1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sakın okumayın

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Mod-53 tarafından 17 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. Mod-53
    Hoşgörülü

    Mod-53 Uzaklardayım Özel üye

    Katılım:
    16 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.355
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    1.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    İŞLETMECİ
    Yer:
    İSTANBUL
    Banka:
    59 ÇTL
    "Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz."

    Okumak, doğduğu andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Sahip oldukları bilgilerin % 60’ını bu yolu kullanarak edinen gelişmiş ülke toplumları, günümüzde daha fazla okuma alışkanlığına sahip olmanın sağladığı avantajları her alanda yaşamaktadırlar. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Bu toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanları çoğunlukla yararsız uğraşlarla geçirmektedirler. Oysa okuma alışkanlığı öncelikle mutlaka kişilerin kendisi için edinilmesi gereken bir alışkanlıktır.

    Okuyarak olayların ve gelişmelerin iç yüzünü öğrenip öncelikle kendimize olan güvenimizi arttırmalıyız. Bu bizin aynı zamanda düşünce ufkumuzu da geliştirecek bize zengin bir bakış açısı sağlayacaktır. Okuyan kişiler zengin kelime dağarcığına sahip olacakları için, hikmetli ve etkileyici konuşarak hitap ettikleri kişilerde etki de uyandırırlar. Bu da insanlarla ilişkileri güçlendirmekte, iletişimi kuvvetlendirmekte kişiye daha sosyal bir karakter kazandırmakta ve olaylar karşısında aktif özne durumuna getirmektedir. Yani düşünce kapasitemiz ve kültür düzeyimiz tahmin edemeyeceğiniz kadar artmaktadır.

    Televizyon karşısında amaçsızca, kanal kanal dolaşarak boşa geçirdiğimiz zamanları, kitap okuyarak geçirebilmek için kendimizi zorlamalıyız. Bunun yanı sıra otobüs, tren, taksi ve uçak gibi ulaşım araçlarında seyahat ederken zorunlu olarak geçen zamanlarımızı da kitap okuyarak değerlendirebiliriz. Yanımızda okuyacak bir materyal mutlaka bulundurmalıyız. Herhangi bir bekleme alanında ilk yapacağınız iş okuma materyalimizi gözden geçirmek olmalıdır.

    Türkiye`de Okuma ve İzleme Oranlarına ait değişik istatistikler mevcuttur. Ancak genel olarak kitap okuma oranımızın % 5 civarında olduğu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak dergi okuma oranımız % 4 Gazete okuma oranımız ise % 22 civarındadır. Ancak Televizyon izleme oranımız % 95’dir ve ortalama 5 saate yakın bir süremiz TV başında geçmektedir. Oysa bu oran kitap okumak için yılda 6 saattir.

    Günümüz toplumunda, kitap için harcanacak kaynağın çok olduğunun düşündürülmesi, insanları kitap okuma alışkanlığından gün geçtikçe daha da uzaklaştırmaktadır. Oysa içki, sigara, kumar ve sınırsız eğlence hayatı gibi zararlı alışkanlıklara çok rahat bir şekilde gereken maddi kaynak ayrılmaktadır. Üstelik bu miktar, kitaba verilecek olanın kat kat fazlasını bulabilmektedir. Onun için hiçbir bahane üretmeden kitap alıp, çevremizi teşvik için kitap hediye etmeliyiz. Evimizde kendi kütüphanemiz olmalı ve bunu bir kültür mirası olarak sonraki nesillere devretmeliyiz.

    Konuşmak ve düşünmek için kelimelere ihtiyaç duyarız... Günlük konuşma kapasitemizin 150–200 kelime olduğu düşünüldüğünde anlatmak istediklerimizi karşıya yeterince anlatamama, karşılıklı olarak anlaşamama gibi bir durumla karşı karşıya kalırız. Bunun önüne geçebilmenin yolu çok okumaktan geçmektedir. Bu istatistikî sayılara dikkat ettiğimiz zaman aslında ne demek istediklerimiz yeterince anlaşılacaktır.

    Japonların bir karşılaştırmasına göre kişi başına yılda 4 kitaptan az kitap düşüyor ise okunmuyor, 4–10 az okunuyor, 10–20 okunuyor, 20 kitabın üzerinde kitap okuyan bir kişi çok okuyor sınıfına alınmaktadır. Deniz Kavukçuoğlu 29 Ekim 2006 tarihli Pano köşesinde şöyle demiştir. “Japonya’da bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye’de ise 23 milyon 500 bin kitap basılarak nerdeyse Japonya`da bir günde basılan kitap sayısı kadar kitap bizde bir yılda basılan kitap sayısına eşittir.” Bu rakamın aradan geçen 6 yıl içinde çok değiştiği kanaatinde değilim.

    Kalkınmış ülkelerde kişi başına 7–8 kitap düşerken, Türkiye’de kitaptan söz edilememektedir. İstatistikler Türkiye’de her yüz kişiden sadece 4-5’inin kitap okuduğuna işaret etmektedir. Yine Japonya’da bir kişi yılda 25 kitap okurken, bizde 6 kişi yılda bir kitap okuyor. Kitap okuma sayısı kütüphane sayısı kıraathane sayısı ile karşılaştırıldığı zaman çok çok gerilerde olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Ovidus “Gençliğini kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır.” diyor.

