1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sanal alem dedikleri -1-

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve Hazangülü tarafından 9 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    SANAL ALEM DEDİKLERİ -1-
    ONUN ŞİFRESİNİ NASIL ÇÖZDÜLER-BİR REYTİNG SANİYEDE NASIL 200 OLDU.

    Sayın Dostlar; Hayatımızda her konuda hudutlarımızı aşmadan hakkımızı da toplumdaki ilişkilerimizle bütünleştirerek sürdürüyoruz. Bazen bu hayat içinde hukuk kuralları bazı zamanda örf ve adetlerimizin ağır basmasıyla dengeyi o hassas çarkın içinde çeviriyoruz. Bazılarımız bu çarkı kendi yağı ile çevirirken; Bazılarımız yağı başkasından alıp silindiri bile yedekten kullanıyor. Bazılarımız da semazenin dönüşü gibi hep aynı…..Çark asla iflas etmeden dönüyor dönüyor.. Düzenek asla bozulmuyor. Çünkü amaç hep hak yolu.

    Bireyin kendi yaşantısını kendi yaşam ideolojisini hayatı içinde uygularken toplumun değerlerini şahsileştirmeden sert tavırlar almadan sürdürmesi; Düşüncelerini bilime mantığa dayandırarak anlatması ona daha da değer kattığı bir gerçektir. Şayet mantık ahlak ve inanç dışına çıkarsa o zamanda aynen aynada ki buharın kısa zaman içinde yok olup kendi sıfatını görmesi gibi; bir gerçekle karşı karşıya kalır. O anda kendisiyle yüz yüze yani; Bu düşünceden yola çıkarak sanal alem yada internet dediğimiz bilgiyi, kültürü, bilimi en yakınımıza getiren evrensel bir medeniyeti idrak ettik. Bu muhteşem bilgi kaynağı her şekilde kullanıma da hazır.

    Kimi; interneti bilime yatırım yaparak kullanıyor.

    Kimi; internet aracılığıyla sevdikleriyle harika duyguları yaşayarak ve de yaşatarak en gelişmiş sistemiyle hayata geçiriyor.

    Kimi; saatlerce faydası olmayan konulara dalıp oyunlar oynuyor.

    Kimi; insanı korkutarak sindirerek baskıcı gücünü kullanarak karşı tarafın temel hak ve özgürlüğüne adeta set koyuyor. Bu baskıcı gücü her şekilde kullanarak yorum yapıyor yaptırıyor.

    *Kimi; msn adresini bildiği kişi adını kullanarak sana en son çektirmiş olduğum çıplak fotoğraflarımı gönderiyorum; diye mesajı tüm guruba gönderip bu msn adresini bildiği kişiyi aklı sıra toplum içinde rezil etme yolunu arıyor.

    *Kimi; msn adresini bildiği kişinin arkadaş gurubundan birinin adını kullanarak hakaretin sövmenin en edep dışı olanını yapabiliyor. Paket halinde virüs programını da karşı tarafın bilgisayarına zarar vermek üzere gönderiyor.

    *Kimi; siyasi amaçlı yorumları belki 5-6-9 ayrı ayrı rumuzla insan onur ve gururunu ağır şekilde rencide ederek gönderiyor. Yaşantı şeklini beğenmediği kişiye, giyim şeklini beğenmediği kişiye sen yobaz bir düşünceye sahipsin, gericisin mantığıyla kişilerin özel hayatına giriliyor. Şifresi bile çözülüyor. Yapmış olunan yasalmış gibi. Karşı tarafın kendine ait bir fikri bir düşüncesi ya da yasal hakları yokmuş gibi. Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

    Kimi; saniyede 2 den 80 e 80 den 200 e çıkarak sitenin bilgi işleminde çok kişi varmış gibi göstererek reytingini yüksek tutabiliyor. Şok. Şok. Şok. Acaba ne oldu da bu anında bu kadar yükseldi. Araştırıp öğrenince reklam merakı illetinin esiri olunduğunu öğreniyorsunuz. Reklamdan haksız kazanç sağlamak amaçlı yani.

