1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Salavat Getirmenin Sevabı

Konusu 'Diğer Dualar' forumundadır ve misafir tarafından 7 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Salavat Getirmenin Sevabı

    Allah Resûlü’ne bir sahabi; ‘bütün salavatımı senin için kılıyorum’ deyince, “Bu senin hem dünya, hem de ahiret ile ilgili işlerin için kâfidir” buyurmuştur.

    Allah Resulüne salavat getirmek, en bereketli, en faziletli, saadeti dareyn için en faydalı ibadetlerden biridir. Hakkıyla yapılırsa sevabı da çok büyüktür. Amelleri tathir eder, hataları örter, manevi dereceleri yükseltir.

    İmam-ı Sehâvî, “el-Kavlu’l-bedî’ fi’s-salât ale’l-Habîbi’ş-Şefî” adlı eserinde salavat getirmenin fayda ve sevaplarını şu şekilde sıralamıştır:
    1- Hataları örter, günahların bağışlanmasına vesile olur.

    2- Amelleri arındırır.

    3- Makam ve dereceleri yükseltir.

    4- Söyleyen kimse için istiğfar eder.

    5- Uhud dağı kadar veya ölçülerin en büyüğüyle sevap verilir.

    6- Endişe ve korkulardan kurtarır.

    7- Efendimizin şefaatini ve şahitliğini ve Allah’ın rıza ve rahmetini celbeder, gazabından emin kılar.

    8- Arşın gölgesine girmeyi sağlar.

    9- Havz, Sırat vb. yardımcı olur.

    10- Eli dar olanlar için sadaka yerine geçer.

    11- Meclisleri süsler.

    12- İtibarı artırır.

    13- Allah ve Allah Resulüne yakınlaşmayı sağlar.

    14- O bir nurdur.

    15- Kalpleri nifak ve kirden arındır.

    16- Muhabbeti artırır.

    17- Sahibi hakkında gıybet edilmesini önler.

    18- Allah Resulünün rüyada görülmesine vesile olur.

    Daha uzunca sayılmış.

    1-Salat konusunda Allaha, Meleklere muvafakat edilmiş olur.

    2-Duaların kabülüne vesile olur.

    3-Şefaata vesile olur.

    4-Allahın salatına vesile olur.

    5-İnsanın unuttuğunu hatırlamasına vesile olur.

    6-Cimriliği önler.

    7-Meclisleri süsler.

    8-Konuşmalarda hitamı misk olur.

    9-İnsanın nurunu artırır, ahirette aydınlığa vesile olur.

    10-Sıkıntıların kalkmasına, devamlı bereketin yağmasına vesile olur.

    11-Hidayete vesile olur.

    12-Peygamberimize olan haklarımızın ödenmesine yardımcı olur.

    13-Bir duadır. Allahın Halili ve Habibine bir medihtir.
    __________________
     
  2. misafir

    misafir Ziyaretçi

    Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatı üzerine yemin etmiş, yüce ismini, onun ismiyle birlikte zikretmiş ve zatı uluhiyyesine imanı, onun nübüvvetine iman şartına bağlamıştır. Huzurunda seslerin yükselmesine razı olmamış, mübarek isminin sıradan bir isim gibi zikredilmesini istememiş, bütün bunlara ilaveten kendisinin ve meleklerinin onu yad ile çokça salat ü selam ettiklerini bildirerek Ümmet-i Muhammedin de aynı şekilde ona bol bol salat ü selam getirmelerini ferman eylemiştir.

    Nitekim ayet-i kerimede: “Allah ve melekleri, peygamberi çok salat ederler, Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (El-Ahzab-56) buyurduğu veçhile o yüce varlığa salat ü selam getirmek müminler için ilahî bir emirdir.