    Ülkemizdeki okuma oranı ile ilgili bir diğer açıklama Tınaz Titiz tarafından yapılmıştır. Toplumun düzenli kitap okuma oranı % 0, 01 yani on binde bir. Oysa bu oran Amerika’da % 12, İngiltere ve Fransa’da % 21, Japonya’da % 14’tür.

    Ülkemizde, inanamayacaksınız ancak kitap toplum yaşamında 235. Sırasında bulunurken, toplumun % 75’i kitap okumamış, % 402I ise hiç kütüphaneye gitmemiştir. Kütüphaneye gidenlerin önemli bir kısmı da okul kitabı veya ders kitabı için gitmiştir.

    Yine İTO’nun araştırmasına göre ülkemizde halkın satın alma sıralamasında kitap satın alma 116. sırada geliyor.

    Türkiye`de yüksek öğrenim görenlerin oranı 1965`e göre 14 kat arttı. Ama Yüksek Öğrenim mezunlarının kitap okuma oranı 1965`in de altında kalmıştır. Bu konuda yapılan bir araştırma üniversitelilerin okumadığını göstermektedir. Prof. Dr. Çağatay Özdemir`in "Türkiye’de Öğretim Elemanları" çalışmasında üniversitelilerin % 16`sı hiç kitap okumadığı, % 72’si 1–2 kitap okuduğu, % 11’i 3–5 kitap okuduğu, % 1,4’ünün de beş kitaptan fazla okumadığı tespit edilmiştir.

    Dünyada iyi kitap okuru olarak sayılmak için yılda minimum 10–20 kitap arasında okuyor olmuş olmak gerekiyor. Bu durumda öğretim üyelerinin bile çok az okuduğu ortaya çıkmaktadır. Yapılan bazı anket çalışmaları, çoğu üniversiteli gündüz zamanın önemli bir kısmını İnternet üzerinden gazete okuyarak geçirdiği veya diğer konu dışı alanlarda gezindiği ön plana çıkıyor. Gazeteci yazar Özdemir İnce: “Üniversite hocaları okuduklarını papağan gibi tekrarlıyorlar.” demektedir.

    Öğrenciler açısından okumayı ilginç hale getirmek, merak uyandırmak, istekli hale getirmek gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde kitap okumak hepimiz için resmen "korkulu rüya" haline geldi. Oysa bizim eserimiz olan Çalıkuşu Rusya'da 10 milyon adet basılıp okunurken bizim ülkemizde bu kitabın varlığından bile haberdar olmayan insanlarımız vardır. Hep kitapların çok pahalı olduğundan şikâyet edip dururuz. Oysa bizim ülkemizde kitaba verilen para yarım doların bile altındayken Norveç’teki bir insan ortalama 137 dolar Belçikalı 100 Güney Koreli 39 dolar ödemektedir. Dünya ortalaması bile 1,3 dolar civarındadır. Oysa Ülkemizde sigara ve alkollü içeceklere ayda ortalama 31 lira harcanmaktadır. Eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılan para ise 14'er liradır.

    Ankara Üniversitesi’nin yaptığı “İlköğretim Okulları Ders Kitaplarında Kelime ve Kavramlar” konulu araştırmada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır. A.B.D. Ders kitaplarında 71.618, Almanya’da 70.400, Japonya’da 44.224, İtalya’da 31.762, Fransa’da 30.193, Arabistan’da 13.576 Ülkemizde 7.260 kelime kullanılmıştır. İnsanlar sözcüklerle düşünür ve sözcüklerle üretirler. Dolayısıyla karşılaştığımız sözcüklerin ne kadar az olduğu gerçeğiyle aslında toplumda neden sadece 200-300 kelime ile konuşuyoruz sorusuna da bir cevap verilmiş olmaktadır.

    Yine Türkiye'de bir kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın 300 katını bir Norveçli, 210 katını bir Amerikalı, 87 katını bir İngiliz ve Japon ayırıyor. Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat fazla kitap okumaya zaman ayırırken biz. "Öğrenciyiz, kitap alacak paramız yok, işten geldik yorgunuz, TV ‘de dizi var, kitap okunur mu? vb." gibi mazeretle ısrarla okumamaya devam ediyor ya da erteliyoruz. Eğitim camiasının % 10 yakını hiç kitap okumazken bu konuyla ilgili yapılan araştırmada % 40’ı bu konudaki soruya cevap vermemiş % 30’a yakını kitap okuduğunu söylemiştir.

    Ez cümle:

    Epiktetos'un bir lafı vardır. "Bir insana bildiğini zannettiği bir şeyi öğretemezsiniz"... İşte bu nedenle biz kitap okumayız, her şeyi bildiğini zanneden insanlardan oluşan bir toplumun tabi ki kitap okumaya da ihtiyacı yoktur…
     

Sayfayı Paylaş