1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Reşat Nuri Güntekin - Sönmüş Yıldızlar Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Paradoks ~ tarafından 22 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Paradoks ~

    Paradoks ~ ... Elif ...

    Katılım:
    6 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.006
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    2.980
    Meslek:
    Yazılım mühendisi
    Yer:
    Konya
    Banka:
    114 ÇTL
    SÖNMÜS YILDIZLAR
    Misafir salonunda sizinle karsı karsıya geldiğim zaman ne kadar sasırdığımı hatırlarsınız. Aman ya
    Rabbi! Bu kadar ince ve derin seyler söyleyen sanatkâr, o kısa pantolonlu, sarısın çocuk muydu?
    Gözlerime inanamı-yordum. Siz de benim hayretime gülmeğe baslamıstınız. Artık eskisi gibi mahcup
    ve çekingen değildiniz. Tavırlarınıza emniyet, sözlerinize tatlı ve serbest bir nese gelmisti. Çok
    değismistiniz Kenan Bey… Yalnız o eski masum saffetiniz hâlâ baki idi. O günden sonra sizinle iki
    samimî dost olduk. Haliniz, bana öyle emniyet veriyordu ki, hayatımın en gizli gamlarını ve acılarını
    size söylemekten çekinmiyordum. Yazılarınızı daha büyük bir dikkatle takibe baslamıstım. Fakat
    onlarda bir zamandan beri garip bir değisme farkediyordum. Mahzun, tatlı hayalperestliğinizi yavas
    yavas kaybediyor; hırçın, acı bir muharrir oluyordunuz.
    Artık mukaddesata dil uzatmağa, güzel seylerle eğlenmeğe baslamıstınız. Artık hayat ile çarpısmaktan
    çekinmiyor, kaleminizi zalim bir kamçı gibi kullanıyor; zavallı insanları hakaretlere, istihzalara
    boğuyordunuz.
    Daha sonra neseli, alaycı bir muharrir oldunuz. Herkes, sizi takdir ediyordu. Fakat, ya Rabbi, ben, sizin
    eski hüzünlerinizi ne kadar tercih ediyordum. Maatteessüf, bu kadarla da kalmadınız Kenan Bey… Bir
    zaman geldi ki, o hakaretleri, istihzaları bile çok gördünüz. Zavallı insanların gözünüzde eğlenilmeğe,
    hırpalanmağa bile, değer bir kıymeti kalmamıstı. Niçin böyle oldu Kenan Bey? Niçin siirsiz, bedbin,
    bedbaht, müstehzi, gaddar bir hikayeci oldunuz? Niçin semanızdaki yıldızlar birer birer dökülüp
    söndüler? Bunu bana söylemeğe mecbursunuz; çünkü onlar, benim gamlı günlerimin, karanlık
    gecelerimin en derin tesellisiydi. Temiz, ince, yüksek ruhlu Hüseyin Kenan’ı öldüren bu müstehzi,
    gaddar adama karsı içimde sönmez bir kin var.
     

Sayfayı Paylaş