    İslamî âdâba göre dualarda, Allah’a hamd ve Rasulullaha salavat ile başlayıp yine onlarla nihayete erdirilir. Zira Peygamber (as) hakkında Cenab-ı Hakka bir dua ve niyaz hükmünde olan salavat-ı şerifenin reddedilmeyeceği yolunda bir kanaat mevcuttur. Dualarımızın başını ve sonunu salat u selam ile süslemek de bu gerçekten kaynaklanmaktadır. Yani kabul edileceği umulan iki duanın arasına kendi dualarımızı sıkıştırmak onların da kabulünü sağlamak düşüncesiyledir. Hz. Ömer (ra) buyurmuştur ki:

    “Duâ sema ile arz arasında durur. Rasulullaha salavat getirilmedikçe Allah’a yükselmez.” (Tirmizi, Altınoluk yayınları Üsve-i Hasene-33)

    Hazret-i Ali (ra) kerremallahu vecheden şöyle rivayet olunmuştur. Ayetin başındaki ya Eyyuha’nın “ya”sı neyse “Eyyu”su kalbe, “Ha”sı ruha hitabtır sanki Cenab-ı Hak habibime salat ederken onun şanını yalnız dilinizle değil, nefislerinizle, kalplerinizle, ruhlarınızla da tâzim ve taksim edin buyurmuştur. Mişkatül Envar’da şöyle geçmektedir, Allahümme salli ala Muhammed demek “Ya Allah Muhammedin zikrini ilâ, davetini galip ve şefaatini daim kılmak suretiyle onu dünyada da, ahirette de terkim ve tâzim buyur, onu ümmeti hakkında şefaatçi kıl. Ecrini ve derecesini kat kat artır demektir.”

    Bu ayet Peygamberimize (sav) nazil olunca kendisine selam verilmesini ashabına emretti, onlardan sonra gelenler de gerek Peygamber (sav)’in kabrini ziyarette, gerek ismi âlîleri anıldığı zaman ona selam vermekle memur olmuşlardır.

    Salavatı şerife hakkında varid olan pek çok ehadisi şerifler mevcuttur.

    1- Her dua semaya çıkmadan memnudur. Buna salat vasıl olursa o dua yükselir.

    2- Yanında ben anıldığım halde üzerime salat etmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. (Müslim)

    3- Kim bana bir kere salat ederse Allah ona on salat eder, onun on günahını siler, onun on kat derecesini artırır. (Beyhaki)

    4- Cebraile mülaki oldum da bana şöyle dedi: Sana müjde ederim Allah diyor ki: ‘Kim sana selam verirse Ben ona selam veririm. Kim sana salat getirirse Ben ona salat ederim.’ (Hakim, Beyhaki)

    5- İnsanlardan bana en yakın olanı, bana en çok salavat getirendir.

    6- Her cimriden daha cimri olan adam ben yanında anılıp da üzerime salat getirmeyendir. (Buhari)

    7- Kim kabrimin yanında bana salat ederse ben onu işitirim. Kim uzakta bulunarak üzerime salat getirirse o bana ulaştırılır. (Beyhaki)

    8- Cuma günü benim üzerime salatı çoğaltın, zira sizin salatınız bana o gün arz olunur.

    9- Allah’ın yer yüzünde seyahat eden melekleri vardır. Ki onlar ümmetimden bana selam tebliğ ederler. (İmam-ı Ahmet, Nesei, Hasan Basri Çantay meali)



    Peygamberimize Salavat getirmenin vücubiyeti

    1- En az bir defa getirmek.

    2- Adet kaydetmeksizin çok getirmek.

    3- İsm-i şerifi her zikrettiğinde getirmektir.

    4- Her mecliste bir sefer getirmek.

    5- Namazda getirmek.

    6- Ömründe bir defa getirmek.

    7- Teşehhüdde yani ettehiyyatüyü okurken getirmek.

    8- Kade-i ahirede teşehhüdden sonra getirmek



    Salavat-ı Şerifenin müstehab olduğu anlar

    1- Cuma günü ile Cuma gecesi, Cumartesi, Pazar ve Perşembe günleri.

    2- Sabah akşam, mescide girerken, çıkarken.

    3- Peygamberimizin kabrini ziyaret ederken

    4- Safa ile Merve’de. Cuma hutbesiyle sair hutbelerde, müezzine icabet ettikten hemen sonra.

