1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Reported Speech (Dolaylı Anlatım)

Konusu 'Yabancı Dil Eğitimi-The Foreign Language Education' forumundadır ve dderya tarafından 4 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Indirect Speech (reported speech de denir) birisinin söylediği cümleyi aktarmaya denir. Genellikle konuşma dilinde kullanılır. Eğer aktarılan eylem geçmişte yapılmış ise, cümle geçmiş zaman olur.Bu kalıp genellikle bahsedilen zamandan bir önceki geçmiş zamanla ifade edilir. Yani normal cümleleri, dolaylı olarak aktarırken İngilizce "one step back" diye tabir edilen kural uygulanır ve aktarılan cümle bir adım önceki tense ile ifade edilir.


    Direct Speech : He said; "The test is difficult. (O dedi ki; "Test çok zor.")

    Indirect Speech : He said the test was difficult. (Testin zor olduğunu söyledi.)


    Direct Speech :
    She said; "I watch TV everyday. (O dedi ki; "Ben her gün televizyon seyrederim.")

    Indirect Speech: She said she watched TV every day. (Her gün televizyon seyrettiğini söyledi.)


    Direct Speech:
    I come to school every day. (Jack dedi ki; "Ben hergün okula giderim.")

    Indirect Speech: Jack said he came to school every day. (Jack her gün okula gittiğini söyledi.)


    Yukarıda verilen örneklerde görüldüğü gibi, dolaylı anlatımda cümlenin zamanı değişir ve bir adım geri gider. Ama eğer aktarılan eylem; geniş zaman, geçmiş zaman veya gelecek zaman ile ifade ediliyorsa, kullanılan zaman aynı kalır, değişmez.



    - He says the test is difficult. (Testin zor olduğunu söylüyor.)


    - She has said that she watches TV every day. (Her gün TV izlediğini söylemişti.)


    - Jack will say that he comes to school every day. (Jack okula her gün geldiğini söylüyor.)


    ► Eğer aktarılan konu, her zaman doğruluğunu koruyan bir eylemden bahsediyorsa, yine geniş zaman kullanılır.


    - The teacher said that phrasal verbs are very important. (Öğretmen Phrasal Verbs ‘ lerin çok önemli olduğunu söyledi.)



    Konuşma aktarılırken, zamirin cümlede geçen nesne ile uyumlu hale gelebilmesi için zamiri de değiştirmek gerekir.


    - She said, "I want to bring my children." (Çocuklarımı getirmek istiyorum”, dedi.)

    - She said she wanted to bring her children.“ (Çocuklarını getirmek istediğini söyledi)


    Gördüğünüz gibi I zamiri, dolaylı anlatımda she olarak değişmiştir.


    - Jack said, "My wife went with me to the show." ("Şova karımla birlikte gittik" dedi.)

    - Jack said his wife had gone with him to the show. (Jack, şova karısıyla birlikte gittiğini söyledi.)

    Bu örnekte de, my wife, his wife olarak değişmiştir.



    ► Aşağıda, geçmiş zamanda dolaylı anlatımda zaman değişiklikleri gösterilmiştir. Dikkat ettiğiniz gibi, doğrudan anlatımda kullanılan zaman, dolaylı anlatımda bir adım geri gitmektedir.
    Direct Speech

    Indirect Speech

    He said, "I live in Paris."
    “ Paris’ te yaşıyorum.”, dedi.

    He said he lived in Paris.
    ”Paris’te yaşadığını söyledi.”

    He said, "I am cooking dinner."
    “Akşam yemeğini pişiriyorum”, dedi

    He said he was cooking dinner.
    ”Akşam yemeğini pişirdiğini söyledi.”

    He said, "I have visited London twice."
    “Londrayı iki kez ziyaret ettim”, dedi.

    He said he had visited London twice.”
    Londrayı iki kez ziyaret ettiğini söyledi.”

    He said, "I went to New York last week."
    “ Geçen hafta New York’a gittim”, dedi.

    He said he had gone to New York the week before.”Geçen hafta New york’a gittiğini söyledi.”

    He said, "I had already eaten."
    Ben yemeğimi çoktan yedim”, dedi.

    He said he had already eaten.”
    Yemeğini çoktan yediğini söyledi.”

    He said, "I am going to find a new job."
    “ Yeni bir iş bulacağım “, dedi.

    He said he was going to find a new job.
    ”Yeni bir iş bulacağını söyledi.”

    He said, "I will give Jack a call."
    Jack’i arayacağım”, dedi.

    He said he would give Jack a call.
    ”Jack’i arayacağını söyledi.”

    He said, "I have been working on that project for over two weeks." “İki haftadan daha uzun bir süredir bu proje üzerinde çalışıyorum. “, dedi.

    He said he had been working on that project for over two weeks. ”İki haftadan daha uzun bir süredir bu proje üzerinde çalıştığını söyledi.”

    He said, "I can come tonight."
    “Bu akşam gelebilirim”, dedi.

    He said he could come that night.
    ”Bu akşam gelebileceğini söyledi.”

    He said, "I may buy a new car."
    “Yeni bir araba satın alabilirim”, dedi.

    He said he might buy a new car.
    ”Yeni bir araba alabileceğini söyledi.”

    He said, "I might go to Denver."
    “Denver’a gidebilirim”, dedi.

    He said he might go to Denver.
    ”Denver’a gidebileceğini söyledi.”

    He said, "I must give Ken a call."
    ”Ken’i aramalıyım,” dedi.

    He said he had to give Ken a call.
    ”Ken’ı araması gerektiğini söyledi.”

    He said, "I have to give Ken a call."
    “Ken’ i aramam gerekiyor”, dedi.

