1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Reşat Nuri Güntekin - Yaprak Dökümü

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Suskun tarafından 11 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin
    KİTABIN ADI : YAPRAK DÖKÜMÜ

    KATABIN YAZARI : REŞAT NURİ GÜNTEKİN



    'Yaprak Dökümü', Reşat Nuri Güntekin’in toplumsal sorunları, insan ilişkilerini, ahlaki değerlerin yozlaşmasını gerçekçi bir biçimde ele aldığı sosyal bir romandır.Cumhuriyet’in ilk yıllarında yazılmıştır.

    Yazarın sanat anlayışı gerçekçiliktir ve yazar kendi toplumunun başından geçen büyük toplumsal değişimlerin sonuçlarını eleştirel ve karamsar bir bakış açısıyla değerlendirmiştir. Eserin büyük toplumsal ve siyasal değişimlerin hemen ardından yazılması önemli bir noktadır.

    'Yaprak Dökümü'nün konusu maddi durumlarının karşılayabileceğinin üzerinde ve kendilerine ait olmayan bir yaşam tarzı sürmek isteyen bir ailenin başına gelenlerdir. Batılılaşmanın etkisiyle meydana gelen kültürel ve ahlaki yozlaşmayı bir ailenin başına gelenlerden yola çıkarak anlatır. Doğru kavranılmayan bir modernleşme anlayışının bireye, aileye ve topluma çok ağıra mal olabileceği temasına dayanır. Roman, Osmanlı İmparatorluğunu’ nun yıkıldığı 1900lü yılların başında geçer.

    Bilindiği gibi Batılılaşma akımı Osmanlı’nın son dönemine damgasını vurmuş bir fikir akımıdır. Fakat taklitçi ve niteliksiz bir medeniyetleşme Osmanlı’ya ağıra mal olmuştur. Yazar bu yanlış taklitçiliğin nelere mal olduğunu İstanbul’da yaşayan bir aileden yola çıkarak eleştirel ve karamsar bir anlatımla eserinde anlatmıştır. Olayın geçtiği çevre büyük değişimler geçiren bir toplumun küçük bir ailesi ve bu aile dışından birkaç kişiyle sınırlıdır. Olaylar namuslu bir aile babasının işten çıkmasıyla birlikte aile üzerindeki kontrolü süratle kaybetmesiyle başlar ve art arda meydana gelen yaprak dökümleriyle son bulur.

    [​IMG]

    Romanda, baş kişi Ali Rıza Bey namuslu, çalışkan ve kendisini çocuklarına adamış eski bir kaymakamdır. Beş çocuğu vardır. Emekli olduktan sonra özel bir şirkette memurluk yapmaktadır. Namusuna ve ilkelerine o denli bağlıdır ki bu uğurda çocuklarını kaybetmeyi bile göze alır. Hayriye Hanım Ali Rıza Bey’in hanımıdır. Ağır başlı ve çalışkan bir insandır. Şevket en büyük çocuklarıdır, iyi bir eğitim almıştır, ailenin geçiminden sorumludur ancak bazı zaafları da yok değildir. Fikret ağır başlı ve çok okuyan biridir ancak fiziksel güzelliği pek yoktur. Leyla ile Necla çok güzeldirler fakat yanlış eğilimlere sahiptirler. Ayşe ailenin en küçüğüdür. Ferhunde evin gelini aynı zamanda ailenin kaderini değiştirecek kişidir.

    'Yaprak Dökümü'nde; çağa ayak uydurmak adına girişilen büyük hayallerin, manevi değerlere önem vermemenin,israf yapmanın ve büyük sözü dinlememenin yıkımlara neden olacağı iletisi işlenmiştir.

    Reşat Nuri Güntekin, anlatımında gerçekçilik akımı damgasını vurmuştur. Cümleler kısa, iletileri nettir. Çok olmamakla birlikte tasvirler bulunur. Anlatıma karamsarlık egemendir. Anlatım akıcıdır ve üçüncü bir ağız tarafından yapılır. Bir yandan da, ruh çözümlemeleri yapmıştır. Güntekin aynı zamanda karakterleri oluştururken fiziksel tasvirlere yer vermiş, kişileri konuşturmuş ve karakterleri eylem ve ilişkiler düzeni içinde göstermiştir.

    Ali Rıza Bey,kendi hâlinde, dürüst bir insandır. İlkelerine ters düşen bir olay nedeniyle çalıştığı şirketten istifa eder. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket bankada işe başlar, evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, Neclâ ve Leylâ'nın da aklına girer. Evde sık sık partiler düzenlenir. Fikret, bu durumdan memnun değildir ama elinden bir şey gelmez. Hayriye Hanım ise kızlarına koca bulmak ümidiyle her şeye razı olur. Şevket de olanlardan memnun değildir ancak karısana olan zaafı onun da elini kolunu bağlar.

