1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sergen Yalçın'la Röportaj

Konusu 'Sanatçılarla Röportajlar' forumundadır ve BeReNN tarafından 10 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.888
    Beğenileri:
    278
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    398 ÇTL
    "Beraber olacağım ilk kızla evleneceğim"
    Sergen Yalçın özel hayatından hayatında pişmanlıklara, Yetenek Sizsiniz'deki jürilik görevinden futbolculuk kariyerine kadar hakkında tüm merak edilenleri Helin Avşar'a anlattı
    [​IMG]


    O Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biriydi. Futbolu bıraktıktan sonra futbol yorumculuğu yapmaya başladı. Önümüzdeki sezonda ise bambaşka bir formatla seyirci karşısında olacak. Sergen Yalçın'la hayatının en önemli anlarını yaşadığı İnönü Stadyumu'nda buluştuk, futboldan aşka ve Yetenek Sizsiniz Türkiye'deki jüri üyeliğine kadar her şeyi konuştuk.



    Beşiktaş İnönü Stadyumu'ndayız. Yanımda Türkiye'nin en büyük futbolcularından Sergen Yalçın var. O benim çok eski ve çok yakın bir arkadaşım aynı zamanda. Yetenek Sizsiniz Türkiye'nin jürisine katıldığını duyunca “Hadi röportaj yapalım” dedim, o da kırmadı, üstelik hakkında merak edilen her şeyi her zamanki dobralığıyla yanıtladı. Yukarıdaki başlığı da kendisi verdi; Sergen bundan sonra beraber olduğu ilk kız arkadaşıyla nikâh masasına oturacak.

    Sergen sen dört büyüklerde oynamış tek futbolcusun herhalde değil mi?

    Aslında niyetim dört büyüklerde oynamak değildi, şartlar biraz oralara götürdü beni.

    Niye?

    Beşiktaş'tan ayrıldım İstanbulspor'a, İstanbulspor'dan Siirt Jetpa'ya geçtim. Oradan Fenerbahçe'ye, ardından Trabzon'a, oradan Galatasaray'a geldim, sonra da Beşiktaş'a döndüm. Aslında dileğim aynı takımda başlayıp bitirmekti. Büyük takımlarda genelde oyuncular öyle yapar. Ama ben biraz gezmek durumunda kaldım. Şartlar öyle gerektirdi.

    Sen Türkiye'nin en iyi sporcularından birisin. Sol ayağını çok iyi kullanan nadir futbolculardansın. Neden dünyaya açılmadın?
    Benden sonraki jenerasyon yurtdışına gitmek için daha şanslıydı. Bizim jenerasyon biraz geç kaldı. Bonservisler falan çok yüksek meblağlarda değildi bizim zamanımızda. Ben 27-28 yaşlarında o döneme denk geldim, biraz geç olmuştu. Bir de artık son dönemde yurtdışına gitmek çok bir şey kazandırmıyor. Gideceksen 22-23 yaşında gideceksin. Yaşın ilerledikten sonra büyük takımlarda oynamak zor, onun altındakilerde de açıkçası çok mutlu olmuyorsun. Mesela Fenerbahçe, Tuncay'ın gittiği takımdan çok daha büyük bence. Ben olsam, orayı tercih etmem.

    Mesela Real Madrid şu anda üç Türk futbolcu aldı. İster miydin oraya gitmek?

    Tabii ki isterdim. Mesela oralarda şans daha fazla. “Boğulacaksan bile büyük denizlerde boğul” derler, orayı tercih etmek çok daha mantıklı. Küçük takımlara gitmek çok bir şey ifade etmiyor. Mutlaka büyük takımlara gitmek lazım. O zamanlar bizim şansımız çok olmadı. Bana da öyle çok teklif geldi ama yaşım biraz ilerlemişti, gerek görmedim. Rakamlar da burayla eşdeğerdi, maceraya girmek de çok fazla işime gelmedi.

    Futbolcular burada da çok iyi kazanıyor öyle değil mi?

    Buradaki rakamları yabancı ülkelerde kazanamazlar. Yabancı futbolcular da Türkiye'de çok iyi kazanıyor.

