1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sağlık Ve Müzik İlşkisi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve dderya tarafından 27 Haziran 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.295
    Beğenileri:
    7.479
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    204 ÇTL
    İnsan, doğumundan ölümüne dek müzikle iç içe bir hayat sürer. Her toplumun ve yörenin kendine göre bir müziği vardır. Müzik Latince'de "Perilerin dili" anlamına gelir. Müziğin kendine özgü bir dili vardır ve bu nedenledir ki, evrensel bir boyuta sahiptir.

    Çağlar önce ruhsal hastalıkların müzikle tedavi edildiği tarih kitaplarında yazılmaktadır. Müzik; Roma, Çin ve Mısır gibi çok eski uygarlıklarda hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Farabi, Razi, İbn-i Sina gibi İslam alimleri müziği tedavi amaçlı kullanmış ve konu ile ilgili çeşitli çalışmalar yapmıştır. Ünlü hekim Şuuri, hangi müzik makamının hangi vakitte etkili olduğu belirtirken, Büyük İslam alimi Farabi (870-950) makamların insan ruh sağlığı üzerindeki etkilerini yazmıştır. Dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan İslam bilgini Ebu Bekir Razi, melankoliklerin tedavisi üzerine yazdığı kitabında şu sözlere yer verir: "Melankolik hasta özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir."

    Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi, Şam'da bir hastane yaptırır ve burada hastaların tedavisinde müzik kullanılmaya başlanır. Osmanlı döneminde 1484-1488 yıllarında Edirne'de II. Beyazıd tarafından Tunca nehri kenarında yaptırılan Darüşşifa'da özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde müzik terapi kullanılmıştır. Darüşşifa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde söyle yazar: "Müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan Darüşşifa'nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp hızlanmadığına bakıyor, faydalı buldukları melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor, Darüşşifa'nın müzik ekibine haftanın belirli günlerinde konserler tertip ediyordu." Benzer bir hastane Kayseri'de hizmet verilmiştir. Günümüzde ise, gerek çocuk gerekse yetişkin ruh hastalıklarının tedavisinde müzik terapisi önemli bir yere sahiptir.

    İslam dünyasında müzik terapinin gerekliliği ve hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri ve iyileştirici niteliği 8-9. yüzyılda belirtilmiştir. Batıda ise, müzik terapinin ruhsal hastalıklarda yaygın olarak kullanımı 2. Dünya Savaşı sonrasına dayanmaktadır. Amerikan Müzik Terapi Birliği 1997 yılında müzik terapinin bir bilim dalı olduğunu ifade eden şu tanımı yaptı: "Müzik terapi bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır."

    Müzik terapinin kullanım alanı oldukça geniştir. Nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri gibi klinik alanlarında ve özel gereksinimli bireylerin tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Ayrıca müzik terapi, alkol ve madde bağımlılığının tedavisinde de önemli bir yere sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalarda klasik Türk müziği ile klasik batı müziğinin hastalıklar üzerinde iyileştirici bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

    Müzik dinlemek, insanın estetik duygusunu ve ritim sezgisini uyararak geliştirir ve içindeki güçlü duyguları uyandırır. Müzikle bireyin yaşama heyecanı artar. Müzik, kişiyi dinlendirir, canlandırır, sakinleştirir ve insani yönünü zenginleştirir.

    Müzik insanın duygusal ve fizyolojik tepkiler vermesini sağlar. Örneğin, insanlar dinledikleri müziğe dansla eşlik ederek negatif enerjilerini yararlı bir biçimde aktarma olanağı bulur. Anne karnındaki bebek bile müziğe olumlu tepkiler verir; doğduktan sonra müzik sesiyle sakinleşir ve huzur içinde uykuya geçer. Bir yaşından itibaren müzik sesi duyduğunda sallanarak, zıplayarak ve birçok beden hareketiyle müziğe eşlik eder.

    Uluslararası Tıp Müzik Kurumu'nun araştırmasına göre klasik müzik dinlemek insanın bedensel ve duygusal sağlığını olumlu etkilemektedir. Günde 20 dakika dinlenilen klasik müzik, bağışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklara karşı vücudun direncini artırmakta, aynı zamanda seratonin ve dopamin hormonlarının salgılanışını artırmaktadır. Büyük İslam âlimi İbn-i Sina, müziğin tıpta hastalıkların tedavisindeki önemini şu sözlerle belirtmektedir: "… En iyi ve en etkili tedavi yöntemlerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir."

