında hızları azalarak birleşirler.

    Bu, aslında hikayenin ancak yarısıdır. Göz kapakları kapanırken alttaki kapak üsttekinden 20 milisaniye daha önce hareket eder. Bunun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bir tahmine göre, alt kapak daha hafif olduğu için, üsttekinden daha hızlı hareket etmektedir. Başka bir tahmine göre alt kapağın olduğu kesimdeki kornea daha az pürüzlüdür; bu da buradaki kapağın diğerine göre daha az sürtünmesine, böylelikle daha hızlı hareket etmesine sebep olmaktadır. Üçüncü bir tahmin ise, beyinden gelen sinyallerin üst ve alt göz kapaklarına farklı sürelerde ulaşmasıyla alâkalıdır. Alt kapağa saniyenin binde biri kadar bir süre daha çabuk ulaşan sinir sinyalleri, kapağın daha erken hareket etmesine yol açabilir. Neticede gözün kapanması çok kısa bir zaman içinde gerçekleşir (50-145 milisaniye).

    Kapaklar gözün ortasında bir yerde birleştikleri an yaklaşık 50 milisaniye bitişik kalırlar. Uykulu olduğumuzda bu süre 80 milisaniyeye çıkar.

    Göz kapaklarının kapanma safhalarını inceleyen Kennord ve Glaser, açılma safhalarının da çok kompleks olduğunu müşahede ettiler. Açılmada iki safha mevcuttur. Birincisinde, kapaklar birbirinden ayrılıp hızlı bir şekilde geriye dönerler. İkinci safhada ise kapaklar gittikçe yavaşlayarak hareketsiz hallerine, yani gözün tamamen açık olduğu duruma dönerler. Açılma hareketi 100-200 milisaniye sürer. Bu süre kapanma hareketinden üç kat daha yavaştır. Refleksler düşünüldüğünde, muhtemel bir tehlikeye karşı gözlerin kapanma hızının daha fazla olması, tam ihtiyaca göredir.

    Bilim adamları göz kırpmayla beynin faaliyetleri arasındaki ilişkiyi de araştırmışlar ve çok enteresan bir gerçeği tespit etmişlerdir. Bilindiği gibi göz kapakları kapalıyken göremeyiz. Yalnız daha önce bilinmeyen bir gerçek daha vardır. Göz kapakları açılmadan yaklaşık 50 milisaniye önce beynin görme sistemi kapanır. Neden mi? Tahminlere göre beyin tam o esnada, yani kapaklara açılması için bir sinyal gönderdiği anda, görme bölgesine de bir sinyal gönderir. Bu sinyal beynin o bölgesini kapatır. Yani oraya: "Şimdi 400 milisaniye kadar bir süre sana bilgi gelmeyecek, boşuna çalışma" demektedir.

    Bunun sebebi halen araştırılmaktadır (belki de bir hikmeti, kainattaki azamî tasarruf prensibiyle çok kısa bir süre için de olsa beynin dinlendirilmesidir), ancak işin garip tarafı bu açılıp kapanmalara rağmen görüşümüzde bir aksaklığın ortaya çıkmamasıdır. Geceleyin bir odada hızlı bir şekilde yanıp söndürülen elektrik ampulünün sebep olduğu değişiklikleri bile farkettiğimîz halde göz kapaklarımızın açılıp kapanması anındaki (bu süre lambanın yanıp sönmesinden daha uzundur) değişikliklerin bir probleme yol açmaması bizlere ihsan edilen başka bir nimettir, tesadüfün elini uzatamayacağı bir nimet.
     

Sayfayı Paylaş