    *Kimi; harcanıyorsunuz buralarda be diyerek kişinin ar ve haya duygularıyla oynamakta. Herkes vicdan inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

    *Kimi; umarım şimdiye kadar yazdıkların gibi baştan savma olmaz.diyerek incitici olabilmekte.

    *Kimi; yahu bırak şu yazmayı kardeşim artık. Sanırım çok az okuyorsunuz. Size tasfiyem yazmaktan vazgeçin, en azından şimdilik. Çok okursanız belki birkaç yıl sonra yazabilecek düzeye gelebilirsiniz. Sizi kırmak istemiyorum. Bu yorumumla ileride daha da madara (yalanın yanlışın ortaya çıkması) olmamanız için beklide size iyilik yapıyorum. Diyerek kendisinin zaten ne olduğunu bu cümlelerle çok iyi ifade edebilmekte. Çünkü kendisi evrensel bir kültür abidesi YARADILMIŞ OLAN EN BÜYÜK ŞAHSİYET.

    Her şeyi bildiğini zannetmek cehalettir.
    Cehaletini ilim zannetmek en büyük felakettir,
    İnsanı yücelten, tevazudur. Haddini kendini bilmektir.
    Asıl ZAFER, içindeki düşmanı kendini yenmektir.

    *Kimi; ama ben seni bilirim insanlarla konuşurken bu kadar içten ve terbiyeli olamıyorsun anlarsın sen yazmaktan vazgeç gerçek yazarlara ayıp etme diyerek; açığı örtmesi gerekirken hakaretin en alasını yapabiliyor. Çünkü kendisi söylediğinin aynısı. Kişi kendinden bilir işi. Hem o kişiden nemalanır hem de arkasından kuyusunu kazar. Kuyu kazma tekniklerini iyi bilir.

    *Kimi; sizin mezuniyetiniz ne Allah aşkına ağzı olan konuşuyor şu memlekette diyerek eğitim almış, alamamış yada eğitimini zorunlu sebeplerden dolayı bırakmış olanları çok sıradan bir üslup kullanarak aşağılama yapabilmekte. YUNUS EMRE’ bir sözünde derki; ” Öyle insanlar gördüm ki üstünde elbise yok. Öyle elbiseler gördüm ki içinde insan yok”

    Kimi; kişilerin Kredi Kartına ya da hesap numaralarına girerek bankadan paraları çok farklı entrikalarla kendi hesaplarına yükleme yapabiliyorlar. Sanki kendileri alın teri dökmüş gibi.

    Oysa bilindiği gibi bilgisayar sayısal ve mantıksal işlemleri kendi kendine yapan bir araç. Biz insanoğlu bu aygıtı yaptık. Ama ona bile internet aracılığıyla kendi egomuzu yükleyerek çarkını bozduk. Bilgiyi ilimi öğrenip gerçek kültüre erişmeden vaz geçip hakaret etme yolunda onunda belleklerinin sistemine maalesef çirkinlikleri yükledik. Çirkinlikleri sevenler tarafından monte ettik. Bilginin temeline açıkçası daha şimdiden çok istekli bir şekilde kendini donanımlı zanneden VİRÜSLER el attı. Bu virüsler hem toplumsal hem de siyasal açıdan çevremize enfeksiyon yaymaya başladılar. Oysa Dünya kuruldu kurulalı parazitler her zaman yok olmaya mahkum edilmişlerdir, Yok olmuşlardır.

    Sanal olan her şey negatiftir. Esas ise gerçeklerin bir gün mutlaka yaşatılması istendiği gibi yaşatılacağıdır. Adalet insanların eşit olduğu tek merci olması dolayısıyla bir gün hakların mutlaka hak sahipleri tarafından alınacağıdır. Toplum içinde insana zarar vermek hile yapmak yüce dinimiz tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Bu fani Dünyada toplum içindeki sorumluluklarımızı ahlaki kurallara uygun yaşamayı kendimize ilke edinmeliyiz.

