1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Senai DEMİRCİ - Sen ve Son..

Konusu 'Resimli Şiirler' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 3 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    [​IMG]


    Sen ve Son

    Unutmak ne dipsiz bir şeydir ki, unutanlara unuttuklarını bile unutturur.
    Unutulmak ne acı şeydir ki, unutulanın unutuluşuna ağlayışını kimse hatırlamaz.
    ‘Nisyan’dan unutuluştan çıkarıldık her birimiz.
    Yüzümüz gün yüzüne değeli, tenimiz güneşe erişeli beri unutulmaktan alındık, unutmaktan sakındık.
    Hatırı sayılır olduk.
    Ne var ki, unutmak yaşamak kadar elimizin altında ve unutulmak ölüm kadar yanı başımızda.
    Ölüm bizi geldiğimiz yere, ‘nisyan’a götürüyor tekrar.
    Ölüm unutuşlara gömüyor yüzümüzü; tenimizi tanıdıklarımıza yabancı kılıyor.
    Yaşarken ölümü anmıyoruz o yüzden.
    Yaşarken ölümle aramıza sahte uzaklıklar koyuyoruz.
    Unutulmak korkusu bu…
    Galiba en çok unutulacağımızı unutuyoruz.
    Ve herkesin unuttuğu anlarda, “hatırlanmaya değer olmadığımız zamanlarda hatırımızı tek sayanın Yaratıcımız olduğunu unutuyoruz.
    Sen ki hiç unutmadın ve hiç unutmazsın bizi, bize senin zikrini unutturma Rabbim.
    Hatırla ki toprak ayağının altından çekiliyor.
    Ellerin son defa dokunuyor güle ve güne.
    Gözlerinin karası son kareyi alıyor ışıktan ve karanlığa hazırlanıyorsun.
    Göz kapaklarının kapanışı seni bir dağın ardına götürecek.
    Unutmaya ve unutulmaya hazırlanıyorsun.
    Varlığın incecik dudaklarda kuru bir söze dönüşecek.
    O dudaklardan insan sıcağını tadamayacaksın mesela.
    Hatıran bir taştan ve bir hüzün renkli topraktan ibaret kalacak.
    Kahkahalar seni yalnız bırakacak.
    Mutluluklar seni hesaba katmadan tamam olacak.
    Sana arkalarını dönecekler.
    Dönüp yüzüne bakmayacaklar.
    Senin kokun uzakları kokusu olacak.
    Tenin toprağın soğuğunu tadacak.
    Ve gelecek ölüm;
    Gözleri gözlerin olacak.
    Hatırla ki yarınki gün seni taze bir toprak yığınının altında bulacak.
    Bir gün saatinin akrebi senin uzanamadığın zamanlara doğru dönecek.
    Sen olmayacaksın…
    Kolunda ki saat sensiz zamanları tırmanıyor olacak.
    Sulamayı unuttuğun çiçeğin bile senden sonra solacak.
    Yüzüne gün ışığı vurmayacak.
    Hayatının ebedi rengini dar ve sessiz bir boşlukta bulacaksın.
    Ya küle dönecek ya güle dönüşeceksin.
    Yarınsız ve sonsuz bir günün yanağında incecik bir gamze olup kristalleşeceksin.
    Yüzün solacak
    Ellerin hiçbir yere varmayacak
    Parmakların hiçbir şeyi göstermeyecek
    Ve ayaklarının altında hep boşluk kalacak
    Unutma ki şimdi toprak ayağının altından çekiliyor.
    Yürüdükçe ince bir hesap çizgisine çekiliyorsun.
    Unutma ki elinle ölüme dokunuyorsun
    Elinle ölümü dokuyorsun
    Hatırla ki gözlerin ölüme bakıyor
    Gözlerin bir cesedi alacakaranlığa taşıyor
    Hatırla o zamanı ki sen boz topraklar altında derin unutuşlarda eriyorsun
    En son kaleminin karanlık izi kalıyor soğuk sayfalarda
    Ve sözlerin kırık dökük hatıralara dönüşüyor
    Solgun bir gül gibi elden ele dudaktan dudağa taşınıyor
    Hatırla…
    Hatırla ki sen sözleri genç kalpleri taze aşklara taşıyan ölü bir şairsin.
    Hatırla ki sen masum ve sonsuz bakışlı gözlerin kapı aralarında beklediği bir babasın.
    “Baba!” çığlıklarını yetiştiremiyor sana oğlun.
    Elinin sıcağı özlenen sevgilisin sen.
    Hatırla…
    Hatırla ki bir mezar taşında iki rakam arasında çizilmiş eğreti bir çizgiye indirgenmişsin.
    Mezar taşın unutuldu ve hatta mezar taşın bile seni unuttu diyelim…
    Ve hep başkaları var dışarıda..
    Hep yabancılar geziyor yıkık mezar taşları arasında
    Kimsenin tanıdığı değilsin artık
    Kimsenin özlediği değilsin
    Kimsenin beklediği değilsin
    Kimsenin ardı sıra gözyaşı döktüğü değilsin
    Kimsenin ölüsü de değilsin
    Tıpkı şimdi olduğu gibi
    Oysa sen ve sonun ne kadar da uzak görünüyordunuz birbirinize
    Ey
    Rabbim senden bir teşehhüt miktarı ömür
    Bir
    LA İLAHE İLLALLAH miktarı ölüm istiyorum senden.
    LA İLAHE İLLALLAH

    Senai DEMİRCİ
     

Sayfayı Paylaş