1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sanatların En Yücesi... Dans

Konusu 'Dans Türleri & Türk Halk Oyunları' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Bir savaşın kazanılması, başarıyla sonuçlanan zorlu bir av, ilkbaharın gelişi, sağanak yağmur insanların dans etmesi için yeterli nedenlerdi.

    Tıpkı Arjantinli yazar Jorge Luis Borges'in öykülediği gibi yüzüne yağmur damlaları değince sözcükleri, dansı, sonra da adını anımsayan; Homeros olmuşluğunu yeniden belleyen, ölümsüzlük ırmağını tatmış talihsiz mağara adamı gibi biz de, su perilerinin ruhumuza fısıldadığı, içimize serpelediği sihirli dürtüyü hatırlamak için doğadan yardım aldık yıllar boyu. Kah yağmur dansı yaptık, kah güneşin sıcaklığını kutsadık... Ama bir şekilde anlattık meramımızı... Minnettarlığımızı. Yaşama arzumuzu.

    Yüzyıllar geçtikçe dans etme nedenlerimiz değişti. Dans, yeni nitelikler kazandı. Hindistan ve Japonya'da ise, sanatların en yücesi sayıldı. Mısırlı, İbrani, Romalı, Bizanslı ve Yunanlılar adımlarını ve beden hareketlerini belirli kurallara bağladılar.

    Ortaçağ boyunca gelişmesini sürdüren dans, dinsel niteliklerinden yavaş yavaş sıyrıldı. Başlıca sahne gösterisi haline geldi. Parmak ucunda dans, bir sanat dalı olarak Rönesans'ta çıktı sahneye. 16. yüzyılda Fransa ve İtalya'da besteciler, sadece dans için yapıtlar bestelemeye başladı. Tüm dünyada yaygınlaşan dans, sınırlarını öylesine genişletti ki, cüretkar havaya kaldırma figürlerini içeren “volta” dansını çok seven İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, bu tavrıyla çevresindeki din adamlarını dehşete düşürüyordu.

    Eski dans tarzları, 19. yüzyılda yeniden biçim değiştirdi. Repertuvarlar baştan başa yenilendi. Etnografiye ilginin artması ve aristokratların ülkeden ülkeye geziler yapması sonucunda başka ülkelerin dansları öğrenildi.

    Akademik dansın katı ilkelerinden sıyrılan modern dans, 20. yüzyılın başında ortaya çıktı. Isadora Duncan, eski Yunan'dan esinlenerek yeni bir anlatım tarzına yöneldi. “Serbest dans” olarak adlandırılan bu biçim, ünlü sanatçı Mihail Fokin'in dans anlayışını etkiledi. Ama modern dansa yön veren akım Alman anlatımcılığı oldu. Zengin bir dil kullanarak her türlü hareket biçimine yer veren modern dans, çağımızın en önemli anlatım araçlarından birine dönüştü.
     

Sayfayı Paylaş