1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ruh Sağlığı

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 29 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    PANİK ATAK
    Yeterince nefes alamadığınızı hissediyorsunuz, kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atıyor, içiniz sıkışıyor. Herkesin günlük yaşamında yaptığı bazı şeyleri yapamıyorsunuz; süpermarkete ya da sinemaya gitmek, uçağa ya da asansöre binmek gibi. Kaygılanıp, korkuyorsunuz. Korkularınızın herhangi mantıklı bir nedeni olmadığını biliyorsunuz ama yine de bu duygunuzla başedemiyorsunuz. Aklınızı yitireceğinizi, tümüyle kontolünüzü kaybedeceğinizi, bayılacağınızı hatta kalp kirzi geçirip öleceğinizi düşünüyorsunuz. Yalnız değilsiniz!

    Panik atak aşağıda sayılan 13 bedensel ve bilişsel belirtilerden en az dördünün eşlik ettiği yoğun korku ve rahatsızlık hissidir.

    1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
    2 - Terleme
    3 - Titreme ya da sarsılma
    4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
    5 - Soluğun kesilmesi
    6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
    7 - Bulantı ya da karın ağrısı
    8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
    9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
    10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
    11- Ölüm korkusu
    12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
    13- Üşüme ürperme ve ateş basması

    Bu belirtiler genellikle 10 dakika gibi bir sürede yoğunlaşarak doruk noktada sıkıntı verir sonra da genellikle yavaş yavaş azalır. Bu durum bir kez olursa panik nöbet olarak isimlendirilir. Ancak tekrarlamalarla gideceğinden kişi ne zaman olacak diye beklentiden dolayı sıkıntı duymaya başlar ki buna beklenti anksiyetesi denir. Bu anksiyete nedeniyle dışarı yanlız çıkmaktan korkmaya yanında birisi olmadan uzağa gitmekten kaçınmaya başlar. Tekrarlayan panik nöbetlere ve kaçınma davranışının eşlik ettiği duruma panik bozukluk denir.

    Panik atak hastalarında yaşanan bu nönetler bunaltıcı, yorucu sinir bozucudur. Ama size iyi bir haberimiz var.

    Panik ataklardan kurtulabilirsiniz.

    Bu atakların yarattığı kaygıdan kurtulabilirsiniz.

    Panik atak yüzünden artık hiçbir planınızı iptal etmenize gerek kalmayabilir.

    Panik ataklar farkında olmadan öğrenilen davranışlar sonucunda oluşurlar. Ataklardan kurtulmak için yapmanız gereken bu davranışları yapmamayı öğrenmektir. Genelde insanlar atakları daha az yaşamak için;

    • Panik atak yaşayabileceklerini düşündükleri tüm olayları saf dışı bırakmaya ve kendilerini güvende hissetmedikleri, yardım görmeyecekleri her yerden kaçmaya çalışırlar.
    • Yeniden yaşayabilecekleri panik atağını düşünerek sürekli yeni atağın sinyallerini beklemeye çalışırlar.

    Ancak bu korkular gittikçe daha büyük korkulara ve bu korkulardan daha çok kaçınmaya yol açar. Peki yaşanan bu kısırdöngüyle nasıl başaçıkabilirsiniz Panik atağın temelinde bulunan iki ana unsurla başa çıkmada iki aşamalı bir çalışmayla başarılabilir.

    • Kişinin içinde yaşanan kaygı ve sıkıntı duygusunu kontrol altına alarak, paniğe kapılma korkusunu azaltmak.
    • Panik yaratabilecek olan olay ve duygulardan kaçınmayı sona erdirmek.

    Bu noktada ilk anlaşılması gereken nokta şudur Panik Atak Tehlikeli Bir Virüs Değildir. Bu anlaşıldıktan sonra panik atak duygusunu yaratan olaylarla yüzleşilmeli ve yarattığı duygularla başa çıkmayı öğrenmelisiniz.

    Gelecek Konumuz: Bir kaç basit teknikle atakları nasıl daha kolay atlatabilirsiniz.

    Psikolog Uğur DALAN
    udalan@psikodestek.com
     
  2. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Depresyon, can sıkıntısı, huzursuzluk, hayatın günlük akışındaki iniş çıkışlardan farklı bir rahatsızlık. Bunalmışlık duygusu, diğer belirtilerle birlikte birkaç haftadan uzun sürüyorsa, depresyon sözkonusu olabiliyor. Depresyon kişiyi etkisi altına alan ciddi bir sağlık sorun sayılıyor. Bu rahatsızlık, duyguların yanısıra davranış biçimi, vücut sağlığını, dış görünüşü, okuldaki başarıyı, ve günlük hayatın gerektirdiği seçimler ve baskılarla başa çıkabilme yeteneğini etkiliyor.