    He said he had to give Ken a call. .
    ”Kevin’ı araması gerektiğini söyledi.”

    * He said, "I should see a doctor"
    “Doktara görünmeliyim”, dedi.

    He said he should see a doctor.
    ”Doktara görünmesi gerektiğini söyledi.”


    İngilizce bir cümleyi dolaylı olarak aktardığımız zaman, cümle içindeki bazı kelimeler değişir. Bu değişim, cümledeki anlamın bozulmaması için yapılır. Aşağıdaki örneği inceleyiniz.


    - John said; "I will go to İstanbul tomorrow." (John; "Yarın istanbul’a gideceğim," dedi.")


    Yukarıdaki cümlenin 10 Nisan gününde söylendiğini varsayalım. 14 Nisan günü, yukarıdaki cümleyi başka birisine aktaran bir kimse, anlamın bozulmaması için "yarın" kelimesini değiştirmek zorundadır.


    - John said that he would go to İstanbul the next day. (John, bir sonraki gün İstanbul’a gideceğini söyledi.)


    Eğer yukarıdaki cümledeki "yarın" kelimesini aynen kullanırsak, yani;


    - John said that he would go to İstanbul tomorrow. (John yarın İstanbul’a gideceğini söyledi.)

    dersek, John’un 15 Nisan tarihinde İstanbul’a gideceğini söylemiş oluruz. Halbuki John’un İstanbul’a gitme tarihi 11 Nisan’dır. Eğer bu cümle 11 Nisan başka birisine aktarılırsa, "yarın" kelimesi, "bugün" olarak değiştirelibilir.

    Başka bir örnek daha verelim,

    - John said; " I like this city." (John, "Bu şehri seviyorum." dedi.)

    Yukarıdaki cümleyi kuran kişinin, o anda New York’ta olduğunu varsayalım. Daha sonra İstanbul’da bu cümleyi aktaran kişi;

    - John said that he liked that city. (John o şehri sevdiğini söyledi)

    şeklinde aktarmak zorundadır. Eğer "this" kelimesi değiştirilmezse, dolaylı cümle İstanbul’da kurulduğu için, John’un İstanbul’u sevdiği anlamı çıkar ve cümle bozulur.


    Aşağıda zaman zarflarında meydana gelen değişikler verilmiştir.



    DIRECT SPEECH

    INDIRECT SPEECH


    He said, “I am coming today.She said she was going the next day.

    They replied, “we’ll leave tonight.They replied they would leave that night.

    We said, “We’re going to do it the day after tomorrow.We said we were going to do it in two days’ time.

    The mayor said, “These streets will be completednext week / next year. The mayor said the roads would be compleded the following week / following year.

    Tuncay said, “We had a very large dinner yesterday.Tuncay said they had had a very large dinner the day before.

    His father said, “I painted all the walls the day before yesterday.His father said he had painted all the walls two days before.


    Aşağıdaki kelimeler de, aktarılan cümlenin anlamına bağlı olarak değişebilir. Fakat bunlarla ilgili kesinlikle değişir denemez. Cümlenin anlamına bakarak karar verilir.

    here - there (burası - orası)

    this - that (bu - şu)

    go - come (gitmek - gelmek)
     
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    can


    He said ‘I can swim.’
    He said (that) he could swim.
    ‘Yüzebiliyorum.’ dedi.
    Yüzebildiğini söyledi.



    may


    He said ‘I may swim.’
    He said (that) he might swim.
    ‘Yüzebilirim.’ dedi.
    Yüzebileceğini söyledi.


    have to


    He said ‘I have to swim.’
    He said (that) he had to swim.
    ‘Yüzmem gerekiyor.’ dedi.
    Yüzmesi gerektiğini söyledi.



    shall


    He said ‘I shall swim.’
    He said (that) he would swim.
    ‘Yüzeceğim.’ dedi.
    Yüzeceğini söyledi.


    Bunlardan başka, dolaylı anlatımda değişime uğramayan yapılar da vardır:

    should


    He said ‘I should swim.’
    He said (that) he should swim.
    ‘Yüzmem lazım.’ dedi.
    Yüzmesi gerektiğini söyledi.



    might


    He said ‘I might swim.’
    He said (that) he might swim.
    ‘Yüzebilirim.’ dedi.
    Yüzebileceğini söyledi.



    ought to


    He said ‘I ought to swim.’
    He said (that) he ought to swim.
    ‘Yüzmem lazım.’ dedi.
    Yüzmesi gerektiğini söyledi.



    need


    He said ‘I needn’t swim.’
    He said (that) he needn’t swim.
    ‘Yüzmeme gerek yok.’ dedi.
    Yüzmesine gerek olmadığını söyledi.


    had better


    He said ‘I had better swim.’
    He said (that) he had better swim.
    ‘Yüzsem iyi olur.’ dedi.
    Yüzmesinin iyi olacağını söyledi.


    used to


    He said ‘I used to swim.’
    He said (that) he used to swim.
    ‘Eskiden yüzerdim.’ dedi.
    Eskiden yüzdüğünü söyledi.



    wish


    He said ‘I wish I could swim.’
    He said (that) he wished he could swim.
    ‘Keşke yüzebilsem.’ dedi.
    Yüzebilmeyi arzu ettiğini söyledi.



    would rather


    He said ‘I’d rather you swam.’
    He said (that) he’d rather I swam.
    ‘Yüzmeni tercih ederim.’ dedi.
    Yüzmemi tercih ettiğini söyledi.



    it is time


    He said ‘It is time you swam.’
    He said (that) it is time I swam.
    ‘Senin yüzme zamanın geldi.’ dedi.
    Yüzme zamanımın geldiğini söyledi.
     

Sayfayı Paylaş