1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Rol Yapmıyorum İnsan Oluyorum

Konusu 'Kadın' forumundadır ve Suskun tarafından 16 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Psikoloji ve Pedagoji kitaplarına bakacak olursak,
    Anne ve Baba olmak öncelikle bir ‘rol’ü üstlenmek ve yerli yerinde temsil etmek demektir…

    ’Eşler arası rol dağılımı’, ‘Aile içinde anne-baba ve çocuğun rolü’ gibi başlıklar popüler başlıklardır…

    Bu ‘rol’ kavramsallaştırmasını oldum olası sorgulamışımdır. Fakat ‘rol’ kavramını tiyatroda rol yapmakla karıştırmayacak kadar da saf olmadığımı tahmin edersiniz… Yani sorgulamam bir yanlış anlamadan kaynaklanmıyor, tam aksine doğru anlamaktan kaynaklanıyor… Kanaatime göre anne ve baba olmak ‘rol’e indirgenemeyecek boyutta bir ‘var oluş’ meselesidir… Halbuki modern psikoloji ve pedagoji (ve dahi sosyoloji) aileyi sadece yatay planda toplumsal bir birim, anne babayı da bu sosyal birimin üyeleri olarak algıladığı için ‘rol’lerden dem vuruyor… “Peki öyle değilse nasıl algılayacağız?” diyeceksiniz ki hakkınız var.
    Öncelikle, insan denilen varlık bütün bir kainatın parçası olarak (mekanik bir parça değil, okyanustaki damla gibi bir parça) büyük bir ruh cevheri taşıyan, cismi küçük anlamı büyük, kökleri gayb aleminde gövdesi şimdi ve burada (şehadet alemi), dal ve budakları yine gayba yönelik şerefli bir varlıktır… Özünde metodik ateizmi barındıran sosyal bilimlerin söylediği gibi ne bir ‘organizma’, ne bir ‘sosyal varlık’ ne de ‘kompleks bir metabolizma’ değil… Temel insan tanımı ‘mahlukatın en şereflisi’ olan bir anlayışı baz alarak bir nefs ilmi (psikolojinin Müslümancası) geliştirilecek olsaydı, acaba anne babaya, aileye, çocuğa karşı bakış açısı nasıl olurdu ve kavramlar nasıl kurulurdu? Çocuk terbiyesine nasıl bakılırdı? Öyleyse net konuşalım:

    1) İnsan dünyaya bütün varlıkla birlikte bedenini ruhuna tabi kılmak, ruhunun olgunluğuna bedenini yaklaştırmak için terbiye olmak amacıyla gelmiş bir varlıktır…
    Varolan herşey Rabbin terbiyesine muhatap olmaktadır, her şey kendi hamlığından olgunluğuna oradan da ölüme yürümekle terbiye sürecini ifa etmektedir. Bir gül, fidan olmaktan tomurcuklanmaya, tomurcuktan goncaya, goncalıktan gür ve gümrah bir gül olmaya oradan da toprağa karışmaya doğru uzanan çizgide üzerinde ilahi terbiyenin kemâl yolculuğunu göstermektedir. Ölüm, olgunluğun zirvesidir, terbiyenin de doruk noktasıdır. Bu yönüyle hayata anlamını veren ölümdür, ölümsüz bir hayat eksik kalacaktı… Tıpkı bu örnekte olduğu gibi, her şey kendi gelişim sürecinde potansiyel halden aktif hale geçerek üzerindeki terbiyeyi mükemmelliğe taşır… Öyleyse anne baba olmak, tüm zahmetleriyle birlikte insan için “kâmil insan olma yolculuğunda” çok önemli bir terbiye sebebidir. “Çocuğum benim dünyada terbiye olma, kâmil insan olma yolculuğumun en önemli vesilelerinden biridir” diye, birbirine ve çocuğuna bakmak acaba ne anlama gelir?

    2) Bir heykeltraşın önündeki çamura şekil vermesinin incelikli yöntemleri anlamında bir çocuk terbiyesinden bahsedilemez… Birinin özne (anne-baba veya öğretmen) diğerinin nesne olduğu bir aktif-pasif ilişkisinden ve bu anlamda bir çocuk eğitiminden söz edilemez… Hatta bu anlamda, çocuk terbiyesi diye bir şey yoktur. Anne babanın terbiyesi vardır. Çocuğumuzun terbiyesi bizim nefsimizin ham taraflarının terbiyesinin bir yoludur. ‘Çocuğumu terbiye ediyorum’ demeyeceğim, ‘Çocuğumla terbiye oluyorum’ diyeceğim… Zor çocuk zor bir terbiyeye ve imtihana muhatap olduğum anlamına gelir. Hastalık, kaza, yaralanma, özürlülük, musibetler benim üzerimdeki ilahi terbiyenin ve tasarrufun bir parçasıdır… Hayır, ben çocuğumu terbiye etmiyorum, onun aracılığıyla kendi terbiyem için gayret ediyorum. Ben kendi terbiye sürecimde başarılı oldukça bunu çocuğumda, aynada kendimi seyreder gibi seyrediyorum…

    3) Bütün bunlarla birlikte düşündüğümde anne baba olmak bir varoluş meselesidir, dünyadaki vazifemi yerine getirmekle ilgilidir, nefsimin hoyrat yanlarıyla mücadele edip bedenimi ruhuma yoldaş kılmamın bir yoludur. Aile içinde “rolümü” yerine getirmiyorum, insan oluyorum. Bir baba olarak akşam yemeğinde sofrada olmak için koşturuyorsam bunu “babalık rolünü” yerine getirmek için değil “insan olma” olma randevuma geç kalmamak için yapıyorum.

    Özetle:Rol yapmıyorum, İnsan oluyorum…



    Yusuf Özkan Özburun​
     

Sayfayı Paylaş