1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sana Sonbaharımda Kal Bile Diyemedim

Konusu 'Şiir' forumundadır ve UmuT ÇiÇeĞİ tarafından 24 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. UmuT ÇiÇeĞİ

    UmuT ÇiÇeĞİ Usta

    Katılım:
    16 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    500
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    ERZURUM
    Banka:
    0 ÇTL
    Diyemedim; evimde tutuklandı karanfil
    Diyemedim; maviye kan damladı içimden
    Bir hazân yıldızıydı mehtâbımda ellerin
    Sevgi midir, ısırgan dudaklı dilberlerin
    Gölgelerin kalbinde titreyen çiçekleri
    Sevgi midir körlerin bakışlarında yatan
    Rüzgârı, dalgaları, balıkları aldatan
    Yoksa gülüşün müdür kâtil aynalar gibi
    Sevecen bir ölümü öperek yanağından
    Gittin; çığlıklarını dinledim denizlerin
    Kaybolan martıları bul bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim.

    Karanfil kokusuyla kuşatılan yüreğim
    Yaralı bulutların yağmurunda köz olur
    Merdiven kırılınca, tenhâlarda söz olur
    Puslu lâmbalar gibi yakarım düşlerimi
    Çalıntı bir kuşkuyu dağıtır bakışlarım
    Toprak beni çağırır kucağına her akşam
    Her gece bilinmeyen bir âyine başlarım
    Her sabah yokluğunu düşürürsün peşime
    Avuçlarım seninle doldururken gökleri
    Gittin; bir defa bile bakmadan güneşime
    Ruhumdan bu âteşi al bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim

    Sevgi midir, kuşların göçerken aradığı
    Aldatılan lâlenin rahminde solan umut
    Sevgi midir, dirilen her ânı ölüm kokar
    Tüylerinde karayel gezinen kumruların
    Çöllerin dudağında inleyen şarkıları
    Yaralı arslanların kanıyla filizlenir
    Gözlerinde gizemli karartılar gizlenir
    Mahzun olur kitâbın sayfasında hûriler
    Yollarını beklerken ay bakışlı periler
    Gittin de, intihara gömüldü çehreleri
    Kaybolan yüzlerini bul bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim.

    Balıklar her denizi sevdaya vatan bilir
    Balıklar yalnız suyun kollarında sevilir
    Göklerin tebessümü yayılır dalgalara
    Rüzgâra tutunurken gemicinin yüreği
    Gün batımı kırılır gemilerin direği
    Ben yine tanyerinde boynu bükük ve mâsum
    Bir kaptân-ı deryânın ufuklarında solan
    Bir hülyânın yurdunda büyüttüm izlerini
    Yosunların ardında ararken gözlerini
    Gittin; deniz kızları kurtuldu kafesinden
    Kıyılardan hüznümü al bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim.

    Diyemedim; kalemler bana bakınca erir
    Diyemedim; pusula mâverâyı gösterir
    Bembeyaz kâğıtlara çizilen resimlerin
    Kahır damlattığımız isyankâr saçlarında
    Kaybolan, bir ressamın umudunun rengidir
    Sessizlik, çiğdemlerin açtığı ânda biter
    Dağların yarasına düşer alın terimiz
    Bir bilgenin kabrinde yitik bir harfe benzer
    Her gece yıldızları arayan ellerimiz
    Gittin; kirpiklerimde çürüdü papatyalar
    Kanayan feryâdımı bul bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim

    Diyemedim; sokaklar yutuyor ışıkları
    Diyemedim; evlerin kirli mahzenlerinde
    Mahsur kalan, yağmurlu çocuk gülüşleridir
    Bir yangını emziren semenderin kalbinde
    Baharı kuşatırken anne hıçkırıkları
    Saatleri kıskanan babalar deliriyor
    Küfleniyor bir kızın gönlünün kırıkları
    Çöllerin eşiğinde tükenir bulutlarım
    Yalın bir akşam gibi gömülünce yasına
    Gittin suyu karanlık bir nehrin kıyısına
    Yanına cesedimi al bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim

    Sen bütün nehirleri köle mi sanıyorsun
    Yücesinde ruhumu görmedin mi dağların
    Kıpkızıl seller akan vâdilerde ben varım
    Ben yürürüm yolların yokuşunda gün boyu
    Ben dururum yılanlı köşelerde çâresiz
    Ân olur, ovaların sevdasıyla çağlarım
    Ân olur, kuraklığın koynuna mahkûm deniz
    Kaybolan bir cennetin hasretiyle bin pâre
    Başımı taştan taşa vurur vurur ağlarım
    Oysa gamsız gidişin kasırgaydı ansızın
    Bahtımın esrârını bul bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim.

    Say ki; bir avuç hüzün tohumudur gözlerim
    Say ki, çam kokusudur bakışlarım her akşam
    Uğursuz pelerinler vurulur evreninde
    Say ki, destur isteyen haramidir geceler
    Uyurken rüya görür bir cellâdın teninde
    Sıram gelir, hasretin çerâğını yakarım
    Sıram gelir, tutkular zindanını yıkarım
    Yanılgı düğüm düğüm tıkanır boğazına
    İyi ki, efkârımı bulaştırdın nazına
    Bıraktığın mendilde unutuldu sûretim
    İçimden bu azâbı al bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim

    Usul usul yürüdüm gittiğin gün ansızın
    Güneşin batışını beklemeden yürüdüm
    Kapandım bir mâtemin tûfanında hücreye
    Esâret, çıngıraklı bir korkudur, bilesin
    Sevecen kırlangıçlar kurşunlanır ardımda
    Bıyıkları terleyen delikanlı mıyım ben
    Kanda mı boğulmuşum, eli kanlı mıyım ben
    Bir başıma dağların arasına düşmüşüm
    Çobanlarla ağlamış, hasreti bölüşmüşüm
    Gittin; feryâd-ü figân sızdı yalnızlığıma
    Yitik nağmelerimi bul bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim

    O yerde parmakların bulutlara dokunsun
    O yerde fırtınalar fısıldasın türkümü
    Adımı birdenbire okusun çağlayanlar
    Âh çekince, o yeri yakacak ağlayanlar
    Farklıdır ötelerden bakışı bir tavşanın
    Farklıdır böceklerin yörüngesinde âlem
    Yazmalı, biliyorum, gittiğin ânı kalem
    Hangi deprem ejderin fermanıdır, yazmalı
    Kirpiklerinden isyan yağmurları sızmalı
    Gittiğin ân, burcunda dâre çekildi şiir
    Yanına bu sevdayı al bile diyemedim
    Sana son baharımda kal bile diyemedim.

    Nurullah GENÇ
     

Sayfayı Paylaş