1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sevda uçuşan bir eşarptı rüzgarda..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 14 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL
    işte geldim kış !
    gürültüsünde uzandığım kalabalıklardan
    ve yarısında uyanılan rüyalardan
    kalktım,
    uyandım …
    uyandırıldım …
    umut, cebimde bomboş bir kağıt parçası
    diyecek hiçbir şeyi
    kalmayan …

    işte geldim kış
    açtım bütün pencerelerini
    ve havalandırdım içimin gecesini
    sokak lambaları tastamamdı dışarıda, saydım
    bakışlarım çiçeksiz vazoydu aynada, sustum
    kuytu parklarda aşktım,
    yaprak
    yaprak
    döküldüm
    ve sızı sürekti ülkemde
    yaraysa seyyah bedenimde
    ona bile alıştım
    ve geldim,
    hiçbir parçamı gömmedim hiçbir yere
    yalanım yok
    ne isem, bu kadarım
    ve ne kadarsam
    senin …

    işte geldim kış,
    buz halindeyim, içime çarpa çarpa geçen günlerin
    ve hiçbir şey koydum adını, avucumda kalan bütün şeylerin
    dünden bir gün önce
    ve yarından yüz yıllar kadar uzak
    taradım en sevgilimin saçlarını, bir fotoğrafta gizlice severek
    özlem tüldü ellerimde, ürkek
    buğu sırdı nefesimde, tutsak
    sevda, rüzgarda uçuşan eşarptı, yolcu
    öptüm,
    kokladım,
    uğurladım ...
    ve ömrü bir kaya kadar eski bu ruhu
    sürükledim
    sonsuzdu, fikrimin kum tanesi yalnızlığı
    geldim, karşındayım
    yorgunsam da unutmadım
    neşesiz ellerle örülmüş taş bir duvarın oyuğunda
    hala altı yaşında, kırık oyuncağım
    lütfen, lütfen
    onu kimse bulmasın …

    işte geldim kış
    kirpiklerim dalga kıran
    ve saksıda kalan son armağan
    sevdasıyla birlikte, kurumuş, manolya hanım
    ağladım
    meğer, beni bir kere daha terk eylemiş aşk,
    o gün son parçasını da benden alarak
    anladım
    ama anlatmadım kimseye
    anlatamam da sanırım
    nasıl yırtıldığını kalbimin
    söylediğim,
    sustuğum, her bir kelimeyle
    ve yazdığım ...
    oysa sır mı ? sır mı !
    değil
    değil,
    hiç değil !
    içinde kimsen olmasa bile
    giderken, her tren düdüğü
    ve kapanan bir kapının ardından
    adım adım yiten, ayak sesleri
    bir de büküle büküle uzaklara tüten sigara dumanı
    hüzün,
    hüzün,
    hep
    hüzün …

    işte geldim kış …
    bak körpe karanlığım
    senin için yeşeriyor soğumuş külümde
    zaten çoktandır on ikiyi bile beklemiyor
    kül kedisi hayallerim, hepten erkenci gecelerimde
    üstelik sis çökmüş, sevgilerde görüş, sıfırın altına düşmüş
    ve küçücük içimden, kocaman yazlar baharlar geçmiş
    gitmiş
    şimdi bu yüzden
    işte bu yüzden
    ve yürek,
    dökülecek yer bile bulamayıp
    kendi içine kıvrılmış bir damla suyken
    ben,
    bir yaşama bir masal
    bir masala, bir aşk
    ve bir aşkın kalbinde, bir hayat
    ve anmak, unutuşlar dağ kadarken, hatırlamak
    istemiyorum,
    yazmıyorum artık eskisi kadar
    bir yaranın en az sızladığı mevsimin,
    bir yaranın
    en az sancıdığı iklimin,
    adını söylesin biri
    adını,
    söylesin biri !
    bu
    bana
    yeter …

    işte geldim, kış
    gürültüsünde uzandığım kalabalıklardan
    ve yarısında uyanılan rüyalardan
    kalktım,
    uyandım …
    uyandırıldım …
    umut,
    cebimde bomboş bir kağıt parçası
    ve aynalarda yüzümün altında beliren bir alt yazı;
    üşüdüm …
    üşüdüm …
    çok, üşüdüm …
     

Sayfayı Paylaş