Romantizm ( Coşumculuk )

Suskun

V.I.P
V.I.P
Katılım
16 Mrt 2009
Mesajlar
23,140
Beğeniler
322
Şehir
Türkiye
#1
Romantizm ( Coşumculuk )

(19. yüzyılın yarısı)


Toplumsal ve yaşamdaki değişmelerden kaynaklanan romantizm, klasisizmin dayandığı kurallara karşı bir tepki olarak doğmuştur. 18. yüzyılda İngiltere’de başlayan romantizm, Fransız edebiyatını da etkisine alarak 19. yüzyılın ilk yarısında klasisizme egemen olmuştur.

Romantizmin gelişmesinde, hiç kuşkusuz “Aydınlanma Çağı” düşünürlerin ve Krallığa karşı Cumhuriyetçiliğin güçlenmesinin etkisi temel belirleyicidir. J.J Rousseau, Voltaire, Montesquie, Diderot gibi Aydınlanma Çağı (18. Yüzyıl) düşünürlerinin geliştirdiği “özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakları” gibi kavramlar romantizmin düşünsel temelini oluşturmuştur.

1789 Fransız İhtilali’yle güçlenen Cumhuriyetçilik de romantizmin siyasal ortamını belirlemiştir

İngiliz edebiyatında ilk örnekleri görülen romantizm, Fransa’da bulduğu düşünsel ve siyasal ortam içinde bir sanat akımı olarak belirginleşmiş ve ilkeleri de Victor Hugo’nun Cromwell adlı dramının önsözünde açıklanmıştır.

Özellikleri

· Klasisizmin biçime öze ilişkin tüm kuralları reddedilmiştir.
· Aklın, mantığın ve sağduyunun yerini, bireysel duygu, hayal ve heyecanlar almıştır.
· Klasik tragedya ve komedyanın bütün bağlayıcı kuralları bırakılmış bu iki tür dram türünde bütünleştirilmiştir. (Öncüsü Shakespeare’dir)
· Duygulu ve coşkulu olan romantikler yapıtlarında Kişiliklerini gizlemezler, anlattıkları olaylar karşısındaki tavırlarını açıkça ortaya koyarlar.
· Dış dünyayı, doğayı renkli, abartılı betimlemelerle anlatmışlar, doğayı sanatçının esin kaynağı olarak değerlendirmişlerdir.
· Klasisizmdeki evrenselin, genelin ve tipin yerini; ulusal, yerel ve karakter almıştır.
· Ulusal tarihe, dinsel konulara yönelmiştir; ölüm, acı, aşk, intihar temalarına ağırlık vermişlerdir.
· Eski Yunan ve Latin mitolojisi yerini, Hıristiyanlık mucizelerine, ulusal destanlara, efsanelere bırakmıştır.
· Dil ve anlatımda klasikler gibi disiplinli ve özenli değildirler.
· İşledikleri konular, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin karşıtlıkları içinde ele alınmıştır.
· Toplumsal olumsuzluklara karşı çıkılmış ve “toplum için sanat” anlayışı benimsenmiştir.

FRANSA’DA
• CHATEABRIAND (1768-1848) ROMAN Gezgin ve yazardır. ATALA, MEZAR ÖTESİNDEN, ANILAR…
• VİCTOR HUGO (1802-1885) ROMAN, TİYATRO, ŞİİR :SEFİLLER, NOTRE DAME’IN KAMBURU, CROMWELL,HERNANİ, KRAL EĞLENİYOR, RUY , BLAS…
• A.DUMAS PERE (1802-1870) ROMAN:ÜÇ SİLAHŞÖRLER, MONTE KRİSTO KONTU
• ALFRED DE MUSSET ROMAN, ŞİİR: BİR ZAMANE ÇOCUĞUN İTİRAFLARI,GECELER
• LAMARTİNE (1790-1869) ŞİİR, ROMAN:GRAZİELLA, RAPHAEL(ROMAN),ŞAİRANE DÜŞÜNCELER(ŞİİR)
• GEORGE SAND (1804-1876) ROMAN: PEMBE VE BEYAZ, İNDİANA, BİR YOCUNUN MEKTUPLARI

ALMANYA’DA

• GOETHE (1739-1932) ŞİİR, TİYATRO, ROMAN:FAUST(OYUN), GENÇ WARTHER’IN ACILARI (ROMAN)
• SCHILLER ( 1759-1806) TİYATRO:HAYDUTLAR, DON CARLOS, WİLHELM TELL

İNGİLTERE’DE

• LORD BYRON (1788-1824) : ŞİİR
• SHELLEY : ŞİİR
• SIR WALTER SCOTT (1771-1832) TARİHSEL ROMAN TILSIM, MANASTIR, TEHLİKELİ ŞATO…

RUSYA’DA

• ALEKSANDR PUŞKİN (1799-1839) ŞİİR, TİYATRO,: HİKÂYE, YÜZBAŞININ KIZI(HİKÂYE), ÇİNGENELER(ŞİİR)

Türk Edebiyatı’nda romantizm Batı’daki önemini yitirdikten sonra etkili olmuştur. En çok Tanzimat Edebiyatı’nı etkisi altına alan romantizmin özellikleri, Namık Kemal, Ahmet Mithat ve Abdülhak Hamit’in eserlerinde gözlenebilir.
 

Benzer konular

Top