1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Şehitlerle ilgili sözler

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve BeReNN tarafından 19 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Şehitlerle ilgili sözler
    Şehitlerle ilgili en güzel sözler
    En güzel şehit sözleri

    Şehidin anası cekmesin acı derdi varsa bulunmalı ilacı Şehidin anası olur baş tacı Şehit anasına evlat olmalı….

    Nasıl öldü dedim nasıl ben ona, Mehmet'ler ölmez, Şehitler ölmez. Öldü denilmezmiş şehit olana Mehmet'ler ölmez, Şehitler ölmez.


    Yetmiş milyon gül dalı…Bu yurt Türk'ün öz malı, Yine Türk'ün kalmalı,Diyen yiğit dilleriyiz.


    Senin kanınla yoğuruldu bu kutsal topraklar Senin kanınla yeşerdi nefes aldığımız bu ağaçlar gözün arkada kalmasın, ey şehidim!


    Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım Hadi yavrum hadi git ya gazi ol ya şehit


    Dağların Tepesine, Eşkiyanın Alnına, Kızların Kalbine Ölümsüz Mehmetcik Yazacağım.


    Merhaba Ben Bahriyeliyim Liman Liman Gezerim, Aklıma Eser Kız Tavlarım Aklıma Eser Gemi Temizlerim.


    Bu ülke Seninle Gurur Duyuyor. Vatani Görevinde Başarılar. Adam Olmak Adına Son Şansını Da Iyi Değerlendirmeni Dilerim.


    Gece Nöbetlerinde Beni Aklına Getirmemeye Çalış. Uyurken Üstlerine Yakalanmani Istemem.


    Spora Gidememekten Yakınıyordun Ya. Iste Spor Senin Ayağına Geldi. Iyi Değerlendir.


    Vatan Sana Emanet. Göster Kendini.


    Sen Askerdeyken Buralari Bize Emanet.


    O Guzel Askerlik Anilarini Anlatacagin Gunleri Sabirsizlikla Bekliyorum! Sen Yeter Ki Cabuk Gel, Ben Dinlemeye Raziyim


    Ilk Başlarda Kaç Gün Kaldı Yerine Kaç Gün Geçti Diye Sayarsan Senin Icin Daha Kolay Olacaktir. Gel Teskere Gel. Gönlümüz Seninle


    Aşkim Yatağın, Sevgim Yorganın, Yüreğim Yastığın Olsun, Asker Ocağında Rahat Uyu Bitanem.


    Şafak Değil Sensizlik Beni Acıtan! Seni çok Özledim Birtanem…


    Kapını Çalar Mazi, Dalgınlıkla Açarsın, Arar Gözlerin Beni O Günleri Sorarsın. Pişmanlık Sarar Seni O Günleri Anlarsın Oturup Bu Aşk Için Sende Aglarsın.. ama Nafile..?


    Aşkın Şarabından Bilmeden Ictim, sevda Yolundan Bilmeden Geçtim, aşkın Bir Alevmiş Yar Yar, bir Ateş Parçası, bilmeden Gönlümü Ateşe Verdim…


    Bugün Ilk Günüm Sensiz Alışmak Kolay Değil Böyle Bir Anda Ayrıldıgımıza Inanmış Değilim Daha…


    Şimşekler çakıyor karanlık dağların arkasında.Yıldızlar yine kaybolup gitti küstü bu haysiyetsiz dünyanın o kalleş simasına. Sağnak haliyle yağmur gökleri delercesine yağıyor o da ağlıyor can veren şehitlerinin ardından yas tutarcasına…


    Ard arda dizili ay yıldızlı bayraklara bürünmüş, hayatının baharında soldurulmuş, kefenlerine kan bulaştırılmış cennet bekçileri, uğurlanıyor analarının feryatlarıyla mekanların en yücesine.


    Hain pusularla söndürülen yaşamlara her geçen gün yenileri ekleniyor. Acımadan namertçe arkadan uzanıyor katillerin eli gencecik bedenlere.Kıydıkları canların hesabı bu dünyada sorulmasa bile, mahşer de yakalarına yapışacak koskoca bir millet var bu topraklar üzerinde.
     
  2. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    kahrosun pkk yasaşın türk devleti askere uzanan eler kırılsın.

    Nice Şehitler Verdik Bu vatana,1000 canım olsada feda bu güzel yurda Kimse Bu Vatanı bÖlemez Bölmeye çalışanlarıda Göndeririz cehennemin DİBİNE...

    BİZ BU VATAN İÇİN DOĞDUYSAK BU VATAN VE BAYRAK İÇİN CAN SEVE SEVE CAN VERİRİZ.HER TÜRK ASKER DOĞAR.

    şehitler ölmez vatan bölünmez.

    Göklerde dalgalanır SANCAK... KOMANDO ALLAH'ın huzurunda eğilir ancak....!!

    Egil! Kulak ver ceddine, Türk\'e kefen giydirmek hangi itin haddine! Vatanimizi bölmek isteyen o itlerede ulasacaktir bu mesajim! SEHITLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ! Unutmayin.. 1 ölür, 1000 diriliriz! PKK\'ya ibret olsun! Bir papaz öldü, hristiyan oldular.. Hrant Dink öldü, \"Hepimiz Hrant\'iz, hepimiz ermeniyiz!\" dediler.. Onbinlerce sehit verdik biz bu vatana!

    ASLANLARIM SALDIRIN ÖLDÜRÜN O HAYİNLERİ ASKERLERİM SALDIRIN YAŞATMAYIN O HAİNLERİ....
     
  3. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP

    Yine seni özledim.Yine aklım karıştı baba..Özlem aklı karıştırır mı? Bunu öğretmemiştin bana.

    Bugün benim doğum günüm.Şimdi sekiz yaşımdayım.büyüdüm erkek oldum ama hala anlamıyorum sen neden yoksun baba.Önlük bana çok yakıştı. Senin hep görmek istediğin gibi pırıl pırıl bir öğrenci oldum ama sen göremedin üzgünüm çok üzgünüm baba...Karlı bir kış günüydü.seni bir tabutun içine koymuşlardı.Yine çok yakışıklıydın. Derin bir uykuya dalmıştın.Çağırdım defalarca seslendim sana,cevap vermedin küstüm sonra.Hani söz vermiştin. Kartopu oynayacaktık ilk kar yağdığında. Hava çok soğuktu ama babannem ağlarken ''oooyyy ciğerim yanıyor'' diyordu.

    İnsanın ciğeri nasıl yanar baba?

    Çok büyük bir kalabalık vardı.Herkes ama herkes ağlıyordu.Hep bir ağızdan ''ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ'' diyorlardı.Sen şehitsen ölmüş olamazsın.

    Ölmediysen nerdesin baba?

    Kocaman bir Türk bayrağına sarmışlardı tabutunu.Sen onu hep göklerde görmek isterdin.''Kutsal sevdam bayrağım'' derdin ya hani. Nedense biraz da kıskandım o zaman seni. Affet baba.Peki neden anlamıyorum hala.

    Şimdi sen öldün mü? O zaman vatan bölündü mü?

    Çok karıştı aklım baba.Vatanı kim bölmek ister ki.Bu büyük günah değil mi? Dedem anlatırdı ya hep ''benim dedem Çanakkale’de şehit oldu vatanı kurtarmak için'' derdi ya...O zaman büyük büyük dedem yok yere mi öldü? neden tekrar vatanı bölmek istiyorlar baba? Hani okula gidince her şeyi öğrenecektim.Bunları neden öğretmiyorlar baba? Bildiğim tek şey var.

    O da sen yoksun yanımda.

    Annem çok özlüyor seni biliyorum. Babanla gurur duyuyorum diyor. İnsan gurur duyunca ağlar mı? Özleme alışır mı baba?

    Peki gurur senin yerine kardeşimi koklar mı? Beni maça götürür mü acaba?

    Biliyor musun baba,benim ciğerim yanmıyor elledim sıcak değildi fazla. Hem duman da çıkmıyor. Ama içimde bir yer var. Seni her düşündüğümde orası çok acıyor,sızlıyor,sanki kopacakmış gibi oluyor.Sanki birileri devamlı kalbimi sıkıyor.Galiba sen yokken hep hasta oluyorum baba.

