1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Selçuklularda Tıp Eğitimi Nasıldı?

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 4 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Miladi 8. ve 13. asırlar arasında çok geniş bir coğrafyada muhteşem bir medeniyet kuran Müslümanlar diğer ilim dallarının yanı sıra bilhassa tıbba çok önem vermişlerdir. 11. asrın ortalarından itibaren İslam dünyasında hâkim unsur olarak görülen Selçuklular ve onları takiben Osmanlılar, pek çok tıbbi eser vermiş ve bu arada darüşşifalar kurmuşlardır.

    İslam dünyasını iç ve dış tehlikeler karşısında çökmekten kurtaran ve Anadolu’nun fethini ve Türkleşmesini sağlayan Selçukluların tarihi varlığı, İslam tarihi ile birlikte Avrupa tarihi için de bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Avrupa’da Rönesans devrinin doğmasında Türklerin rolü dikkatlice ele alındığında, özellikle Selçukluların Avrupa kültürünü, Avrupa tıbbını, hastanelerini ve üniversite kuruluşlarını ne kadar çok etkilediği daha bariz bir şekilde görülebilir.

    Selçukluların ilk hastanesi ve tıp medresesi Alparslan’ın(1063-1072) veziri Nizamü-l Mülk tarafından Nişaabur’da kurulmuştur. Ne yazık ki, bu hastane ile Selçukluların 1055’ten itibaren Bağdat, Şiraz, Berdeşir, Kaşan, Ebher, Gence, Harran ve Mardin’de kurdukları diğer hastaneler de bugüne ulaşamamışlardır.

    Bugüne ulaşabilenler; Şam’daki Nureddin Hastahanesi (1154), Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası ve Gıyaseddin Keyhüsrev Tıp Medresesi (1206), Sivas’taki Keykavus Darüşşifası (1217), Divriği’deki Behram Şah’ın kızı Turan Melik’in Hastanesi (1228), Tokat’taki Gök Medrese denilen Pervane Bey Darüşşifası (1275), Çankırı’daki Atabey Ferruh (1235) ve Kastamonu’daki Ali b. Pervane hastaneleridir (1272). Ayrıca, Selçuklulardan önce Anadolu’da inşa edilen ve Selçuklular tarafından da aynı maksatla kullanılan Amasya Darüşşifası gibi yapılar da bulunmaktadır. Beylikler devrinde de Anadolu’da bazı hastaneler inşa edilmiştir. Bu Selçuklu hastaneleri, günümüze ulaşan en eski İslam hastaneleri olmanın yanında, Avrupa’da İslam kültürünün en etkili dönemini teşkil eden Haçlı Seferleri sırasında faal bulundukları için de dünya hastane tarihi ve hastanelerin gelişimini araştıranlar açısından da büyük öneme sahiptirler.

    Selçuklular genel hastanelerin dışında, cüzzamlıların tecrit edilerek bakıldığı miskinler tekkesi veya cüzzamhaneler ile akıl hastalarının tedavileri için hususi merkezler de kurmuşlardır. Ayrıca savaşlarda yaralıların tedavisi işine çok önem verdiklerinden, büyük seyyar hastaneler kurmuşlardır. Mesela, Selçuklu sultanı Melikşah’ın ordusunda tabiplerle, hastaların ve aletlerin 100 deve ile taşındığı bir seyyar hastahane bulunmaktaydı. Özellikle Anadolu’da bulunan kervansaraylarda hastalanan yolcular için birer tedavi merkezi bulundurmuşlardır.

    Selçuklular halk sağlığı ve tıp eğitimi için genel hastane niteliğinde ‘bimaristanlar’ kurmuşlar ve tıbbın devamı ve gelişmesi için gerekli bütün imkânları tabiplerin kullanımına sunmuşlardır. Burada tıp eğitimi veren hocalara günlük 20 akçe maaş, hekim adaylarına ise 8 akçe harçlık verildiği bildirilmektedir.

    Selçuklu tıbbı ve hastane mimarisinin yanında, hastanelerindeki tıp eğitim sisteminin de Avrupa tıp eğitimini etkilediği Orta Çağ’da Salerno, Montpellier ve Paris gibi Avrupa’nın önemli şehirlerindeki tıp fakültelerinde okutulan kitapların listelerine bakıldığında açıkça görülmektedir. Selçuklular, döneminde ve sonrasında Asya ve Avrupa’da kurulan hastanelerin sadece çeşitli mimari özellikleri ve hasta yatağı başında klinik dersler verilmesi sahalarında değil, akıl hastalarının ilaç ve müzikle tedavi edilmelerinin esasları bakımından da Avrupa’ya öncülük etmiştir…

    Ayda Sarıkaya
     

Sayfayı Paylaş