    O yüzden buraya geliyorlar...
    “Türkiye onlar için cennet” demek daha uygun olur, ben bunu spor programlarında da dile getirdim. Yabancı futbolcular için burada hayat çok güzel, şartlar süper, çok da iyi rakamlar kazanıyorlar, bana göre müthiş yani. Bunun değerini bilmek zorundalar ama kulüplerimiz bu işi bir türlü yapamıyor, yani buraya zorla adam getirmeye gerek yok, herkes isteyerek geliyor. Kulüpler çok borca giriyor bu yüzden. Bence oyuncular aldıkları rakamların karşılığını pek veremiyor.

    ‘En sevindiğim anı da en üzüldüğüm anı da bu statta yaşadım'
    Peki burayı özlemiş misin?
    Vallahi özlemişim şimdi sahayı, çimleri görünce...

    Bu statla ilgili unutamadığın bir sürü anın vardır.
    Buradaki en önemli anım, 2003'te Galatasaray'a attığım gol.

    Teşekkür ederim ben Galatasaraylıyım.
    Tam şuradan bizim sahadan almıştım topu, şuradan Tümer'e atmıştım aynı şekilde topu bana bırakmıştı. Şampiyon olduğumuz yıldı, en önemli anlarımdan biriydi. Çünkü, istediğim şey 100. yılda şampiyon olmak ve o golü benim atmamdı. Tabii devamında en çok üzüldüğüm anı da burada yaşadım, tribünler benim aleyhime slogan attı. Yaptığım eleştirilerden dolayı, tribünlerden eleştiri aldım. O da çok üzüldüğüm anlardan biriydi. Ama sevindiğim şuydu, söylediğim her şey doğruydu. Hiç eveleyip gevelemem ben. Hayatım da böyledir çok netim. Kimisinin hoşuna gitmiyor ama, konuştuğumuz şeyler herkesin hoşuna gidecek diye bir kaide yok.

    Jübilen yapılmadı diye biliyorum, üzgün müsün?

    Yok üzgün değilim yapmayı düşünmüyordum zaten. Jübile çok duygusaldır, ben o yüzden kaçıyorum jübileden. Jübileden sonra 10 gün falan kendime gelemem diye düşünüyorum. Duygusal olarak, futbolu bırakıyorsun veda ediyorsun.

    ‘YAZILARIMI TELEFONDA YAZDIRIYORUM'
    Eski futbolcuların çoğu ya futbol yazarı oluyor ya da yorumcusu. Hatta bazı eski futbolcu spor yazarlarının yazılarını başkaları yazıyormuş. Bu doğru mu?

    Gazeteye mi?

    Evet.
    Vallahi hiç bilmiyorum. Ben genelde yazılarımı telefonda yazdırıyorum, çok da enteresan oluyor. Başkaları da yazdırabilir fakat her insanın ayrı bir kimliği var. Yazıda o kimliği mutlaka yansıtmak lazım. Seni okuyan insan, o yazıyı senin yazmadığını anlar zaten.

    Sen televizyonda da aynı cümleleri kuruyorsun.
    Evet benim cümlelerim hep aynı zaten.

    Belki bazıları yapıyordur.
    Belki düzeltme yapıyorlardır...

    ‘Benim hayatım pişmanlıklarla dolu'
    Hiç pişman olduğun bir şey oldu mu hayatta?
    Ya benim bütün hayatım pişmanlıklarla dolu. Her şeyden pişman oldum.
    Bir de atlarla ilgili bir hikâyen var, bir ara atların vardı. İsimleri neydi çok merak ediyorum.
    Vallahi bir sürü atım vardı. Birinin adı Sergen'di, birinin de Blackberry'di. 8-10 atım oldu.
    Mesela o dönemden pişmanlık duydun mu hiç?
    At olayından pişmanlık duyulacak bir şey yok. O ayrı bir zevk yani, onu bir hobi gibi düşünmek lazım.

    At sadece hobindi değil mi?

    Benim hayatımla ilgili söylenecek en önemli şey şudur: Ben hayatımda hiçbir şeyi saklamadım ve kaçmadım. Mesela “At yarışı oynuyor musun” diye sordular, “Evet oynuyorum” diye cevap verdim.

    Bence bu yüzden de insanlar seni çok seviyorlardı, hâlâ da seviyorlar.
    Ben kötü bir şey yapmıyorum ki, niye kaçayım ki? Para kazanıyorum, hayatımı yönlendiriyorum, bunun içinde doğrular da olacak yanlışlar da olacak. Bunda o kadar da büyütecek bir şey yok. Ama genelde herkes kaçtığı için bizimki enteresan görünüyor. Açık açık söylüyorum ne yaptığımı. Kız arkadaşım olsa da kaçmıyorum yani.

    ‘Yanımda kimi görseler sevgilisi diye yazıyorlar'

    Peki, duygusal mısın?
    Dışarıdan pek öyle görünmesem de öyleyimdir aslında.

    Bir röportajında bir kere evlilikten döndüğünü söylemiştin. Bir kere mi döndün?
    Evet, bir kere.

    Peki neden evlenmiyorsun?

    Vallahi ben iki uzun ilişki yaşadım. Ondan sonra da işten güçten kafamı bu işlere çok yatıramadım. Belki de benim karşıma öyle biri çıkmadı. O şansı bulamadım. Ama artık yavaş yavaş evlenme çağı geldi diye düşünüyorum.

    Düşünüyorsun...
    Evlenmek için kızı bulmak önemli.

    Sen dışarıdan bakıldığında kız babalarını korkutuyor olabilirsin. Halbuki çok iyi biliyorum ki sen çok duygusalsın, hatta mükemmel bir baba olabilirsin bence.
    Gezmek biraz farklı bir anlam ifade ediyor burada. Yani herkes farklı anlıyor gezmeyi. Herkes geziyor dolaşıyor, yaz şimdi havalar sıcak. Ama biraz farklı lanse ediliyor. Şimdi seninle beni görseler sevgili yazacaklar hemen mesela.

    Yazmışlar zaten seni.
    Kimi görseler yanında sevgili diye yazıyorlar. İnsanlara bir şey anlatamazsın. Mesela geçen gün bir arkadaşımın hanımıyla oturuyorduk, çekip sevgilisiyle oturuyordu diye yazmışlar. Bu da tabii insanların seni yanlış tanımasına neden oluyor.

    Bir de siz koloni halinde geziyorsunuz senelerdir, onlar senin çok samimi dostların değil mi?
    Yıllardır aynı ekiple geziyoruz. Ama yakında evleneceğim.

    Birisi var o zaman?
    Birisi yok ama düşünüyorum. Daha doğrusu düşünmeye başladım. Aday yok ama...

    ‘Bu kadro çok güzel'
    Yetenek Sizsiniz Türkiye'de jüri üyeliği yapacaksın. Orada duygusal olaylar yaşanacak, farklı hayat hikâyeleri anlatılacak. Ona göre mi puan vereceksin yoksa yeteneklerine göre mi?
    Normalde ben spor yorumculuğu yapıyorum. O iş bana çok zor gelmiyor çünkü kendi işimi yapıyorum. Ama yarışma çok enteresan olacak. Bence tamamen yeteneğe konsantre olmak lazım.

    Futbola yeteneği olan yarışmacılar da katılıyor elemelere.
    Yeteneği yorumlamak çok zor değil bence. Acun'la da konuştuk, o da çok pozitif düşünüyor bu konuda.

    Peki Acun neden seni seçti sence?

    Jüride çok aykırı insanların olması lazım ondan herhalde. Hülya da farklı bir kişilik, ben de çok farklı bir kişiliğim, Acun da öyle. Ben iyi bir enerji olacağını düşünüyorum orada, çünkü herkesin kendine göre bir yorumu olacak. Ben de çok aykırı bir yorumcuyum aslında. Benim yorumlarım hep kendime göre oluyor, bazen futbolun dışına çıkıyorum konuşmalarda. Çok enteresan bir iş olacak. Kadro çok güzel.
     

Sayfayı Paylaş