    Ali Rıza Bey ise işten çıktıktan beri gözden düşmüştür. Partiler için harcanan para maddî sıkıntılara yol açar kavgalar artar. Ali Rıza Bey ise üzüntüden ne yapacağını bilmez. Fikret bu hayata dayanamaz ve yaşlı bir adamla evlenir. Böylelikle ilk yaprak düşer. Şevket ise masrafları karşılamak için bankadan para çalar ve hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak da düşer. Ferhunde evden kaçar.

    Bu kaçışla hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer ve eğlencelere son verilir. Necla kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir.Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Leylâ kötü yola sapar,bir avukatın metresi olur ve evden kovulur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Ali Rıza Bey Fikret’e gider fakat orda kalmaz, İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için hastaneye yatırılır.Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastaneden çıkarır, kendi evine götürür.

    Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey halinden mutlu olacaktır

    Sonuç olarak, “Yaprak Dökümü” sosyal bir romandır. Gerçekçi sanat anlayışıyla yazılmıştır. Konu ve teması büyük toplumsal değişimlerin ailelere, bireylere ve topluma nasıl yansıdığını ele almıştırlar. Genelde şehir insanları konu alınmıştır. Eser, topluma yol gösterici niteliktedir. Örneğin, Reşat Nuri, Cumhuriyet Dönemi toplumcu yazarlardandır ve insanları Cumhuriyetle gelen yeni sisteme alıştırmak istemiştir fakat bunun geçmişteki gibi yanlış yapılmamasını eserinde verdiği mesajla anlatmıştır.

    Yazarın dili sadedir bu da iletileri netleştirmiş ve hikayeyi takibi kolaylaştırmıştır. Kahramanlar gerçek gibidirler. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; bu eser iletileri itibariyle değerli bir eserdir ve yazıldığı çağı ve yeni nesilleri aydınlatmada baş ucu kitabı olma özelliği taşırlar...
     
  2. Paradoks ~

    Paradoks ~ ... Elif ...

    Katılım:
    6 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.006
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    2.980
    Meslek:
    Yazılım mühendisi
    Yer:
    Konya
    Banka:
    114 ÇTL
    yaprak dökümünün konusu nedir
    Yaprak Dökümü kitabının konusu
    Yaprak Dökümü Reşat Nuri Güntekin kitap konusu

    Gelenek göreneklerine bağlı, özellikle ahlaki konularda çok titiz olan Ali Rıza Bey ile batılılaşma hareketine karışarak daha zengin bir hayat yaşamak isteyen çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir.
     
  3. Paradoks ~

    Paradoks ~ ... Elif ...

    Katılım:
    6 Eylül 2011
    Mesajlar:
    4.006
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    2.980
    Meslek:
    Yazılım mühendisi
    Yer:
    Konya
    Banka:
    114 ÇTL
    Reşat Nuri Güntekin Yaprak Dökümü özeti
    Reşat Nuri Güntekin Yaprak Dökümü konusu
    Reşat Nuri Güntekin Yaprak Dökümü ana fikri

    Eserin baş kahramanı Ali Rıza Bey, Bâbıâlî'den yetişmiş bir mülkiye memurudur. Otuz yaşına kadar Dahiliye kalemlerinden birinde çalışmıştır. İnsanların paradan başka şeylerle de mutlu olabileceklerine ve iyi ahlâkın bir insan için en büyük hazine olduğuna inanmayı ilke edinmişti.

    Annesi ve kızkardeşinin ard arda ölümüyle İstanbul'dan soğumuş, Suriye'de bir kaza kaymakamlığı görevi almıştı. Sonraları Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde yirmi beş yıl çeşitli memurluk görevlerinde bulunur.

    Kırk yaşlarına doğru evlenir ve beş çocuk sahibi olur. Trabzon'un bir sancağında mutasarrıflık görevinde iken, haklı fakat zayıf bir kişiyi; haksız ama kasaba eşrafından güçlü bir kişiye karşı koruyup, adaletin gerçekleşmesini sağlayınca görevinden alınır. Bunun üzerine İstanbul'a döner.

    Bir müddet işsiz gezdikten sonra tesadüfen karşılaştığı eski bir öğrencisi vasıtasıyla, onun müdürü olduğu bir şirkete mütercim olarak girer.

