1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sessiz Kahramanlar

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve wien06 tarafından 8 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    [​IMG]

    Yıllardır şu ifadelerle dolu haberleri hangimiz okumadık ki:

    "Güneydoğu’da Gabar’da, Cudi’de, Kuzey Irak’ta, sınır bölgesinde, kırsalda PKK’lı teröristler ile çatışma çıktı. Geniş çaplı operasyonlar devam ediyor."

    Benzer cümleler kimi zaman bu ülkenin yüreğine ateş gibi düşen şehit haberlerini, bazen de yaralanan askerlerini anlattı.

    Ama, bu ülkede Güneydoğu’da, batıdakilerin tabiri ile de "oralarda" olanları, okumak bizim için ne kadar kolay olduysa, yaşamak da o kadar zor oldu.

    Oralarda yaşananları, "çok üzüldük" diye başlayan rutin bir psikoloji ile hızla okuyup geçtiğimiz cümlelerin sonrasında, maalesef Türkiye’nin kendi anlamsız iç kavgalarına dalıp gidiverdik.

    Tıpkı, son iki haftada bu ülke için toprağa düşmüş 10’dan fazla şehidimizde olduğu gibi.

    Tıpkı, daha önceki binlerce şehidimizde olduğu gibi.

    O dağlardan buralara baktıklarında, bu çocukların nasıl bir hayal kırıklığı içinde, "Siz orada ne yapıyorsunuz" dercesine bizi süzdüğünü hissetmek zor değil.

    2000 metre rakımlı tepelerde, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde, keskin ayazı ve yağışı insanın iliklerine işleyen hırçın coğrafyalarda görev sadece ülke sevgisi ile yapılır.

    İsterseniz dünyanın en yüksek maaşını verin, isterseniz hanlar hamamlar verin yüreğinde şehitlerin sınırlarını kanla çizdiği toprakların mirasına sahip çıkma duygusu olmayan hiç kimseye bunu para pulla yaptıramazsınız.

    Şu anda, Hakkari, Cudi, Gabar kırsalında günlerce sürecek görevine çıkmaya hazırlanan, Zap suyunun sessizlikte kulakları sağır eden akıntısı paralelinde sınırı bekleyen generalinden erine askerler işte bu ülkenin çocuklarıdır.

    Ve bu çocuklar da ülkenin gerçek kahramanlardır.

    Çünkü hiç konuşmazlar.

    Çünkü, gerçek kahramanlar hiç konuşmazlar.

    Şehitlerin naaşı nasıl bu duyguyla göğe yükselirse, arkalarında bıraktıkları rütbeli, rütbesiz tüm silah arkadaşları da görevleri bitince aramıza hiçbir şey olmamış gibi karışırlar.

    Hiç konuşmazlar.

    Çünkü, konuşanlar değil, onlar gibi sessiz kalanlar gerçek milliyetçi ve kahramanlardır.

    MİLLETİN YÜREĞİNE FISILDARLAR

    Her gün dağlarda bu vatan evlatlarının yazdığı nice destanı yine onlar en iyi bilenlerdir.

    Bunları da yüksek sesle anlatmazlar ama bu milletin yüreğine fısıldarlar.

    Onlar, bu ülkenin Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden bir neslin torunlarıdır.

    Böyle kahramanlar sayesinde bu ülke 1984’den bu yana kanlı PKK terörüne karşı yıkılmadan ve tavizsiz ayakta durabiliyor.

    İşte Kuzey Irak’ta o dondurucu soğuğa rağmen başarı ile gerçekleştirilen son kara harekatında bu anlamda bir dostumuz öyle bir hikaye aktardı ki, bu hafta Ankara’nın sıkıcı siyasi gerginliklerini yansıtmaktansa, bu kahramanları anlatmanın daha yerinde olacağını düşündük.

    Bu nedenle de, teyidini aldıktan sonra bu gözlerimizi yaşartan ama aslında bizi hiç şaşırtmayan unutulmaz olayı sizinle paylaşmaya karar verdik…

    Kuzey Irak’ta PKK’ya yürütülen operasyonun en yoğun olduğu günlerin birinin akşamında toplanma bölgesinde askerler planlı görevlerini yavaş yavaş bitirip bir araya gelmeye başlarlar.

    Birliğin komutanı, yanındaki yardımcı ile genel durumu değerlendirmektedir.

    O sırada önlerinde yürüyen askerlerden birinin hafifçe aksadığı ve arkadaşına yaslanarak yürüdüğü dikkatini çeker.

    Yardımcısına, "Bu askerimiz neden aksıyor. Yaralı yoktu diye biliyorum. Nedir bu durum?" diye sorar.

    Yardımcısı ise, "Komutanım, bendeki bilgi de öyle. Yaralımız yok" şeklinde olunca, komutan, "Peki neden bu askerimiz böyle yürüyor?" diye üsteler.

    Komutan hemen, askerin yanına gider ve sorar:

    "Oğlum neyin var, neden aksıyorsun?"


    ‘ÇATIŞMADAN ÇEKERSİNİZ DİYE YARALANDIĞIMI SÖYLEYEMEDİM’

    Kısa süren bir sessizlikten sonra komutan tekrar, "Oğlum yanıt versene" diye ısrar edince askerin ağzından şu cümleler dökülür:

    "Komutanım, dünkü çatışmada yaralandım. Ama önemsizdi. Kurşun sıyırdı geçti. Şimdi sadece sızısı biraz arttı. Ondan hafifçe aksıyorum. Dün olaydan sonra, beni, yaralandım diye bu çatışmadan geri çekersiniz ve arkadaşlarımı bu kutsal görevde yalnız bırakırım diye korktum. Size söyleyemedim. Affedin"

    Sessizlik sırası artık komutana gelmişti.

    Biraz durdu.

    Önce, askere sarıldı ve sonra yanındakilere askeri göstererek,

    "Benim böyle askerlerim oldukça değil bu eşkıya, tüm dünya Türkiye’me karşı gelse korkmam."


    ALINTI:Hürriyet

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş