1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sehit Kocaya Mektup(Mutlaka Okuyun)

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve iLk_NuR tarafından 29 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. iLk_NuR

    iLk_NuR Üstat

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.332
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    1.130
    Yer:
    meLekLerin arasından:)
    Banka:
    93 ÇTL
    Sevgilim ;

    Ölüm denen o yoğun, kör karanlığın kederini, kahredici yalnızlığını ancak ben gibi ayrılıklara mahkum edilenler bilir.

    Sen kahpe kurşunlarıyla son nefesini verdiğin gün ben de dilimi mühürledim. Baban "vatan sağ olsun, bir evladım daha var, o da feda olsun" diye ağlarken, 7 aylık oğlunu "emanetin" diye kalan son gücümle sıkı sıkı sarmıştım da nedense ayaklarım beni taşımıyordu. iki yanımdan koluma girmişlerdi, o an kalabalık bana çok gelmişti.. Kim bilir kaç kişilerdi.. Kasaba halkının yarısı arkamızdan geliyordu.. En önde giden sen! üstüne örtülmüş al bayrağımdan gözlerime kızıl miller çekiliyordu. Son kez telefonda duyduğum sesin beynimde yankılanıyordu. "hepinizi çok özledim." "özledim." "özledim."

    Susmuştum..
    Oğlan büyüdü artık, her geçen gün biraz daha sana benziyor. Resimlerden tanıdığı sana özenerek saçlarını sen gibi tarıyor. O güldüğünde sanki sen gelip oturuyorsun karşıma. İçim ılık ılık kanıyor ama ne o gün ne ondan sonra, her sabah uyandığım ıslak yastığımı saymazsak, hiç ağlamadım.. Kavlimiz vardı unutmadım, "neden" diye hiç sormadım, bir kahpe kurşunla yıkılmadım, rabbim verdi sabrını ne boyun büktüm, ne senden vazgeçtim..

    Her gelen kara haberde, hangi şehrin şehidiyse oranın valisi, kaymakamı, esnafı, askerler, tanıyanlar, yakınlar. Şimdiye değin ağıtlarla, bayraklarla uğurladıklarımız kadar olmasa bile yine de kalabalıklar. Televizyon ekranından geçiyorum, ben de yürüyorum onlarla. Birkez daha. Birkez daha.

    Sevgilim,
    Sen de oralardan görebildin mi bilmem, bu günlerde buralarda zamansız bir kırlangıç fırtınası var. Hangi televizyonu açsam, bir kahramandan söz ediliyor. Gazeteciymiş.. Ürkek bir güvercin gibiymiş.. İnsanlar gözyaşları arasında onun ne kadar mert, ne kadar vatansever olduğunu anlatıyor. Gündüz gözü şehrin tam ortasında vuruvermiş zalimler. Gördüm adamcağızın nasıl yattığını o soğuk taştan kaldırımda. Üzerine gazete örtmüşler. Ayakkabısı da yırtıkmış. İçim acıdı.

    Sahi sevgilim, operasyona gittiğiniz dağda, gecenin ayazında o karların arasında vurulduğunda karnın tok muydu? Üşümüş müydü ellerin, esen deli rüzgar yaşartmış mıydı gözlerini? Bölücü hainlerle çatışırken, sağınızda solunuzda bombalar patlarken ne geçmişti aklından en son? Bunları bilememek koyuyor insana, yine de mayınlara verdiğimiz şehitlerimizi düşününce şükrediyorum.. Hiç değilse sen parçalanmadın, vatan toprağında bütünsün, vedalaşırken kaskatı elini tutabilmiş, uzun uzun yüzüne bakabilmiş, mühürlediğim dudaklarımla solgun, soğuk alnından öpebilmiştim.

    Diyorlar ki öldürülen gazetecinin adı hrant dink'miş, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde Türklüğe hakaretten yargılanmış.. Kibarlık olsun, Türkleri incitmesin diye ermeni soykırımı oldu demiyormuş da, Türkiye Ermenilere karşı suç işlemiştir bu suçu kabul etsin, iki devlet aralarında anlaşsın, gereken yapılsın diye yazıyormuş, söylüyormuş. Ermenistan da Türkiye'den toprak istiyormuş. Sen gibi şehit olanların canıyla kazanılan vatanın birazını "bize verin" diyormuş.