    Fakat bir süre sonra, yine aynı şirkete bu sefer kendisinin aracılığıyla memûre olarak alınan bir tanıdığının kızıyla müdürün evlilik dışı ilişkide bulunduğunu öğrenince o işi de terkeder.

    Aynı gün, Ali Rıza Bey'in tek erkek evladı ve beş çocuğundan en büyüğü olan Şevket, bir bankaya memur atanır. Bundan sonra Ali Rıza Bey evin yönetimini oğluna bırakır ve emeklilik hayatına başlar.

    Artık evde babalık hakimiyeti kalmamıştır. Hanımı ve artık büyüyen kızları parasızlıktan dolayı hep sorun çıkarırlar. O da kendini kahvehânelere atarak oralarda teselli bulmaya çalışır.

    Oğlu Şevket, çalıştığı bankadaki Ferhunda adında, evli bir kadınla ilişkide bulunur. Bunu öğrenen kocası Ferhunde'yi boşar; Şevket de onunla evlenmek zorunda kalır.

    Evin yeni üyesi Ferhunde, bir süre sonra evin yeni hakimi haline gelir. Ali Rıza Bey'in kızları Leyla ve Necla'yı kendi tarafına çeker ve zaten eve kapanmaktan şikayetçi olan bu kızlarla, o davet senin bu davet benim dolaşmaya başlarlar.

    Ali Rıza Bey'in büyük kızı Fikret ise bu evden ve yoksulluktan kurtulmak için elli yaşında ve üç çocuk sahibi bir adamla evlenip Adapazarı'na gider.

    Olanca fakirliklerine rağmen aşırı derecede müsrif davranan ev halkı, sonunda zor duruma düşer. Şevket, çalıştığı bankadan aldığı parayı yerine koyamadan yakalanınca, bir buçuk yıl hapse mahkum olur. Bunu fırsat bilen ve zaten evdeki yoksulluktan da hep şikayet eden Ferhunde evi terkeder.

    Birgün Leyla'ya Suriyeli bir adam talip olur. Kız tarafı tam kabul etmişken adam, Leyla'da hoşlanmadığı bir hareket görmesi nedeniyle ondan vazgeçtiğini; ancak verirlerse küçük kızları Necla ile evlenebileceğini söyler. Adamın zengin olduğunu sandıklarından bunu da kabul ederler. Fakat Necla adamla evlenip Suriye'ye gidince, aslında onun başka karıları ve yarım düzineden de fazla çocuğu olan ve pek de zengin olmayan bir yalancı olduğunu görür. Artık Necla da mutsuzdur.

    Tam evliliğe yaklaşmışken reddedilen Leyla ise bunalıma girmiştir. Bir müddet eve kapanır. Doktorun açık havada gezmesini tavsiyesi üzerine dışarılarda gezmeye alışır ve böylece eski davetlerden tanıştığı kötü kişilerle tekrar karşılaşır. Ve bir süre sonra cahilliği, parasızlığı ve güzelliği yüzünden kötü yola düşer.

    Bunu duyan Ali Rıza Bey, Leyla'yı evden kovar. Karısının, barışmalarında ısrarı üzerine Ali Rıza Bey bunu kabul etmeyerek, evi terkeder ve Adapazarı'na kızı Fikret'in yanına gider. Fakat orada da rahat edemez ve on beş gün kaldıktan sonra tekrar İstanbul'a döner.

    Bir süre evine uğramadan İstanbul'da dolaşır. Soğuk bir kış günü, sol el ve ayağı felç olur. Arkadaşları vasıtasıyla hastaneye yatırılır. Olayı duyan kızı Leyla ve karısı yanına gelirler ve artık iyice çökmüş olan Ali Rıza Bey barışarak eve dönmeyi kabul eder.

    Kızı Leyla artık, düştüğü kötü yoldan elde ettiği kirli paralarla da olsa oldukça zengindir. Hatta annesiyle beraber, düştüğü o kötü yolda kendisine hediye edilmiş bir evde yaşamaktadırlar.

    Ali Rıza Bey ise, yıllar önce: "Kızlarının ahlâksızlıklarına göz yumarak, para yiyip geziyor !" diye kızdığı eski bir kahvehâne arkadaşıyla aynı durumda olarak, kızı Leyla'dan gelen paralarla, takım elbiseler içinde, mutlu bir halde yaşıyordur. Yalnız, onu mutsuz eden bir tek şey vardır: "Kendisine o eski sözlerini hatırlatan, eski kahvehâne arkadaşlarıyla yolda göz göze gelmek..."
    Not: Romanda Ali Rıza Bey'in beşinci ve en küçük kızı Ayşe'nin sadece adı geçmektedir.
     

Sayfayı Paylaş