Ruhuma Bir Düğüm Attım

Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#1
Ruhuma bir düğüm attım tam ortasından
Ve en büyük aşkımı boğdum bir kaşık suda
Su da bulandı, yok oldu ölüm korkusu d
Aradığım sudaki ayak izlerindi belki
Belki bulutlar arasından bekledi kalbim bir bakış
Bitti..
Olmayan aşkın bitti, bana kaldı can havliyle yakarış
Boyu bir karıştı aşkımın, tek derdi kazanamayacağı bir yarış

Ruhuma bir düğüm attım ortasında
Bana sensizlik, sana sessizlik kaldı
Tek başına yaşadığım hayatlarım vardı ruhumun en derininde
Benden hiçbir şey alamadın, en derinimde yine o kaldı.

Kalbime bir kurşun attın tam ortasından
Farketmezdi, sen kendine attın.
Farzet ki su boğar, ateş yakardı
Farzet ki, aşk suyumdu, sevgi ateşim
Bir kez daha yandım en fazlasından

Ruhuma bir düğüm attım en ortasından, aşkıma bir ölüm
Bir damla suya muhtaçtı en yangınlarım
Okyanusun ortasında bir damla gözyaşını bekledim ellerim semada
Tek bir damla yaş düşmeden gözlerimden, onun için ağlarım

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#2
Benim Kışlarım Yaza Benzer

Öyle soğuklarda yanarım ki kimse üşüdüğümü bilmez.
Kimse kendime yettiğimi de bilmez de yalnız kaldığımı farzeder
En çok kışı severim ben
En çok kışın ısınmayı
Kış karları, karlar üşümeyi ve üşümek de ateşi, yazı sevdirir
Her kış gelecek yazı düşler ve ısınırım
Ve düşlerim öyle geniştir ki karlar ortasında güneşi düşünerek ısınırım
Benim kışlarım yaza benzer
En çok kendim inanırım
Kendim bilirim en fazla karların dondurduğu kadar yaktığını da
Ve bir yaz günü kaybettiğim umutlarımı, bir kışın göbeğindeki boranlarda ararım
Ben en çok yazları üşürüm
Kışın geleceğini bilmek, gelecek korkusunu depreştirir yüreğimde
Kışı düşünmekten yazı yaşayamam da
Onun için benim yazlarım kışa benzer
Ve yüreğimde yazları yaşarım, bedenim karlar altındayken
Bir tek düşüncelerimi tutsak edemem ben
Hislerimi tutsak ettiğinden ve kuşkularımı örttüğünden başka
Hep bir kış ortasında yazın ölmeyi düşlerim
Ölürüm de zaman zaman; yinede öldüğümü hepinizden gizlerim

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#3
Sonsuza Kadar

İlk gördüğüm sendin, son gördüğüm bir yabancı
Hani bir yastığımız olacaktı, bu ikinci yastık kimin?
Sen, ruhumdaki son sancı…
Gidiyorsun ama ruhuma kazındı ismin….

Sen ‘evet’ dedin, ben ‘sonsuza kadar’…
Oysa ki bir evin eşyalarını paylaşmak değildi benim amacım.
Bir hayatı paylaşacaktık seninle, bir ölümü…
Sen silersin belki ama, ben nasıl unuturum dünümü…

Eşyalarımı topladığım valiz kadar küçüktü ömrüm
Ve bir aşkı paylaşmayı göze alacak kadar da büyük.
Şölen masalarında yalnız kalmaktansa,
Bir fakir sofrasındaki mutluluğumdu ekmeğim bir dilimini böldüğüm.

Ben gidiyorum şimdi, sen kalarak terk ediyorsun.
Hani iyi ve kötü günde birdik, hani bu yuvayı sonsuza kadar sevecektik?
Senin sonsuzun dün bitti, benimki halen sonsuza kadar…
Keşke bana ‘seviyorum’ demeseydin, kandırmasaydın beni bu kadar…

Şimdi bana git diyorsun, bitti diyorsun…
Sen benim hayatımdın, kaderimdin.
Kaderimin sonuna mı geldim, hayatım mı bitti?
Benimki devam ediyor ama senin sonsuzun burada bitti.

Bu masayı hatırlıyor musun, ilk defa kahvaltı ettiğimiz…
Ya ilk filmi sarılarak beraber seyrettiğimiz?
Ben gidiyorum sadece ikimizin şarkısını alarak…
Hani hayatımızdı bizim şiirimiz, her gün bir mısra eklediğimiz?

