1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Rus Bizans Savaşı - 860

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Rus Bizans Savaşı - 860

    Rus-Bizans Savaşı (860) Bizans ve Batı Avrupa kaynaklarında kaydedilen Ruslarca yapılan sadece büyük bir askeri seferdi. Olayların aldığı yere bakış hesap değişikliği çağdaş ve daha sonraki kaynaklardaki farklılık nedeniyle tam sonuç belli değildir. Bizans kaynaklarına göre, Ruslar Constantinople'u İmparartorluk Bizans-Arap Savaşları ile uğraşırken ve Rus tehdidiyle ilgilenmesi olanaksız durumdayken hazırlıksız yakaladı. Rusların Bizans şehrinin kenar mahallelerini talan etmesinden sonra, Ruslar geri çekilmenin tabiiliğine rağmen yeiden tehdit ettiler ve gerçekten hangi tarafın galip olduğu konusu tartışmalıdır. Bu olay daha sonra Ortodoks Kilisesi geleneğine yükseliş verdi, bu durum Theotokos tarafından araya giren ilahi bir güç tarafından şehrin kuşatmadan kurtuluşuna yorumlandı.

    Özgeçmiş

    Bizanslı'ların Ruslar'la ilk teması 839 yılında oldu. Umulmayan saldırı zamanlaması Ruslar'ın şehrin zayıflığı ile ilgili bilgiye sahip olduğunu sezdirdi. 840 lı ve 850 li yıllarda haberleşme ve ticaret işi varlığını durdurmadı. Buna rağmen Rus tehlikesi 860 yılında bir sürpriz olarak geldi. Bu durum ani ve umulmayan bir durumdu. İmparatorluk Anadolu'da Araplar'ın ilerlemesini püskürtmeye çalışıyordu. 860 yılı Mart ayında, kilit kale Lulon umulmayan bir şekilde Araplar'a teslim edildi. Nisan veya Mayıs ayında her iki tarafta esirleri değiştirdi ve düşmanlıklar kısaca durdu. Buna rağmen Haziran ayının başında İmparator III. Micheal Abbasiler'e saldırmak için Konstantinopolis'ten ayrılarak Anadolu'ya geçti.

    Saldırı

    18 Haziran 860'da, güneş batımında, yaklaşık 200 gemilik bir Rus deniz filosu İstanbul Boğazı'nda seyrediyordu ve Konstantinopolis'in banliyölerini yağmalamaya başladılar. Saldıranlar, evleri ateşe veriyor, yerli halkı yaralıyor ve onları suda boğuyordu. Saldıranları püskürtmek olanaklı değildi, Patrik Photius, cemaatini toplayarak Theotokos'dan şehri kurtarmasını rica etti. Şehrin varoşlarının yağmalanmasından sonra, Ruslar Marmara Denizi'ne indiler ve Adaları'nı ele geçirdiler ki eski patrik o zaman sürgündeydi. Ruslar esirleri keserek evleri ve manastırları yağmaladılar. Patrik'in hizmetçilerini dış sularda gemilerde yakalamaları yirmi iki gün aldı ve onları baltalarla parçalara ayırdılar.

    Saldırı Yunanistan'da "Gökyüzünden gelen şimşek benzeri" bir sürpriz olarak karşılandı. Bu durum Patriğin olaylar nedeniyle yazmış olduğu meşhur nutkunda belirtildi. İmparatorluk ordusu (genellikle şehre yakın olarak konumlanan askerlerden oluşur) Anadolu'da Araplar'la savaşıyordu. Şehrin kara savunması garnizonun yokluğu nedeniyle zayıflamıştı ve deniz savunması ayrıca eksikti. Bizans Deniz donanması Ege Denizi ve Akdeniz'de Araplar ve Normanlar ile savaşmak ile meşguldu. Aynı anda olan bu olay nedeniyle sahillere, Karadeniz'in adalarına ve İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'ne saldırı avantajı bırakılmıştı.

    İstila 4 Ağustos tarihine kadar devam etti. Photius, diğer bir dinsel konuşmasında araya giren ilahi bir gücün bu uğursuz Konstantinopolis kuşatmasını ortadan kaldırması dolasıyla gökyüzüne şükranlarını sundu. Photius'un yazılarında en erken "Rus" adı örnekleri (Rhos) Yunan kaynaklarında bahsedildi. Alim patrik bazı uzak kuzey topraklarındakileri en yüksek derecedeki yönetimlerden yoksun olduğunu belirtti. Önceleri Karadeniz'in kuzeyindeki topraklarda oturanlar kadim (eskiye ait, artık bulunmayan) "Tauroscythians" olarak gösteriliyorlardı. Bilgili Photius'un, onları έθνος άγνωστον, "bilinmeyen halk" olarak adlandırmasına karşın bazı tarihçiler en erken Bizans ve Rus temasına işaret ederek sözcüğü "belirsiz halk" olarak tercüme etmeyi tercih ettiler.
     

Sayfayı Paylaş