    Müzik hayvanları bile etkiler; müzik dinletilen ineklerin daha çok süt verdiği, tavukların ise daha düzenli yumurtladıkları görülmüştür.

    Beyninizi Çalıştıran, Hormonları Dengeleyen Sihirli Güç
    Yapılan araştırmalarda, müziğin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen seratonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkilediği; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı gözlenmiştir. Müzisyenlerin sağ ve sol beyinleri arasındaki bağlantı ve bilgi alışverişini sağlayan korpus kallosum adı verilen yapının diğer insanlarınkine göre daha sağlam ve daha geniş olduğu saptanmıştır. Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, ölüm korkusu nedeniyle kalp ameliyatlarında ölümlerin fazla olduğunu, ancak hastalara terapötik etkisi olan müziklerin dinletilmesiyle ölümlerin azaldığını ve tedavide başarılı sonuçlar aldıklarını ifade etmektedir. Viyana'da Meidling Rehabilitasyon Merkezi'nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletilmekte ve birçok hastanın müziğin etkisiyle komadan çıktığı belirtilmiştir.

    Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyin kabuğunda yer alan düşünme, öğrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarmaktadır ve bu alandaki gelişmeleri desteklemektedir. McGill Üniversitesi'nden nörolog Anne Blood, "Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildiğimiz için, nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebiliriz; hatta beynimizde hasara uğramış merkezleri zaman içinde uygun müzikleri dinleyerek onarabiliriz." der.



    Müzik Dinleyin, Depresyonu Yenin

    Müzik terapide, ritim, melodi ve harmoni gibi müzik unsurları tedavi amaçlı kullanılır. Müzik, hastanın sinir ve endokrin sistemi üzerinde olumlu etkiler oluşturarak, duygu ve düşüncelerde anlamlı tepkilerin ortaya çıkmasını sağlar. Kimi zaman hasta, terapi sürecinde müzik yaparak aktif bir rol üstlenir. Dolayısıyla, bu alandaki yeteneği gelişir, özgüveni artar ve kendince anlamlı bir uğraşı bulur.

    Müzik terapi grupla yapıldığı gibi bireysel de yapılmaktadır. Örneğin, grup terapisinde terapiye katılan herkes ritim vurgulayıcı (Orff aletleri) bir müzik aleti alır. Terapist herhangi bir ritimle başlar, birkaç saniye sonra yanındaki uygun bir ritimle ona eşlik eder ve sırayla herkes müziğe katılır. Böylece grubun bütün üyeleri müziğin o luşumunda aktif rol alarak terapi sürecine girmiş olur.

    Herkes kendini büyük bir orkestranın bir üyesi gibi algılayıp olumlu duygular yaşar. Müzikle tedavi edilen şizofren, manik depresif hastalar, bu hastalıkların semptomlarını daha az göstermektedir. Özellikle depresyon hastaları daha mutlu olmakta ve yaşama ümitle bakabilmektedirler.

    9. yüzyılda şöyle bir olay yaşanır: Birçok ilmi alanda çalışmalar yapan İslam âlimi Yakup El Kindi'nin komşusunun oğlu amansız bir hastalığa yakalanır, ayağa kalkacak gücü bile kalmaz. Yemeden içmeden kesilir. Bölgedeki hiçbir hekim hastalığı iyileştirecek bir çare bulamaz. Tüccar, oğlunu iyileştirecek bir kişinin olduğunu ve o kişinin de komşusu Kindi olduğunu öğrenir; fakat aralarında pek sıcak olmayan bir ilişki vardır. Tüccar, Kindi'den medet dilemekten başka çaresi olmadığını düşünür. Tüccarın yardım talebine Kindi olumlu yanıt verir. Kindi, hastayı muayene ettikten sonra müzikle uğraşan talebelerini çağırır ve müzik çalmaları söyler. Müzik çaldıkça hasta tepki verir; adeta ölüm uykusundan uyanarak önce kımıldamaya, sonrada oturup konuşmaya başlar. Kindi, tüccara, oğluyla son konuşmasını yapması gerektiğini söyler. Baba-oğul belli bir süre sohbet ettikten sonra, hasta eski haline dönerek bitkin bir şekilde yatağa uzanır ve hiçbir tepki vermemeye başlar. Bu arada müzik de kesilir. Tüccar, oğlunu iyileştireceği umuduyla müziğin yeniden çalınmasını ister; fakat Kindi, "Oğlun müziğin etkisiyle son gücünü toplayıp konuştu. Artık bir daha kendine gelemez; çünkü ömrü bu kadarmış" diye cevap verir.
     
    _nehir_ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş