1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sadece İyi Olduğunu Bilmek İsterim

Konusu 'Aşk' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 5 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.479
    Beğenileri:
    5.196
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    1.643 ÇTL
    sadece iyi olduğunu bilmek istedim
    hangi koyunda ya da coğrafyada olduğunu değil!
    nefes aldığını hissetmek istedim
    ben uzakta değilim
    gülüşündeki gamzeyim
    sen gülümse ben hissederim..


    Sözler ruhları verimli kılan bereketli hale getiren çiğ damlaları gibidir! İşte bu nedenle satırlara şebnemler damlıyor. Sen görsen de görmesen de ben bu satırların içindeyim! En az SENİN kadar bu satırların içindeyim! Seninle bu satırlarda buluşuyorum ama aramızda kocaman bir kıta var. Yaşlı bir ana kara parçasıyla savaşamam ben. Ruhumda kelebekler uçurtan adam ruhunun derinliğindeki hiçliğe teslim bugün! Ne bir ses ne de haber gelmiyor artık senden! Kendi ruhum ne halde bilmiyorum! Çok yabancılaştığım bir dünyada en yakın olduğum benimde sende kaldı. Kendimden de ne bir ses var ne de bir haber! Nasılım bilmiyorum.. Bunu bana birinin söylemesi lazım. Nasılım bilmiyorum!

    Bu git-geller içinde sana dokunmak için çareler arıyorum. Sana dokunmak ruhunu kavramaktan geçiyor. Senin ruhunu kavrayabilmek için ruhundan kopan çığlıkları hissetmem gerek. Bunun için bende ruhumu nadasa bıraktım! Nirvana hayallerim yok benim. Ruhumu nadasa bıraktım bir an olsun yanında olduğumu hissetmek için. Ama yapamadım! İçim çocuk benim; el tutmak ister. İçim çocuk benim; korkunca sarılmak ister. İçim çocuk benim; bir şey söylenmese de dönüp bakınca orada bir sığınak olduğunu bilmek ister. İçim çocuk benim gözlerinin içinde olmak ister. İçim çocuk benim gülücüğündeki gamze olmak ister!


    Sen ruhunu nadasa bırakalı kaç kış geçti bilmiyorum. Sen kendinden gideli benden gideli çok kış geçti. Sen kendi içine döndün ama dünya dışa açıldı. Zaman durmadı. Zaman değiştirdi her şeyi. İnsanlar kendilerini tutkularına kaptırdılar. Ürperten insan dehası ruhları sardı doğa ölüyor. Sen ruhunu nadasa bıraktığından beri yağmur yağmıyor bu kente. Tüm lanetlenmiş yaşamlar birleşip şehrimize saldırdılar. Şehir insan mayasının özüyle tanışıyor artık bugün. Kapitalizm artık kendini olgu olarak ifade edecek bedenlerini şehirlere saldı. Suç artık tekel değil şehrimizde. Artık suç fabrikadan halka dağıtılır gibi! Suçun outlet’leri var benim şehrimde. Suç önce evde! Anneler suçlu önce! Öpüp koklamak incitmemek varken sürekli duygusal olarak örseledikleri çocukları karşısında suçlu anneler. Anneler bilmiyor ki ne kadar zenginler. Doğada her canlı ANA olamıyor! Doğa anneyi seçiyor. Doğada her anne SAĞLIKLI ÇOCUK DOĞURAMIYOR! Doğa sağlıklıyı ayırt ediyor. Allah baba taş etsin çocuğunu inciten anneyi.

    Şehir artık senin şehrin değil! Benim şehrim de değil.. Bugün bir kız dinledim uzaktan. Senin yaşadığın kenti anlattı. İçimden bir şey kopup gitti. Ben sana geliş biletimi kaybetmişken o senin soluduğun şehrin kalbinden haberlerle geldi. Senin kalbinin attığı şehirde kalmış. Yürüdüğün sokaklarda yürümüş. Senin hissettiğin soğuğu hissetmiş! Benim sana gönderdiğim sokak güvercinine simit vermiş bile olabilir. Nefes alamıyorum. İçim acıyor. Günlerdir sesini duyamıyorum! Bu yalnızlıkla öylece kalmanın nasıl bir şey olduğunu bilir misin sen! SENİ mi geri istiyorum! Şu kızı birisi sustursun diye inlerken ruhum Bir şehre aşık olunacaksa işte bu kent orasıdır dedi kız uzaktan. Duymak istemiyorum romantik şehir hikayeleri!



    Ruhun hala nadasta olsun diye dua ettim! Allah baba duydu beni! Allah baba yağmur yağdırdı! Kar’a yağmur değdi. İlk kez dudaklarımın dudaklarınla buluşması gibi! Kar eridi! İçimin eridiği gibi kar eridi. Şehirde büyüyen zihinler bilmez bir şehri şehir yapan içinde yaşattıklarımıdır. Sevdiklerimiz! Ailem burada benim! Kardeşimin mezarı! Dedem anneannemde burada karşı yakada! Ama buradalar! Simitçi çocuk mendil satan çocuk! Mahallem burada benim! Hala yaşama direnen sokağım! Ladin ağaçları söğüt ağaçları gelincikler burada! Hala mırıldanırım içimden "büyünce gelin olur mu gelincik" diye.. Bahçeli evimiz içindeki dut ağacı! Çocukken oynağım en kıymetli oyuncağım toprağım çamurum burada benim. Çocukluk hayallerim! Nevbahara direnen gençliğim! SEN! BURDASIN! En değerli mal varlığım zihnim benim! Zihnim eğer bir gün Alzheimmer’a yenilirse o zaman SEN’imi kaybederim. Zihnim olmadan yaşamak istemiyorum. SENİN olmadan! Yaşamamı biletlere bağlamadan solumak istiyorum..



    Gördüğüm bu son kışı söze dökmedin. Bu kışı ne kadar yaşadın bilmiyorum. Senin yüreğin nisan aklın eylüldü çünkü. Mevsim döndüğünde kendinde keşfe çıkışın bitecek mi? Gelecek misin! Bu kendine yaptığın bi hicretti aslında! Onlarca döllenecek çiçek vardı zihin kıvamında sen rengini bulmaya çalışan. Yağmurdaki arı gibisin! Arılar yağmurda uçamazlarmış.. Arı olmak mucize aslında. Tüm havacılık kurallarına göre bir arının uçması hiç mümkün değilmiş. Olasılık hesaplarını alt üst eden bir durum bu.. Ama insan yasalarına göre! Görmeyen bi göze ne gösterilebilir ki? Hissedemeyen yüreğe..











    Gel artık! Gel artık! Gel artık!
    .. ve söyle büyünce gelin olacak mı gelincik?
    büyüyünce senin gelinin olacak mı gelincik?
    dua ediyorum usulca duy beni Ömer Hayyyam bizim için yazmış
    bir çember olsa merkezinde sen
    kenarında ben
    sen döndükçe beni
    ben döndükçe seni görsem
    ve öyle bir an gelse ki yarı çap sıfır olsa..
     

Sayfayı Paylaş