1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ruhsatsız sevdam..

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 4 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    İnsan bazen duygularının akışını kontrol etmek de zorlanıyor veya kontrol edemiyor. Zaman zaman o kadar değişken ki duygular. Düşüncende ve kalbinde biriktirdiğin bütün olumsuzluklar bir anda yerini daha olumlu, güzel düşüncelere ve duygulara bırakıyor. Bunun nedeni insanda bazen çok basit, bazende çelişkili cevaplar bulabiliyor. Cevap bulması gereken bir soruda, aslında bu durumun bir zaaf mı yoksa bir erdem mi olduğu. Bunun sonucunu çıkarırken yaşanılanların insanın hayatında ne kadar yer aldığı ve benliğine ne kadar kazındığıda tabiki çok önemli.

    Bazı durumlar için yaşanılanlardan dolayı insan daha katı düşüncelere sahip olsada, bazı yaşanılanların sonucunda da bu durumu muhafaza edemiyor. Bunun nedenide bence kişinin veya yaşanılanların insanın yüreğindeki en hassas yerinde mevcut oluşu ve hayatında büyük yer kapladığıdır. İşte böyle zamanlarda insan, gerçekten yüreğine ve duygularına asla söz geçiremiyor. Ve doğrusu neden geçirmesi gerektiğinin de tam olarak cevabını bulmuş değilim. İnsanın yüreğinde ve düşüncesinde var olan ve yaşaması mümkün olan bir hayatı, gerçek yaşantısında neden ortaya koyamadığıda, cevabı mümkün olmayan sorular arasında sanıyorum her zaman yerini koruyacaktır. Bizler galiba daha çok, daha kolay ve daha mutlu bir hayat yerine, daha zor ve daha mutsuz bir hayat seçiyoruz. Belkide yaratılışımız da var, yada belkide bizler daha sonradan icat ediyoruz böyle yaşamayı.. Esasen hayat; mutlukla dolu bir dakikayı bile boşa geçirilmesi göze alınamayacak kadar çok kısa.. Tamamen anı yaşamak hedef alınmamalıysada, yaşanılacak veya yaşanılması mümkün olan mutlu ve güzel anlarında geçip gitmesine izin verilmemeli sanıyorum.. Bilmem belkide hayat böyledir…

    Bunun yanında insanın her anında bir hayal yaşamasıda var tabiki. Yanında olmayan fakat her zaman yakınında hissetiğin ve yokluğuna hiç alışamadığın biri gibi. Her yerde ve her anında onun anılarıyla avunup, hayalinde tekrar tekrar yaşamak gibi. Özlemini içinde yakarcasına ve acıtırcasına yaşamak gibi. Bakışına, sarılışına, gülüşüne, dokunuşuna hasret kalıp, onu hayalinde yaşatmak gibi. Teninin o güzel kokusuyla bütünleştirdiği, kullandığı kokusunu hissetiğinde, yakınında olduğu zannedip gözlerinle onu arayıp ve sonra bulamamanın burukluğunu yaşamak gibi. Onun dokunduğunu bildiğin eşyalara dokunmak, geçtiği yollardan geçmek, onun olduğu fotoğraflara dakikalarca bakıp avunmak gibi.. Yüreğini acıtsada yaranı tekrar tekrar kapatıp, yokolmasına asla izin vermemek gibi. Yastığına başını koyduğunda ve tekrar güne uyandığında ilk aklına onun gelmesi gibi. Kadehini hep ona kalırıp, her yudumu onunla yudumlamak gibi.. Denizlere onu anlatmak, yakamozda onunla kaybolup gitmek gibi, denizin üzerinde yürümek gibi.. Aşk gibi, sevda gibi..

    Sen benim zaafım, sen benim mücadelem, sen benim erdemim, sen benim mutluluğum, sen benim anlaşılmazım, sen benim vazgeçilmezim, sen benim kaybedişim, sen benim ızdırabım, sen benim özlemim, sen benim hayatım, aşkım, sevdam oldun.. Kimi zaman gerçek, kimi zaman hayal oldun.. Ama hep oldun..

    Olman gerektiği gibi yanımda, kalman gerektiği gibi hep kalbimde ol.. Her an Sevginle ve Sevgimle kal.. Sen benim ruhsatsız sevdam…


    (alıntı)
     

Sayfayı Paylaş