Niye gözlerin şimdi bir başka bakıyor?
Niye hatırladığım en güzel sözlerin beni yakıyor?
Yuvamızın çatısı yıkıldı görmüyor musun…
Şimdi yeni bir gökyüzü sana bakıyor…

Şu yıldızı hatırlıyor musun gökyüzündeki.
İkimizin yıldızıydı her gece hayale daldığımız.
Bir de onu alıyorum giderken yanıma.
Her gece ben seyredeceğim yıldızımızı tek başıma,
binlerce defa çalarken şarkımız…

Ben bu kapıdan ve hayatından şimdi çıkıyorum.
Şarkımızı ve yıldızımız alarak.

Benim olduğun her dakika için teşekkür ediyorum.
Sen ise beni terk ediyorsun burada kalarak.

Ve sonsuza kadardı benim aşkım, yeminim.
Yine de sonsuza kadar sürecek.
Aşkım, evim kabe’mdi benim.
Yavrumu sana emanet ediyorum tek aşkım, son sevgilim…

"Yalan ömrüme bin dert katıyorum
Sana değmeden elini tutuyorum
Ömrüm bitiyor görmeden gidiyorum

Sana param parça bir kalp bırakıyorum..
Niye böyle oldu diye sen sor kendine
"Ben gidiyorum!"

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#4
Bu Şehir

Islak sokaklar mevsimindeyiz artık
Bu kalabalık şehre hüzün yağar
Bu zamanlar yalnızlık yağar caddelerine
Darma dağın saçlar
Islanmış yüzler hep yere bakar
Kahveleri bile dert yüklenir
Çayları bile daha demli
Unutulan sevgililer hatırlanır
Veya sevgililer unutulmaya çalışılır
Bu mevsimde vitrinleri az sulu rakı gibidir
Bu şehrin her adımı yalnızlığa atılır
Yinede hızlı atılır adımlar
Koşulur bu sokaklarda
Herkes kendi türküsünü söyler
Yüzünü buruşturarak
Herkes kendi hikayesini en acıklı sanır

Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sensiz öldüm
Gözlerimi kapattım uyumadan
Düşümde seni gördüm
Dün gece bir aşkı gömdüm derine
Dün gece sensiz öldüm
Gözlerimi kapattım uyumadan
Düşümde seni gördüm

Sensiz olan bu şehir istemem aşksız olsun
Sensiz olan bu aşk istemem bensiz olsun

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#5
Sokakların Yalnızlığı Bana Benzer

Sokakların yalnızlığının benim yalnızlığımdan farkı yok.
İkimizden de pek çok kişinin yolu geçer.
İkimizde de pek çok kişi barınır.
İkimizin karanlıklarında da pek çok kişi saklanır ve isterse kaybolur.
İkimiz de başkalarının ayakları altında çiğnenir ve ikimiz de şikayet etmeyiz.
İkimiz de onca isyana, onca ihanete onca kalabalık içinde yalnızlığa isyan etmeyiz.
İkimiz de kaderimize boyun eğmiş gibi görünür, ama içten içe ona kin besleriz.
Belki ikimizin ortak kaderidir yalnızlığımızın tadını çıkartırken kimsesizliğimizin hırçınlığını yaşamak.
Ve ikimiz de biliriz ki yalnızlığımızı istesek de kimse paylaşamaz.
Onun için boş sokaklarımızda gece yarısı dolaşan kedilerin ayak sesleri bile huzursuz eder bizi.
Ve insanların en çok olduğu saatlerde bile kimse bölemez kimsesizliğimizi…

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#6
Neredeyim

Merak etme beni anne…
Hiç düşünme, endişelenme…
Bunca sene sonra bile…
"Beni ilk bıraktığın yerdeyim…"
Geçen senelerin izleri var yüreğimde…
Ve kalbim daha yavaş atıyor artık kuşkusuz…
Ellerimde nasır, gözlerimde hüzün…
Sen olsaydın beni bırakmazdın susuz ve uykusuz…
Benim için korkma baba, endişe etme…
Askerlik de yaptım, evlilik de…
Çok görmesem de seni, merak etme nerdeyim…
Yıllar geçti, ömür bitti…
"Ben, beni ilk bıraktığın yerdeyim…
Vefasızlar caddesi, İhanet Sokak…
Düşsüzler Apartmanı, asma kat…."
Adresim belli, şehrimi sorma…
Hiç düşünme abla, ne haldeyim…
"Ben, senin acılarını gömdüğün yerdeyim…"
Yağmurun ellerinde, çöllerin göbeğindeyim…
Aklına geldiğimde uykusuz kalma ağabey…
Bir telefon bile açıp sorma ne haldeyim…
Emin ol…
"Beni ilk ‘ben yaptığın’ yerdeyim…"
Eski aşk, yeni sevda, son yangın…
Bir bilsen şu anda ne haldeyim…
Seninki hançer değil, kıymıkmış meğer…
"Çekip gittiğin için çok sağol…
İnan şimdi daha iyi bir yerdeyim…"
Beynimin yarısı, hayatımın tamamı..
Ruh ikizim, can yoldaşı…
Sen bile bulamadıysan beni, bana yazık…
Dosta fısılda, düşmana hiç anlatma…
Ben, beni arayacağın en son yerdeyim.

