1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sevdalar Neden Bu Kadar Hüzünlü

Konusu 'Aşk' forumundadır ve ~meLek~ tarafından 17 Ağustos 2013 başlatılmıştır.

  1. ~meLek~
    Cadı

    ~meLek~ GalataSaray'ım

    Katılım:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    3.052
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    3.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci (:
    Yer:
    Napcan geLcenmi ki?
    Banka:
    109 ÇTL

    Sevdalar Neden Bu Kadar Hüzünlü


    Sevdalar neden bu kadar hüzünlü. Hayat mı yoksa başlı başına hüzün.
    Yine havadahüzün kokusu insanın içini yakan koku duyusunu tırmalayan pis bir koku bu. Yine yalnızlık yine hüzün var canımı acıtan.
    Hava bulutlu tıpkı benim duygularımın üstüne çöken bulut gibi.
    Bu sabah yeni doğan güneşle dertleşmeyi denedim.
    Ama o da aniden benimle beraber hüzünlendi gökyüzü kararıverdi.
    Birden gece oldu ortalık. Dinledim saatlerce yalnızlığımı dinledim.

    Ve daha çok dertlendim. Seversin sevilirsin ama yine bir gün yalnız kalıverirsin gerçeğiyle baş başa kaldım.
    Ağır geldi bu yalnızlık.
    Sevip te sevilip te yalnız kalmak canımı acıttı.
    Bağırmak istedim ama birileri beni duysun diye bağırdım avazım çıktığı kadar ama benden daha çok bağıranlar vardı kimse beni duymadı.
    Ağlamak istedim her şeye inat gökyüzü başladı ağlamaya ağladığımı da gören olmadı. Dinledim saatlerce içimin sızısını dinledim.
    Yalnızlığımı dinledim. Çok şeyler anlatan bir sessizlik vardı havada.
    Tek hissettiğim yalnızlığım çaresizliğim çıkmazlarım ve gözlerimden akan yaşların yanaklarımda can vermesiydi.
    Konuşmak istedim hissetmek istedim ama yalnızdım yoktu yanımda sevdiğim.
    Geçen her saniye çok şey anlatıyordu sevdanın yalan olduğunu hayatta herkesin yalnız olduğunu anlatıyordu.
    Tek yoldaşım bulutlar ve hoyratça savuran rüzgar oldu.
    Karar verdim bırakıyorum hasretimi yağmurlara yıkasın diye.
    Yalnızlığımı çaresizliğimi rüzgara teslim ediyorum çok ücra diyarlara götürsün diye.
    Ücralara götürsün ki kimse görmesin yalnızlığımı ve çaresizliğimi.
    Teselli verircesine savruluyor rüzgar.
    Sanki emaneti teslim alıyor.
    İflas etmiş duygularımı hayata küskünlüğümü yalnızlığımı şu yalan dünyada tek başıma kalmışlığımı teslim ediyorum rüzgara.
    Yenildiğimi kabul ediyorum.
    Yoruldum savaşmaktan nedenleri araştırmaktan kovalamaktan.
    Yoruldum yalnızlığı yaşamaktan.
    Hep tut ellerimi bırakma beni demekten yoruldum.
    Sevdayı var etmeye çalışmaktan yoruldum.
    Yorgunluğumla birlikte kendimi de bırakıyorum rüzgara.
    Beni nerede bırakırsa güneşin nerede doğmasına izin verecekse o güneş beni nerede ısıtacaksa beni oraya götürmesine izin veriyor ve takılıyorum rüzgara.
    Boran olsa da kasırgalar kopartsa da benim içimde ki yaşanan fırtınalar kadar şiddetli olmayacağına göre teslim oluyorum bu rüzgara.
    Benden tek kalacak hüzün kokusu olacak.
    Mutsuzluğumu kırgınlığımı bırakarak gideceğim.
    Sana da tek emanetim yıktığım hayallerim olacak....



    alıntı
     

Sayfayı Paylaş