    Sebepleri neler?

    Depresyona sebep olan faktörlerin tamamı henüz bilinmiyor. Ancak çeşitli biyolojik ve duygusal faktörlerin bir insanda depresif bir bozukluk gelişmesine neden olduğu biliniyor. Son on yılda yapılan araştırmalar, kalıtımın depresyonda rolü olduğunu gösteriyor. Kimi ailelerde depresyon daha yaygın olabiliyor. Yaşanan çeşitli kötü deneyimler ve hayat olaylarının yanı sıra, stresle başa çıkmadaki zorluk, kendine değer vermemek ve kötümserlik gibi bazı kişilik özelliklerinin de depresyona eğilimi arttırdığı biliniyor.

    Ne kadar yaygın?

    Depresyon, sanıldığından çok daha sık karşılaşılan bir hastalık. Her dört kadından biri ve her sekiz erkekten biri hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Her yıl 13 –19 yaş arasındaki gençlerin ortalama yüzde 3 - 5'i depresyonla karşı karşıya kalıyor.

    Nelere yol açıyor?

    Depresyon son derece ciddi olabiliyor. Okulda başarısızlığa, okuldan kaçmaya, alkol ve uyuşturucu bağımlılığına, evden kaçmaya, çaresizlik ve ümitsizlik duygularına neden oluyor. Son 25 yıl içinde gençlerde ve genç yetişkinlerde intihar vakalarının ciddi oranda arttığı görülüyor. İntihar eğilimi çoğu zaman depresyona bağlı gelişiyor.

    Her depresif bozukluk aynı mı yaşanıyor?

    Depresyonun çeşitli tipleri var. Bazı insanlar hayatında sadece bir kez depresyonla boğuşuyor. Ancak birçok insanda depresyon birden fazla tekrarlayabiliyor. Bazı depresyon vakaları ortada görülür bir sebep olmadan başlıyor. Fakat bazıları hayatta karşılaşılan olaylarla ve stresle bağlantılı olarak gelişiyor. Depresyondaki kişiler bazen yataktan kalkmak ya da giyinmek gibi sıradan gündelik işlevleri bile yerine getiremez oluyor. Bazılarıysa, manik değresif denen ve ruh halinin karamsar derinlikleri ve coşkulu aktivite yoğunluğu arasında gidip gelebiliyor.

    Tedavi edilebiliyor mu?

    Depresyon tedavi edilebiliyor. En ağır şekilleri de dahil olmak üzere, depresyon vakalarının yüzde 80 - 90’ı yardım görerek iyileşebiliyor. Depresyon belirtileri psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikte uygulanarak iyileştirilebiliyor. Depresyon tedavisindeki en önemli ve çoğu zaman da en zor adım yardım isteyebilmek.

    Neden yardıma başvurulmuyor?

    İnsanlar çoğu zaman depresyonda olduklarını bilmedikleri için yardım istemiyorlar. Bu da tedavilerini geciktiriyor. Gençlerin de erişkinlerin de bu konudaki sorunu aynı oluyor. Depresyon belirtilerini kendilerinde veya çevrelerinde görseler bile tanıyamıyorlar.


    Depresyon Kendini Nasıl Gösterir?

    Şimdi sıralayacağımız semptomlar eğer iki hafta süreyle kendini gösterirse o kişiye depresyon tanısı konabilir. Özellikle ilk iki maddeden birinden yakınılıyorsa hiç vakit geçirmeden hemen bir hekime görünülmelidir.

    1. Bütün gün boyu devam eden duygudurum azalması.
    2. Bütün gün boyu süren etkinliklere karşı ilgi ya da yaşam zevkinin azalması.
    3. Hergün uykusuzluk veya aşırı uyuma.
    4. Kilo kaybı veya kilo alınması
    5. Değersizlik veya aşırı suçluluk duyguları.
    6. Düşünme ve konsantrasyonda azalma.
    7. Alınganlık, tepkisellik, saldırganlık, her lafa karışma veya bitkinlik, tembellik, ilgisizlik, enerji kaybı.
    8. İntihar etme düşünceleri.