    Günlerdir televizyonlarda bu gazeteci var sevgilim. Günlerdir kırlangıç fırtınası dinmiyor. Hükümetten birileri önermiş, hrant dink Türk Bayrağına sarılsın demişler. Köşe yazarları da "şehide ağıt" yazmışlar. Bize vatan uğruna ölenlerin şehit olduğu öğretilmişti.. Bayrak, vatan uğruna, vatana hizmet ederken can verene sarılır bilirdik.

    Cenaze törenini canlı yayınla verdiler. Hem de dünyanın her köşesinde. Ben de senin ve sen gibilerin cenazesini kalabalık sanırdım. Bütün yurt bizle ağlıyor, terörü lanetliyor bilirdim. Yurdun dört bir yanından çoluk çocuk, yaşlı, genç demeden koşturup gelenleri görmeliydin. Mahşer yeri gibiydi ortalık.. Hepsinin ellerindeki pankartlarda "hepimiz ermeniyiz" yazıyordu. Ne çok ermeni varmış, şaşırdım! sadece onlar mı? Türkiye'yi düşman belleyenler de davetle gelmiş. Geliş paralarını da devlet ödemiş. Bu defa geçemedim ekrandan.. Yürüyemedim onlarla.. Burada cenaze böyle törenle defnedilirken, ermenistanda da "soykırım anıtı" önünde tören yapmışlar... Acaba orada da "Hepimiz Türk'üz" diyenler oldu mu?

    Hani son konuşmamızda susmuştum.. İçimdeki korkuları göstermemek için boğazım düğümlenmiş, sesim çıkmamıştı. Şimdi söylüyorum. "ben de seni ben de seni. Bilemezsin ne çok özledim sevgilim"

    Artık dilimdeki mührü çözüyorum, içimde biriktirdiğim feryadı salıyorum, gittiği yere gitsin kırlangıç fırtınasıyla. Böldürmemek için her biriniz siper ederek bedenlerinizi feda olmuştunuz vatana. Sizler kara toprağa bizlerse diri diri boşluğa gömülürken arkanızda yurdun dört bir yanından gelen "ermeniler" yürümemişti.. Hiçbir yabancı televizyon acılarımızı dünyaya göstermemişti.. Karalara bürünen hayatıma, babasız büyüttüğüm evladıma karşın, yurdun dört bir yanında "hepimiz ermeniyiz" diye haykıranlara da helal ettim hakkımı !!!!!

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Arkadaslar sizlere bu konuda Hrant Dink'in cenaze töreninden etkilenen bir sehit esinin şehit kocasina yazdığı mektubu sunuyorum. Sizlerden beş dakika zaman ayırarak bu mektubu sonuna kadar okumanızı rica ediyorum.
    Cünkü bu sehit esi, ülkesinin birliği ve dirliği için HAYAT ARKADASINI BU VATAN ICIN SEHIT verdi


    Sevgilim…

    Ölüm denen o yoğun, kör karanlığın kederini,
    kahredici yalnızlığını ancak ben gibi
    ayrılıklara mahkûm edilenler bilir…

    Sen kahpe kurşunlarıyla son nefesini verdiğin gün
    ben de dilimi mühürledim… Baban "Vatan sağ olsun,
    bir evladım daha var, o da feda olsun" diye
    ağlarken, 7 aylık oğlunu "emanetin" diye kalan son
    gücümle sıkı sıkı sarmıştım da nedense
    ayaklarım beni taşımıyordu. İki yanımdan koluma
    girmişlerdi, o an kalabalık bana çok gelmişti.
    Kim bilir kaç kişilerdi. Kasaba halkının yarısı
    arkamızdan geliyordu. En
    önde giden sen! Üstüne örtülmüş al
    bayrağımdan gözlerime kızıl miller
    çekiliyordu… Son kez telefonda duyduğum sesin
    beynimde yankılanıyordu. "Hepinizi çok özledim…"
    Özledim…" "Özledim…"