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#7
Bilseydim Büyümezdim

Acı veriyor bugünü yaşamak, bilseydim büyümezdim.
Vefa var, sadakat gerçek ve aşk müspet sanırdım
Kapılarımı her çalana açardım da, her kapıyı utanmadan ben çalardım.
Tek başıma kaldım bu koca denizde, tek kürekli bir sandalda.
İşte bir zamanlar ben böyleydim.
Büyüdüm, öğrendim. Böyle değilmiş.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Aşk denen şeyin nasıl yok olduğunu gördüm.
Namusun yok olduğunu, vefanın hiç olduğunu, ihanetin p**** olduğunu bildim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.
Çünkü ben küçükken hiç ihanet denizinde yüzmezdim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem oralarda gezmezdim.

Dost denenin cellat olduğunu, güneşin mum ışığında solduğunu gördüm.
Elinde kalbi, cebinde namusu, aklında sus pusu gördüm.
Aşkını paraya tahvil edenleri, onurunu mezara gömenleri gördüm.
Keşke görmez olaydım, çocuk kalaydım.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem bilmezdim.

Beni nasıl kandırdıklarını gördüm, beni nasıl inandırdıklarını.
Sadece gerçek benimmiş, en iyi onu gördüm.
Göze kalem çeken acılar, akla zincir vuran yaralar gördüm
Varlığını satan yoksullar, yokluğunu satan zenginler gördüm
Keşke görmeseydim.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem görmezdim.

Sabır emlakçılarını, ihanet şakşakçılarını gördüm.
Arkadaşını sevenlerden daha makbul, sevgisini satanları gördüm.
‘Bizler’ ve ‘sizler’ diye bizi bölenlerin aslında ‘onlar’ olduklarını gördüm.
Şikayete hakkım yok, sustum, tam ortasında durdum
Yaşamak haram oldu, nefes alırken öldüm.
Bilseydim büyümezdim, çünkü büyümesem ölmezdim.

Abdullah ÖZDOĞAN
 
Katılım
16 Tem 2011
Mesajlar
778
Beğeniler
3
Şehir
ERZURUM
#8
TIRTIL

Hepimiz birer tırtıldık önce…
Kelebek olmak ve uçmak umuduyla gözlerini açan
Ve gökyüzü nedir bilmeyen fakat onun özlemiyle yanan…

Hepimiz birer tırtıldık önce…
Kelebek ne demek bilmeden, kelebek olmayı düşleyen…
Kanat nedir bilmeden, kanatlarını özleyen…

Hepimiz birer tırtıldık başlangıçta,
Koca bir ömrün bir gün olduğunu bilmeyen…

Hepimiz birer tırtıldık önce…
Kimimiz daldan düştük, kimimizi kuş yedi…
Kimimizin ömrü bir dal kadardı…
Kimimiz, çabaladık, süründük dal nedir bilmeden…

Hepimiz tırtıldık başlangıçta kelebeğe dönüşmeyi bekleyen
Bir günü bir ömür zannederdik.
Ömrümüzün bir gün olduğunu hiç birimiz bilemezdik.

Hepimiz birer tırtıldık önce…
Kimimiz, kendi kozamızı yedik…
Kimimiz kozamızda öldük, ‘koza’ bile diyemedik…
Hiç birimiz koza nedir, bilemezdik…

Hepimiz birer tırtıldık önce…
Kimimiz ölüydük daha sonra.
Pek azımız kelebekti bir gün yaşamak için…
Hepimiz tırtıldık ama…
Pek azımız kelebek…
Hepimiz tırtıldık başlangıçta…
Birimiz kelebek….

İlk ölenle, son ölen arasında bir güneş doğumu fark vardı…
Hepimiz tırtıl olarak öldük, sadece birimiz kelebek…
Hepimiz doğan güneşi bir defa gördük,
Birimiz daha mutluydu iki defa ölerek…

Abdullah ÖZDOĞAN
 

Benzer konular

Top