    Dürüstlüğü Allahın bulaşıcı bir hastalık gibi hepimize vermesini en içten duygularımla temenni ediyorum.
    Sevgili dostlar aman dikkat şifreniz çözülüp deşifre edilebilirsiniz.
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    HUKUKİ DAYANAKLAR
    -----
    • Bilgisayar yoluyla dolandırıcılık TCK 503-507: Dolandırıcılık ve iflas
    • Bilgisayar yoluyla sahtecilik TCK 316-368: Sahtecilik suçları.
    • Kanunla korunmuş bir yazılımın izinsiz kullanımı 5846’nolu fikir ve sanat eserleri kanunu (FSEK)
    • Yasa dışı yayınlar TCK 125-200: Devletin şahsiyetine karşı cürümler;
    TCK 480-490: hakaret ve sövme cürümleri
    TCK 426-427: Halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik eden ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı: ve diğer anlatım araç ve gereçleri.
    * Bilgisayar sistemlerine ve servislerine yetkisiz erişim ve dinleme “bilişim alanında suçlar TCK 525a,b,c ve d’ maddeleridir.

    YENİ TCK’da BİLİŞİM SUÇLARI
    1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan yeni TCK’nın kapsamında, bilişim sistemlerine karşı işlenen suçları da gerekçeleriyle birlikte yer alıyor.
    Bilişim sistemine girme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması kapsamındaki suçları tanımlayan kanun maddeleri TCK’nın 243-246 maddelerinde yer alıyor.

    BİLİŞİM SİSTEMİNE GİRME
    Madde 243-(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.
    (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.
    (3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hüküm olunur.

    SİSTEMİ ENGELLEME, BOZMA, VERİLERİ YOK ETME VEYA DEĞİŞTİRME
    MADDE 244.- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişinin engelleyen, bozan, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen, erişilmez kılan, değiştiren, yok eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında arttırılır.
    (3) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlanmasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve BEŞBİN güne kadar adli para cezasına hüküm olunur.

    BANKA VEYA KREDİ KARTLARININ KÖTÜYE KULLANILMASI
    MADDE. 245.(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne surette olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmamaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır.
    (2) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    TÜZEL KİŞİLER HAKKINDA GÜVENLİK TEDBİRİ UYGULANMASI
    MADDE. 246.- (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlayan tüzel kişiler
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?


    Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
    Hiç vaktiniz yok, 'Fast live', 'Fast food', 'Fast music', 'Fast love'...
    Dikte ettirilen 'yükselen değerler', 'in' ler, 'out' lar...
    Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.

    Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
    Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
    Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
    İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
    Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
    Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
    Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
    Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
    Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
    Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
    Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

    yazan-Müşfik KENTER- çalan etoM1961
     
  4. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    HAYDİ HAYIRLISI



    Bu günlerde olanlar, aklımın sınırlarını zorluyor. Deh demek üzereyim aklımın eşeğine.

    Sanal ortamda vakit geçirme, sohbet, bilgi ve belge aktarma amaçlı iletişim ülkemizde; kalitesiz, sığ, içeriksiz, ahlaksız, istismara sınırsız açık ve bir şey üretemeyen bir döngü haline geliyor.

    Tarihi eserleri gezerken, bu eserlerin yapılış öykülerinin yazılı olduğu plaketleri bilirsiniz. Bir de o yörede yapılışıyla ilgili öyküler anlatılır. Bergama’da kızıl avlu denilen bir eser var. On binlerce küçük tuğladan yapılmış eser, herhalde adını da bu tuğla renginden alıyor. Bu tuğlalar o zaman Menemen’de üretilmiş. Menemen’den Bergama’ya kadar yan yana dizilen insanlar elden ele aktararak tuğlaları taşımışlar.