    Susmuştum…
    Oğlan büyüdü artık, her geçen gün biraz daha
    sana benziyor… Resimlerden tanıdığı sana
    özenerek saçlarını sen gibi tarıyor… O
    güldüğünde sanki sen gelip oturuyorsun
    karşıma… İçim ılık ılık kanıyor ama ne o
    gün ne ondan sonra, her sabah uyandığım ıslak
    yastığımı saymazsak, hiç ağlamadım. Kavlimiz
    vardı unutmadım, "neden" diye hiç
    sormadım, bir kahpe kurşunla yıkılmadım, rabbim
    verdi sabrını ne boyun büktüm, ne senden
    vazgeçtim.
    Her gelen kara haberde, hangi şehrin şehidiyse
    oranın valisi, kaymakamı, esnafı, askerler,
    tanıyanlar, yakınlar… Şimdiye değin ağıtlarla,
    bayraklarla uğurladıklarımız kadar olmasa bile
    yine de kalabalıklar… Televizyon ekranından
    geçiyorum, ben de yürüyorum
    onlarla… Bir kez daha… Bir kez daha… Bir…

    Sevgilim,

    Sen de oralardan görebildin mi bilmem, bu günlerde
    buralarda zamansız bir kırlangıç fırtınası
    var… Hangi televizyonu açsam, bir kahramandan söz
    ediliyor… Gazeteciymiş. Ürkek bir güvercin
    gibiymiş. İnsanlar
    gözyaşları arasında onun ne kadar mert, ne kadar
    vatansever olduğunu anlatıyor… Gündüz gözü
    şehrin tam ortasında vuruvermiş zalimler…
    Gördüm adamcağızın nasıl yattığını o soğuk
    taştan kaldırımda… Üzerine gazete
    örtmüşler… Ayakkabısı da yırtıkmış…
    İçim acıdı…


    Sahi sevgilim, operasyona gittiğiniz dağda, gecenin
    ayazında o karların arasında vurulduğunda karnın
    tok muydu? Üşümüş müydü ellerin, esen deli
    rüzgâr yaşartmış mıydı gözlerini? Bölücü
    hainlerle çatışırken, sağınızda solunuzda
    bombalar patlarken ne geçmişti aklından en son?
    Bunları bilememek koyuyor insana, yine de mayınlara
    verdiğimiz şehitlerimizi düşününce
    şükrediyorum. Hiç değilse sen parçalanmadın,
    vatan toprağında bütünsün, vedalaşırken
    kaskatı elini tutabilmiş, uzun uzun yüzüne
    bakabilmiş, mühürlediğim dudaklarımla solgun,
    soğuk alnından öpebilmiştim…

    Diyorlar ki öldürülen gazetecinin adı Hrant
    Dink'miş, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde
    Türklüğe hakaretten yargılanmış. Kibarlık
    olsun, Türkleri incitmesin diye Ermeni soykırımı
    oldu demiyormuş da, Türkiye Ermenilere karşı suç
    işlemiştir bu suçu kabul etsin, iki devlet
    aralarında anlaşsın, gereken yapılsın diye
    yazıyormuş, söylüyormuş… Ermenistan da
    Türkiye'den toprak istiyormuş… Sen gibi
    şehit olanların canıyla kazanılan vatanın
    birazını "bize verin" diyormuş…

    Günlerdir televizyonlarda bu gazeteci var sevgilim…
    Günlerdir kırlangıç fırtınası dinmiyor…
    Hükümetten birileri önermiş, Hrant Dink Türk
    bayrağına sarılsın demişler… Köşe yazarları
    da "Şehide ağıt" yazmışlar… Bize vatan uğruna
    ölenlerin şehit olduğu öğretilmişti. Bayrak,
    vatan uğruna, vatana hizmet ederken can verene
    sarılır bilirdik…

