1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ses Kısıklığı Mı Faranjit Mi?

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Papatya tarafından 7 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.311
    Beğenileri:
    5.870
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.381 ÇTL


    Uzmanlar, havaların soğuması ile birlikte özellikle gribal enfeksiyon hastalıklarında artış olduğuna dikkat çekiyor.

    Op. Dr. Coşkun Şanverdi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı

    Toplu taşıma araçları, kapalı ve kalabalık ortamlar soğuk algınlığı ve buna bağlı hastalıkların bulaşmasına uygun ortam oluşturuyor. Boğaz ağrısıyla başlayan ve sonrasında boğazda oluşan enfeksiyona bağlı olarak, ses kısıklığına da neden olan hastalıkların başında faranjit yer alıyor.

    Peki "Faranjit" nedir?

    Faranjit, boğazın orta kısmında bulunan farenks (yutak) mukozasının iltihabı demektir. Bu iltihabi durum akut (ani gelişen) veya kronik (uzun süreli) şekilde gelişebilir.

    Her ses kısıklığı faranjit olarak tanımlanabilir mi?

    İyi bir ses oluşumu için akciğerlerin, ses tellerinin, ağız ve burun boşluklarının sağlıklı olması ve koordineli çalışabilmesi gerekmektedir. Bu yüzden ses kısıklığı bu belirttiğimiz bölgelerin herhangi birindeki rahatsızlıklara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Akciğerlerdeki kitleler, kronik akciğer hastalıkları, verem, ses tellerindeki kitleler, ses teli felçleri, ses teli iltihapları, burun tıkanıklığına yol açan kitleler, sinüzit ve nezle gibi iltihaplı durumlar ve faranjitler (yutak iltihabı) ses kısıklığına sebep olabilirler.

    Faranjitler akut ve kronik olarak ayrı hastalıklar olduklarından öncelikle hastalığın hangi faranjit grubundan olduğu anlaşılmaya çalışılmalıdır.


    Akut faranjitler genellikle grip veya nezle gibi viral enfeksiyonlar sonucu oluşmalarına rağmen, beta mikrobu, herpes mikrobu (uçuk virüsü), zona (gece yanığı), cinsel yolla bulaşan gonore (bel soğukluğu), difteri gibi daha nadir hastalıklar sonucu da oluşabilmektedir. Bu nedenle doktora başvurmadan alınacak tedaviler hastalıkların bazı bulgularının gizlenmesine sebep olup yanlış tedavilere sebebiyet verebilmektedir.

    Kronik faranjitler ise sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında, kronik burun tıkanıklığı nedeniyle, aşırı sigara ve alkol tüketimi, kronik sinüzitlerde oluşan geniz akıntısından, aşırı sıcak ve soğuk gıdaların sıkça tüketilmesinden, kuru ve kirli havadan, kronik diş ve diş eti enfeksiyonlarından ve sıkça yapılan tik şeklindeki boğaz temizleme alışkanlıklarından ötürü oluşabilmektedir. Ancak bunlar dışında frengi, verem, cüzzam ve bazı kronik romatizmal hastalılar da kronik faranjite yol açabilmektedir.


    Kalabalık ortamlarda, yoğun klima kullanılan alanlarda çalışanlar, kirli havası olan kapalı alanlarda uzun süre çalışanlar veya sesini yoğun kullanarak işini yapanlar akut veya kronik farenjite daha fazla yakalanmaktadırlar.

    Faranjitin belirtileri nelerdir?

    Akut faranjitler boğazda ani başlayan yanma, yutkunmakla artan ağrı, ses kısıklığı, ateş, halsizlik öksürük, kas ve eklem ağrıları, boğazda uçuk seklinde kabarcıklar, beyaz gri renkte iltihaplı dokular, boyunda şişlik ve ağız kokusu şeklinde bulgular ile kendini belli etmektedirler.

    Kronik faranjitler ise daha çok boğazda takılma ve kuruma, yabancı cisim hissi, bazen yutkunmakla ağrı, gıcık tarzında öksürük veya boğazda iyileşmeyen yaralar ve şişliklere sebep olabilirler.

    Alınabilecek önlem ve tedavi yöntemleri


    Hem akut hem kronik faranjitlerde öncelikle tam bir kulak burun boğaz muayenesi yapılmalı ve şikayetlere sebep olan enfeksiyon nedenine göre uygun medikal tedaviler seçilmelidir. Bunun yanı sıra yaşam tarzı konularında da düzenlemeler yapılmalıdır.

    Özellikle hastalar bol sıvı alımı konusunda teşvik edilmelidir. Sıvı tüketimi çoğaltılmalı ve günde 2 – 2.5 litre su içilmelidir.

    Bununla beraber özellikle boğazda yoğun tahriş yaratan sigara, alkol kullanımı durdurulmalı, asitli içeceklerden kaçınılması sağlanmalıdır.

    Klima kullanımı havayı çok kuruttuğundan klima kullanımı azaltılmalı ve ortam havasının nemlendirilmesi önerilmelidir.

    Mentollü şeker ve nefes açıcılar boğazda kuruluğa neden olacağından bu tarz pastil ve şeker kullanımı azaltılmalıdır.

    Yüksek sesle konuşmamaya özen gösterilmelidir.


     

Sayfayı Paylaş