    Nette ki bilgi akışı da benzer bir görünüm arz ediyor ama bir fark var dairesel dizilmiş guruplar var bunların ellerinde bir şeyler dolaşıyor. Bu dairenin içine dışarıdan kaliteli bazı parçalar da düşmüyor değil ama bunların sade sunumu içeriğini merak edilir olmaktan çıkartıyor. Bazen gurup öyle bir ruh halinde oluyor ki; kullanıldığının farkında bile olmuyor. Örnek: bir site genelde sevilip takdir edilen bir şahsiyete sövüyor. Ve kullanılma başlıyor. Protesto ediyoruz. On bin kişiye iletirsek site kapanacak. Ama on bin kişide bunu öğrenmiş, duymuş olacak. Zaten bu siteyi normal şartlarda on bin kişi ziyaret etmezdi ki. Yani onların arzu ettiğini biz sunmuş oluyoruz. Bazen bu gurubun eline böyle patlayıcılar bile verebilirsiniz. Gurup olarak dolandırılmak gibi. Sorgulama yok burada rolümüz oynayan adam ‘’ homo ludens’’

    Başka neler var neler:

    Sevgi üzerine öyle hamasetler var ki; sorsanız sen sevdin mi diye, evet hem de çok son yılda üç büyük aşk yaşamış, mübarek su kabağı yetiştiriyor. Aşkı seks arzusuyla karıştıranlar. H. D. Balzak’ın, sevenleri için Kerime Nadir’in kemiklerini sızlatıyor.

    Dostluğu methiyeler yazmaktan ibaret sanıp. Bir taraf serbest nutuk atanlar V. Hugo’nun kemiklerini sızlatıyor.

    Hayatı birilerinin veya bir şeyin arkasından sürüklenmekten ibaret olup. Kendisine bile faydası olmamış, yol gösterici danışmanlar.

    Telefon sapıklığından Internet sapıklığına terfi etmiş özgür sapıklar.

    İlk okul mezunu astrologlar, Nostradamus’un kemiklerini sızlatıyor. Bunlardan biri de bir TV kanalında program yapıyor.

    Kerameti kendinden tanrılar, tanrıçalar, tanrı oğulları ve tanrı kızları, gaipten haber verip kendinden bihaber olanlar.

    Varoluşu ve düşünce sistemlerini kendince tanımlayıp felsefi yeni ufuklar açanlar; ne idealist felsefenin yenileriyle (Platon, Hegel) ne de materyalist

    Felsefenin öncüleri: (K. Marx, Engels) den habersiz.



    Kendi psikolojik travmasını; bilgelik alameti farz eden ve gariptir ki çevresinde de onu onaylayanlar bulunabilen, davranış bilimlerinden bir haber. İbni Haldun, Comté, E. Durkheim, Freud, İvan Pavlov gibi isimleri hiç duymamış psikologlar, sosyologlar.

    Atatürk ve Lenin’i beğenmeyen devrimciler.

    Hz.Musa,Hz.İsa,Hz.Muhammedi tanımayan,Tevrat’ı, İncili ve Kuran’ı okumamış din bilginleri.

    Gandi ve Mandela’yı tanımayan pasif direnişçiler.

    Ayetüllah Humeyni’den hızlı karşı devrimciler.

    Bayanlar baylar aklımızı başımıza alalım. Bir bardak suda boğulmaya namzet, okyanus fatihleri olmayalım. Bilim denilen şey, kuşluk vaktine kadar buharlaşıp yok olacak sığlıkta olamaz. Son bir yılda kaç kitap okuduk ona bakalım. TV dizilerinden ve netteki ulaştıklarımızdan kültür olmaz. Burada ne oluyoruz. İzleyen adam ‘’ homo watches’’ O pencereden bakanlar için biz müşteriyiz. Unutmayalım ki genetik değil kültürel ırk insanları birleştiriyor. İdeal gelecekte insanlığın kültürü olmalı ve insanlık birleşmeli. Dünya giderek daha küçük olacak.
     

Sayfayı Paylaş