    Cenaze törenini canlı yayınla verdiler… Hem de
    Dünyanın her köşesinde… Ben de senin ve sen
    gibilerin cenazesini kalabalık sanırdım… Bütün
    yurt bizle ağlıyor, terörü lanetliyor bilirdim…
    Yurdun dört bir yanından çoluk çocuk, yaşlı,
    genç demeden koşturup gelenleri görmeliydin…
    Mahşer yeri gibiydi ortalık. Hepsinin ellerindeki
    pankartlarda "Hepimiz Ermeniyiz" yazıyordu… Ne çok
    Ermeni varmış, şaşırdım! Sadece onlar mı?
    Türkiye'yi düşman belleyenler de davetle gelmiş…
    Geliş paralarını da devlet ödemiş… Bu defa
    geçemedim ekrandan. Yürüyemedim onlarla. Burada
    cenaze böyle törenle
    defnedilirken, Ermenistan’da da "Soykırım Anıtı"
    önünde tören yapmışlar... Acaba orada da "Hepimiz
    Türk’üz" diyenler oldu mu?


    Hani son konuşmamızda susmuştum. İçimdeki
    korkuları göstermemek için boğazım
    düğümlenmiş, sesim çıkmamıştı… Şimdi
    söylüyorum… "Ben de seni
    ben de seni… BİLEMEZSİN NE ÇOK ÖZLEDİM
    SEVGİLİM"

    Artık dilimdeki mührü çözüyorum, içimde
    biriktirdiğim feryadı salıyorum, gittiği yere
    gitsin kırlangıç fırtınasıyla… Böldürmemek
    için her biriniz siper ederek bedenlerinizi feda
    olmuştunuz vatana. Sizler kara toprağa bizlerse diri
    diri boşluğa gömülürken arkanızda yurdun dört
    bir yanından gelen "Ermeniler" yürümemişti.
    Hiçbir yabancı televizyon acılarımızı dünyaya
    göstermemişti. Karalara bürünen hayatıma,
    babasız büyüttüğüm evladıma karşın, yurdun
    dört bir yanında "hepimiz Ermeni’yiz" diye
    haykıranlara da helal ettim hakkımı…


    [​IMG]

    Arkadaslar bu konuyu acmamin sebebi gecenlerde H.Dinkin ölüm yildönümüydü ve ayni cenaze töreninde oldugu gibi yine tv neredeyse haber bültenlerinin yarisini bu konuya ayirmislar ve neredeyse H.Dinki bir kahraman ilan etmeye calismislardir.
     
  3. Sevgi.2

    Sevgi.2 Aktif

    Katılım:
    26 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    376
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Ülkemin her karışı
    Banka:
    3 ÇTL
    Bu yazıyı çok geç farkettiğim için üzgünüm.Çok güzel bir paylaşım.Duygular ne de güzel ifade edilmiş açıkça.Yazanın yüreğine sağlık.Allah gözü kör,kulağı sağır,aklında sorun olanlara acil şifalar nasip etsin de bu vatan felaha ersin inşallah.
     
  4. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    .......
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    .......
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
    .......

    Bu mektubu gözleri dolmadan okuyanın Türklüğünden şüphe ederim!!!!
     
  5. dağcı

    dağcı Üstat

    Katılım:
    11 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.502
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    4 ÇTL
    ben hiç bir Türkün ermeni olduğuna inanmıyoum bence ermeniyiz iyenler gerçekten Türk görünüp aslı ermeni olan kişiilerdir ama ölüm yıldönümü de anılması benide şok etti ben ermeyim diyenler bir kez bu kardeşimin yazısını okusunlar eğer dink öldürüldüyse bu Türklerin suçu değildir tahminim sadece siyasettir ve neden kahraman gibi gösteriliyor anlamış değilim kardeşim (şehit eşi) dediği gibi cephede mi şehit düşmşte şaşalı törenler yapılıyo neler oluyo bize benliğimizimi unutuyoruz anlamış değilim eskiden bir şehit duyduğumuzda ayağa kalkardı bu millet isyan ederdi ama artık 5-10 şehite bile vah yazık deyip geçiyoruz harbiden ya ne oluyor bize çok üzgünüm artık benliğimizi yitiriyormuyuz
    sğl hocam paylaşım :S
     

Sayfayı Paylaş