Şahan Çoker - Gitme gülü/ver diyor..

...SAKLI CeNNeT__

♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥
Katılım
6 Tem 2011
Mesajlar
16,299
Beğeniler
84
Şehir
♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
#1




Offf..!
Yahya’nın raks dediği olsa gerek
Şalsız, gülsüz, çıplak ayaklı
Ateş kuşları düşüyor yüreğime
Akşamın yangın renkli gözleriyle
Anasız çocuk çehresi gibi bakıyor bana İzmir
Hoşçakal demeden gidiyorum
Gelmişine geçmişine bu dünyanın
Cebimde bir serçe ölüsü
Birde ucu yanık mektup

Gitme gülü/ver diyor
Ölmeseydim, gülü/verecektim diyor

Ahh..! Düş yüzlüm;
Gittin! Ne kıvırcık saçlarım var artık ne de pembe ayakkabılarım…
Uçurumun kenarındayım sevgili…
Her şafak vakti martılar güne uyandığında ben tekrar intihar ediyorum …
ama olmuyor, ölmeyi bile beceremiyorum sensiz.
Biliyor musun artık saklayamıyorum.
Adın her içimden geçtiğinde sarsıla sarsıla ağlıyorum.
Film izlerken, şarkı dinlerken, en çok da makarna yerken…
bıktım insanların ne oldu diye başıma toplanmalarından…
Serçe öldüüü….Serçe öldü… diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.
Sensizliğin kuyularına düşüp çamura bulanırken üstüm başım, çaresiz soruyorum.
Neden bana elini uzatanların hiç biri sen değil. Görmüyor musun yüreğimin yırtıklarını…

Offf..!
Ben Yusuf sesli bir serçe avuntusuyum
Bu şehir aslında bir kuyu demedim mi
Masalımızda yorulurken şarkılar
Yolcuyum yolum Kerbela demedim mi

Şimdi koy ver beni bırak gideyim
Ağlama serçem gözünü seveyim
Bu yıldız senin olsun bak bu gece mavisi
Bırak aşkı ben Hüseyin’den öğreneyim

Yandım diyorum yandım gör halimi
Fatıma’nın sabrı olda
Çalkala doldur böğrüme şu denizi
Yoksa bu şehir yanacak,
Yanacak çocukların elleri

Ahh çıkmaz sokağım;
Kaç kez çarptım pencerene…Git! diyorsun ama senden başka adresim yok ki benim …
Nereye gitsem yalnızlığımın kalabalığısın. Sensizliğin gürültüsü hep içimde..
İzmir kıskandığım şehir…Martılar tanır oldu kendime yabancı gölgemi.
Seni anlatıyorum onlara. Biliyorlar sen yoksulu olduğumu.
Konuşmasalar da anlıyorlar dilimden.
Geçip gittiğin sokaklardaki ayak izlerine dokunuyorum. Topuklarım kanıyor…
Efkarla içtiğin sigaranı atarken denize yine öfkelisin.
Dokunuyorum dudağından dökülen öfkeli kelimelerine, sonra bağrıma basıyorum onları.
Kış rengi saçlarını okşuyorum.
Neden siliyorsun gözlerini?
Oturduğun taşın üstüne sinmiş kokun. Sana bulanıyorum yine.
Ahh..! kimsesiz/im/liğim. Karışsam denizin tuzuna yeter mi? Kanımdaki seni durulamaya…
Biz seninle gece ve gündüz gibiydik birbirine yaslanan ama birbirine hiç kavuşamayan….
Senden sonra tren vagonları hep ölü kuşları taşıyor…
raylar geçiyor üzerimden sol yanım sağ yanımdan hep ayrı…hiçbir istasyonda yok yüzün…
adını bilmiyor hiç kimse…hangi şehre gitsem yabancı…sadece ölü kuşlar tanıdık…
ömrüm seni yaşadığım kadardı…ölümümse gidişin kadar…Ah uzağım…

Off…!
Uslanmadık iki derviş bir çölü sevdik
Bakıştık serap gibi yar gözünde kıbleye vardık
Baldıran içtik dilimizden şükre bulandık
Söyle bana aşkın diliyle söyle
Söyle öksüz bakışlım,bakışı nazlım
Can canan’ı cehennem gibi özlerse
Yunus’u cennetten geçiren
Beni senden geçirmez mi?