    Depresyonda Kendinize Yardım

    · Hher olumsuz düşünce için bir olumlu düşünce geliştirin.
    · Negatif değil pozitif bakış açısı olan insanlarla ilişki kurun. Bu insanlar sizin moralinizi yükseltirler.
    · Dikkatinizi kendinizden uzaklaştırmak için başkasına yardım edin.
    · Hergün fizik egzersiz yapın, sadece yürüyüş olsa bile.
    · Farklı bir şey yapın. Yeni bir yere gidin, yeni bir restaurant deneyin.
    · Yeni bir projeye başlayın. Zor olmasına gerek yok ama mutlaka eğlenceli olmalı. Eğleneceğiniz ve kendinizi ifade etmenize izin verecek bir şeyler yapın (örneğin; yazı yazma, resim yapma)
    · Gevşemenize yardım edecek bir şeyler yapın. Müzik dinleyin, kitap okuyun, ılık bir duş alın, gevşeme egzersizleri yapın.
    · Alkol ve maddeden uzak durun. Alkol ve madde depresyonu daha da kötüleştirir.
    · Kendinize erişilmesi güç amaçlar koymayın ve büyük sorumluluk almayın.
    · Büyük işleri parçalara bölün, öncelik sırasına göre ve yapabileceğiniz kadarını yapın.
    · Kendinizden beklentileriniz çok büyük olmasın.
    · Başka insanlarla birlikte olmaya çalışın, yalnız olmaktan daha iyidir.
    · Kendinizi daha iyi hissedeceğiniz aktivitelere katılın.
    · Hayatınızla ilgili önemli kararlar (iş değiştirme, evlenme, boşanma v.b.) almayı depresyonunuz geçinceye kadar erteleyin.

    Olumsuz düşünceleriniz depresyonun bir parçasıdır, tedavi ile birlikte kaybolacaktır.

    Depresyonda Başkasına Yardım

    · Depresyonda bir yakınınıza yardım edebileceğiniz en önemli konu onun uygun tanı ile uygun tedavisinin uygulanmasını sağlamaktır. Bu, yakınınızın doktordan randevusunu alıp, gitmesini sağlamakla başlayabilir. Ayrıca yakınınızın ilaçlarını alıp almadığına da dikkat etmelisiniz.
    · Depresif kişiyi tembellikle ya da hastalık numarası yapmakla suçlamayın. Bu tür davranışları tedavi ile zamanla daha iyi olacaktır.
    · Duygusal destek önemlidir. Bu anlayış, sabır ve kabullenmeyi gerektirir. Onu konuşmalara dahil edin, dinleyin. Gerçeklere dikkat çekin, ümitli olun. İntihar uyarılarını dikkate alın ve hekime bildirin.
    · Depresif yakınınızın aktivitelere, yürüyüşlere v.b davet edin. Reddettiğinde kibarca ikna etmeye çalışın. Ama zorlamayın, depresif kişi işbirliğine ve yönlendirmeye ihtiyaç duyar ancak ağır istekler / beklentiler başarısızlık hissini arttırır.


    Kimler Risk Altında?

    Hiç kimsenin depresyona karşı bağışıklığı yoktur. Depresyon her yaşta, her sosyal sınıfta, her ülkede ve her kültrel çevrede görülebiliyor.

    Cinsiyet: Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık iki kat fazla depresyon görülüyor. Bunun için çeşitli açıklamalar öneriliyor. Ancak, en yüksek olasılık kadınların hayatındaki fizikososyal faktörleri. Yani kadınların aynı anda hem anne, hem eş ve ev kadını, hem de iş kadını rollerini üstlenmek zorunda kalmalarından ötürü daha fazla strese mazur kalmaları.

    Yaş: Depresyon olasılığının yaşla birlikte arttığı düşünülüyor. İkinci Dünya Savaşı öncesinde ilk depresyona giriş ortalama 40’lı yaşların sonlarındaydı. Ancak yeni çalışmalar, günümüzde artık başlangıç yaşının 20’lerin sonlarında olduğunu gösteriyor.

    Sosyo - ekonomik düzey: Gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe, depresyon oranları düşüyor. Daha ağır depresyon tipleri, genelde daha düşük sosyo-ekonomik gruplarda gözleniyor.

    Diğer hastalıklar: Akut hastalıklarla ve uzun süre bakım gerektiren hastane ortamında yatmaları gereken hastaların yüzde 10 – 15’i depresyon geçirebiliyor. Bunlara ek olarak yüzde 20 - 30 arasında bir gurupta depresif semptomların gösterdiği saptanmış.

    Alkol, kokain vb. gibi madde bağımlılığının da depresyon riskini arttırdığı kanıtlanmış.

    Hastalık Depresyon oranı

    Ayakta tedavi 2 – 15
    Yatarak tedavi 12
    Kanser 18 – 39
    Miyokard Enfarktüs 5 – 19
    Romatoid Artrit 13
    Parkinson 10 – 37
    İnme 22 – 50
    Diyabet 5 – 11

    Aile hikayesi: Depresyon hastalığı geçiren veya geçirmiş olan ailelerde, depresyon görülme olasılığı ortalama 2 – 3 kat daha fazla oluyor.

    Medeni durum: Eşinden ayrılmış ya da boşanmış kişilerde depresyon riski evlilere oranla 2 – 4 katı daha fazladır. Ayrılmış ya da boşanmış erkeklerin riski kadınlardan daha yüksektir.
     

Sayfayı Paylaş