    Bu acı nasıl diner? Ellerin ellerimi nerde bekler? Koşabilmek için seninle yollar bizi nasıl özler? Vatanı hangi canavar böler? Onlara senden başka kim dur der?

    Gel de anlat bana.Anlat, öğret ki bende şehit olayım baba......

    DÜN YİNE ŞEHİDİME AĞLADIM

    Dün yine toprağa gencecik fidanların kanı düşmüştü..! Anaların bağırları yanarken, yine vatan sağolsundu...Dün kan toprağa düşerken yine gözlerden yaşlar süzüldü, yine katillere lanetler okundu, beddualar edildi... Anaların ve gelinlerin yüreklerinde ise sızıdan da öte bir şey vardı...Evet, onların yürekleri kanamıştı... kahpe kurşun Civanmertleri şehit ederken, analarının yüreklerinde de görünmeyen kanlar akıtmıştı...Artık anacığın oğlu yoktu zahirde...Hayır -hayır;

    Yok olan şehitler değildi aslında... onlar ölmediler şehadet şerbetini içip canları karşılığında Rabb’ lerinden cenneti satın aldılar...Ve geride kalanlar... Analar, babalar, yavrucuklar, şehidine döktükleri gözyaşları...

    O, Bayrak inmesin, ezan susmasın, vatan bölünmesin diye kurban olmuşdu bu vatana ama devletin ileri gelenleri, o'nu çoktan unutmuştu bile...Uğurlanırken bile sessiz -sessiz ve kimsesiz uğurlanıyordu...

    Şimdi ayrılık vakti geldi;ve sen gidiyorsun şehidim...Senin için düzenlenen son görevde sade bir törenle gidiyorsun...Yolcu edenlere bir bak! görüyormusun? üç-beş Rütbeli komutanın, sevenlerin, eşin ,dostun Ve....Annen..! kimleri bekliyordun ki? Vatan- vatan deyip canını verdin;oysa bu ülkenin ileri gelenleri burada bile çiftte standart uyguluyor ve seni görmezlikten geliyor,önemsemiyorlar şehidim..!çünkü sen "jandarma er" din onun güzünde… Rabbim "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz bilakis onlar diridirler" ayeti kerimesiyle yücelttiği makamı, Devletin ileri gelenleri küçümsüyor ve anmıyor bile şehidim..! onlar şimdi rütbe uğurluyorlar... hani birlikte düşmüştünüz ya bu toprağa, hani birlikte koruyordunuz ya vatanı...Şehit yoldaşın rütbeliydi şehidim... Belki de son yolculuğuna layık değillerdi de; nasip olamadı seni uğurlamak onlara...

    Rütbeli şehidimize güller atıyorlar ,Sözde büyükler son derece soğuk ve taş gibi kaskatı duruyorlar... Siz ilgili kişiler..! sizler bilemezsiniz bir oğlu toprağa vermenin ne demek olduğunu. Ve bir annenin yüreğinin taa derinliklerindeki acısını.. Size göre parsel -parsel sattığınız vatan sağolsun(!) bir yiğit toprağa düşer yerine bir başka yiğit gelir...Sahi siz hiç kanayan yüreğinizi sarsın diye soğuk bir çerçeveli camın içindeki Şehidin resmini öptünüz mü ?

    Ya bir bayrağa sarılı tabutu, yada sonrasında kara toprağı kucaklayıp ta; yavrum-yavrum diyerek, avundunuz mu ? Efendiler! Onlar birer yiğittiler...Can'dan, kan'dan bahsediyorum..! şehit olmak herkese nasip olmaz amenna; ama bu gidişe "dur !"demeli...Bu düzen böyle gitmemeli... Yürekler kanıyor,akan kan'dan giden can'dan bahsediyorum!!!Artık Anadolu çocukları ölmesin, artık onların analarını ağlatmayın,yüreklerini kanatmayın!!!