Ahh hüznüm;
Ah yarasını sevdiğim…Ben sana hiç veda edemedim ki.
Her geri dönüşümde otobüsün camına adını yazarken,
çarçabuk sildim gözlerimi yanımdakiler gözyaşlarımı görmesin diye…
Senin yanından ayrılırken her seferinde bin kere daha öldüm.
Ahh..! Ne vardı kucağında bir kere ölseydim.
Kefene sardım düşlerimi defnettim. Yusuf’un kuyularına…
salamı şiirlerin okusun…
Ne sıcaktı yüreğin. Dünyayı serçe parmağımla kaldırır bir tarafa atardım sana yaslanırken.
Küçük omuzlarımda taşırdım bütün kuşları.
Adın su gibi dökülürdü dilimden.
Bilmediğim sokaklarda umarsızca gezerken bir sürü şey anlatırdım sana havadan sudan.
Başım omzuna düşerken kayıp gitmenden korkardım avuçlarımdan.
Sıkıca tutardım elini. Sıcaktın, yürektin, özlemdin…
Hissederdim uykumda bile senin saçlarımı okşadığını Bunun adıydı aşk…
Ruhunu saran her şeyi maviye boyayan bir masal…
Hep ağlayarak dokunduk.
Biliyorduk emanettik birbirimize…
Kıyamet yakındı…
Mahşer yeriydi içimiz ama konuşmuyorduk hiç…
Ne duymaya ne de söylemeye cesaretimiz vardı…

Offf…!
Bir dağa bir denize vuruyorum kendimi
Parçalandıkça çoğalan bir efkar gibi
Kan revan içinde kanatlarım
Ya düşerse serçenin gözündeki gül
Sorularla hırpalanıyor dudaklarım

Bütün trenlerde senin yüzün
Bir ayrılık telaşı sarmış koşturuyor
Çeliğe kan bulaştı makinist kör bir maşuk
Gecenin rahmine soyunuyor günah gibi
Telsizlerde Allahu Ekber senin sözlerin

Ey..! hayatın ve aşkın sahibi
Ey..! ateş içinde gül veren ibrahim’e
Lokma ve hırkadan da geçtik gayrı
Sabr ver sevgiliye
Medet Ey..!

Ahh sancım;
Biliyorum! Ben hiç iyileşemeyeceğim.
Her gün bir parçası daha düşüyor kangren olan ruhumun.
Uff..! ben aslında bu fesleğen kokusu yüzünden ağlıyorum.
Yoksa iyiyim.
Ortalık yere dökülen anıları toplamaya çalışıyorum.
Yine beceremiyorum, yığılıp kalıyorum oracığa.
Saçlarım ellerimin arasında hıçkırıklara boğuluyorum.
Bu evde uyumak istiyorum ve de hiç uyanmamak…
Biliyorum ben uyurken yine saçımı okşamaya geleceksin.
Göz yaşın yanağıma bulaşacak.
Açmayacağım gözümü, dudağımı ısıracağım yine anlama diye…
Peki melekler neden bu kadar ağlıyor sevgili…onlarda mı yasta benim gibi…

Off..!
Kırlangıçlara gülleri öğreten yar
Karnının beyazında fesleğenler büyüten yar
Yokuşumda yorulma artık
Uzak denizlere çoktan geldi sonbahar
Senin gözyaşın benim yanağıma dökülsün
İçerim zemzem niyetine, dilimde acımış dualar

Sapla tırnaklarını ellerinle sök kalbimi
Bölüşürüm seninle sıcak bir ekmek gibi
Yeter ki gözünde bir gül kalsın
“Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya”
Aşk yazsın sana Münker sağ yanına

Zemheride başımıza düşecek
Üç elması yok bu masalın
Yolcu yolunda,
Derviş çilede gerek
Kıvırcık saçların bana hatıra
Sana da bu kanlı, mavi gömlek

Ahh canımın son nefesi;
Bildiğim bütün duaları unuttum.
Delik deşik ömrümden bir nefes daha çıkar mı? Bilmem.
Her gece gelip bağdaş kurup oturuyorsun gecemin ortasına.
Yatağım çöl, Yastığım göl…
Açım, uykusuzum sana.
Acıtarak yüreğimden bir parça bölüp gözlerine banıyorum.
Lokmam yine boğazımda kalıyor.
Avunmuyor hasretim.
Azad et artık beni sevgili.
Ne olur azad et gün ışığından.
Yoksun her hücrem siyah, parmak uçlarım hep kırağı…

Offf..!
Masalımda saklayamadığım
Hoşçakal demeden gidiyorum sana
Elim yüzüm hasret kesiği
Cebimde bir serçe ölüsü
Birde ucu yanık mektup

Gitme gülü/ver diyor
Ölmeseydim, gülü/verecektim diyor

Eskiyen elleriyle çıngırağını sallıyor kıvırcık saçlı kız.…
Gittiiiii..! Mavi gömlekli çocuk…gittiiii….daha da eskiyor elleri, daha da….

Tövbe Estağfurullah
Tövbe Estağfurullah
Tövbe Estağfurullah

La ilahe İllallah




Şahan Çoker..
 

Benzer konular

Top