    5- İkamet edilirken duanın başında, ortasında ve sonunda

    6- Bir yere toplanırken ve dağılırken, abdest alırken kulak çınlarken, bir şey unutulduğu vakit.

    7- Vaaz ve ilim neşrederken, hadis okuma başlarken ve bitirirken, sual ve fetva yazarken.

    8- Her hoca ve talebenin, hatibin, kız isteyenin evlenenin evlendirenin salavat getirmesi müstehabdır.

    9- Mühim işlerin başında, zikir zamanında, peygamberimizin ismini işittği zaman yahut ismi yazıldığı zaman.

    10- Abdest alırken, kulak çınlarken, aksırdıktan sonra.

    (İbn-i Abidin 2/323)

    Ezcümle aleyhissalatü vesselam buyurmuştur ki:

    “Burnu sürtülsün o adamın ki yanında ben zikrolunmuşum da bana salavat getirmemiştir.” Yine buyurmuştur ki:

    “Allah Teala bana iki melek müvekkel kıldı ben bir müslimin yanında anıldığımda bana salavat getirdi mi behemehal o iki melek ona Allah seni bağışlasın derler. Allah Teala ve sair melaikesi de o iki meleke cevaben Amin derler.

    Bir müslümanın yanında zikrolundum da bana salavat getirmedi mi behemehal o iki melek Allah sana mağfiret etmesin derler. Allah Teala ve sair melaikesi de o iki meleğe cevaben amin derler.” (Elmalılı Hamdi yazır 6/3923)

    Binaenaleyh Rasulullahın hali hayatında nasıl tâzim lazımsa, hali vefatında ism-i celili zikrolunduğunda dahi kemali tazim ve ihtiram lazımdır. Çünkü peygamberimiz (as) insanlık için bir mürşid-i kamildir. Ehl-i imanı imana davet eden ve hidayetlerine yegane sebep olan Rasulullah olduğundan böylesi nimetlerin karşılığı ve ümmet olmamız hasebiyle şükranen salavat-ı şerifelerle dua ve ihtiramda bulunmak her mümin üzerine vaciptir.

    Salavat-ı şerife vesilesiyle pek çok mükafata nail olacağımız, hatta ahirette peygamberimizin şefaatına ecir ve mükafata vesile olacağı bellidir.



    Sünnetsiz Kur’an’ı anlamak mümkün mü?

    Zamanımızda bazı kişiler sünnetsiz ve mezhepsiz biz Kur’an’ı anlarız ona göre amel ederiz deseler de bu mümkün değildir. Bunu söyleyenler aslında sünnete karşı savaş halinde ve gaflettedirler. Umarız bu yanlıştan vazgeçerler Kur’an’ı en güzel anlayan hayatını Kur’an’a göre devam ettiren Allah’ın Rasulünü doğru anlamak gerekir. Allah (cc) Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyuruyor. “Kim Rasulüne itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince seni onların başına bekçi göndermedik!” (Nisa 80)

    “Rasulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran 31)

    Peygamberimiz (as) ise şöyle buyuruyor.

    “Hiçbir kul, Ben kendisine ehlinden malından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça kamil iman etmiş sayılmaz.” (Müslim 1/264)

    Peygamberimiz (sav) bize Kur’an ve sünneti emanet etti. Bu emanetlere sarılalım, dinî vecibeleri yerine getirelim, ömrümüzü salavat-ı Şerifelerle tezyin edelim. Ayet-i kerimede Allahu Teala: “Bu gün size dininizi ikmal ettim.” (Maide 3) buyuruyor. Günümüzde sünneti Kur’an’dan ayıranlar haddi aşıyorlar. Allah haddi aşanları sevmez. Bu ve benzeri yanlış telkinde bulunanlara dikkat edelim. Dini aslına uygun anlayalım ve yaşayalım.

    Allahümme salli ala muhammedin ve alihi ve sahbihi ve barik ve sellim.
     

Sayfayı Paylaş