    Durdurun bu alçakça ve kahpece saldıran hainleri, işbirlikçileri, artık kesin çözüm arayın,terör belasını güzel yurdum, cennet vatanımdan def edin,yoksa Anadolu insanının,anaların dayanma gücü kalmadı, "yeter artık dur!" deme zamanı geldi, geçiyor....

    BİR ÇANAKKALE ŞEHİDİNİN SON MEKTUBU

    Valideciğim,
    Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!

    Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.

    Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim cığıl cığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu... Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sedasile beni teşhir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.

    İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri:

    Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz, dedi.

    Pekala, dedim. Aldım baktım, sütlü çay...

    Mustafa bu sütü nereden aldın? dedim.

    Efendim, şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu?

    Evet, dedim. Evet ne kadar güzel.

    İşte onun çobanından 10 paraya aldım.

    Valideciğim, on paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim.

    Fakat bu sırada düşünüyorum. Ben validemin sayesinde onun gönderdiği para ile böyle süt içeyim de, annem içmesin, olur mu? Şevket neden içmiyor?

    Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu: "Validen kaderine küssün, ne yapalım. O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içecek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi."

    Şevket merak etmesin, o görür, belki de daha güzellerini görür.

    Fakat valideciğim, sen yine müteessir olma. Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. Şevket, Hilmi de senin sayende görecektir.

    O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu.

    Ey Allah'ım, bu ovada onun sesi be kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu.

    Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm.

    Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.

    Ellerimi kaldırdım, gözlerimi yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim :

    -Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halkı! Sen bütün bunları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.

    "Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle, ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!"

    Diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi.

    Dünyanın en güzel yerleri burası imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?

    Kadir'e mektup yazdım.

    Valideciğim, evdeki senet vesaireyi kimselere kat'iyyen vermeyin ve sorarlarsa biz bilmiyoruz deyin.

    Çantayı al, sandığa koy. Ben sana vaktiyle anlatmış idim., bu dünya böyledir.

    Fakat sen merak etme. O parayı vermese, adliyedeki adam vermezdi. Hani nasıl aldık. Yalnız zaman ister.

    Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun.

    Oğlun

    Hasan Etem

    4 Nisan 1331

    (17 Nisan 1915)
    ŞEHİDE SESLENİŞ

    Aylardır uyku nedir bilmez bu gözler oğul,
    Bir günlükmüş , meğer söylenen sözler,
    Bir günlükmüş, ardından toplanan kalabalık,
    Bir namazlıkmış meğer saltanatın…

    Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin…
    Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…

    Aylardır konuşmaz olmuş, susmuş bu dil oğul,
    Nice ana kuzusu şehit oldu, senden sonra,
    Nice yürekler yandı, nice ocaklar,
    Yine yanan yalnız biz olduk oğul,
    Bizse unutulduk…

    Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin…
    Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…

    ŞEHİDİN BULDUKLARI

    Karşımda herc-ü merc yığınlar
    Nelere gebe bilinmez yarınlar

    Bugün şen şakrak yarın üzüntülü
    Rahmet bu gaybın üstü örtülü

    Dün dağlarda eşkıya peşinde
    Bugün kalmamış eser neşesinde

    Binmiş dört inanmışın omzuna
    Cevap veriyor meleklerin sorusuna

    Sorular ne olursa olsun korkmuyor
    Meleklerin yerine geçmiş o soruyor.

    Siz Münker-Nekir ben ölmedim ki
    Ölüm denilen şey nedir ki sanki

    Her şeyi görmek görünmemekse
    Bin defa ölürüm Allah ömür verse

    BAYRAK

    Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
    Kızkardeşimin gelinligi, şehidimin son örtusü.
    Işık lşık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
    Sana benim gözümle bakmayanın
    Mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun
    Yuvasını bozacağım.

    Dalgalandığın yerde ne korku ne keder...
    Gölgende bana da, bana da yer ver!
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar!
    Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
    Kızıllığında ısındık;
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
    Gölgene sığındık.

    Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı...
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim;
    Yer yüzünde yer beyen:
    Nereye dikilmek istersen
    Söyle seni oraya dikeyim!
     

Sayfayı Paylaş