1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sevgiyi Yarınlara Bırakmayın

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 22 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    "Sevgileri yarınlara bıraktınız."

    der Behçet Necatigil şiirinde.
    "Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı."
    Yaşamak ve sevmek için hep bilinmeyen bir zamanı bekleriz. Önce diploma
    almalıyızdır. Sonra iş, güç sahibi olmalıyızdır. Sonra ev, araba ve tüm
    eşyaları almalıyızdır. Sonra çocukları evlendirmek ve günlük hırslara boğulan
    hayatlarımızı papatyalar gibi koparıp vazoda yaşatmaya çalışırız.

    Yaprakları solmuş ve suyu pis kokan o vazo, yaşamın gizli saklı
    hainliklerine yataklık eder. Artık birbirimize dokunmadan, ellemeden yemekle
    yatak odası arasında geçer gider en değerli zaman, hayatımız. Biz hiç
    ölmeyecekmiş gibi sonsuzluk duygusu içinde gaflet uykularında kana bulanırız.

    Kan çiçekleri derleriz düşlerimizde, ölümlü hayatlarla örülü
    hayatlarımızın ölmüş sevdalarına ağıtlar yakarız düetlerimizde sessizce. Onları
    hep daha iyi bir zaman ve başka günlere bırakırız, yaşanacak ne varsa. Gizli
    bahçemizde açan çiçekleri tek tek yolup dökülen saçlarımızın yanına koyarız.

    Telaşla koşarken eve yetişip yemek yapmak için ya da iş toplantılarının
    tekdüze vurgusuna ayak uydururken verilecek taksitlerden daha önemli olmaz hiç
    sevgiyle dokunmak birine.

    Dokunmak, yaşamın en kutsal büyüsü kızıl akşam üstlerden koşarak gelen ve
    avucumuza yanar bir top gibi düşen.

    Dokunmak birine içten ve sevinerek bir çocuk gibi varolduğuna şükrederek.

    Dokunmak, insanın insanla zenginleşen biricik yaratık olduğunun en güzel

    kanıtı. Oysa dokunmadan geçip gideriz en yakınlarımızda salınan yaşamın
    kıyısından, lağım akan kanallarda boğuluruz küçücük hırslarla bir gün bize hiç
    lazım olmayacak.

    Vakit olmaz yaşamak için.
    Vakit kalmaz yaşamak için beni unutma çiçeklerinden taçlar yapmaya aşkın başına.
    Öpüp koklamadan bir tenin yumuşaklığını, incir çekirdeğini doldurmaz
    kavgalarda tükenir nefesler.

    Kutsal nefeslerimizi en çirkin sözcüklere harcarız da düşünmeden, sevda
    sözcüklerine yer kalmaz koskoca mekanlarda.

    Dünyayı dar ederiz de herkeslere nedense yalnız gecelerde gözyaşlarımız
    bizi affetmez.

    Kavgalarda ve ağız dalaşlarında tüketiriz sevgilerimizi de aşklara hiç
    ümit vaad edilmez çorak topraklarda.

    Devedikenleri bile kururken bahçelerimizde baharın gelip geçtiğini
    görmeden kapanır gönül gözü.

    Gönül gözü kapalı olanın yiyeceği taş duvarlardır ev niyetine ve altın
    bilezikleridir sarılacak sevdalar yerine.

    Denizler uzak düşlerin maviliklerine saklanır da bir çocuk gibi, hiç selam
    etmez bize bilinmeyenin gizli sırlarından.

    Geniş zamanlar umarız bir gün sevgimizi söylemek için.

    Hiçbir gün gelmeyecek o günün hatırına harcarız hovardaca bir ömrü.

    Kanat çırpan aşklar bir kuş misali salınırken etrafımızda ya elimizde
    sıkıp öldürürüz onları ya da kaçırırız uzak ülkelere geri dönülmeyen.

    Aşk dokunmak ve sözden üretilen bir misk-u amberdir ki kokusu cihanı tutan.

    Sözlerden kolyeler takıp ak gerdanlara dokunuşun sarı güllerini dermek
    yaşamın hecelerini yanyana dizer.

    Yüreğinin surları yalçın kayalarla desteklenmiş insan nasıl ulaşsın sözcüklere?

    Bir kelebek misali yorulur kanatçıkları düşer yarı yolda boz toprak üstüne söz.
    Gecelere düğümlenmiş tutkuların yaşama ipek bir yorgan gibi serildiği
    günlerin özlemi fırtınalara yataklık eder ancak.
    Bırak!
    Ruhun öldüğü anlaşılsın.
    Bırak!
    Zaman sana hizmet etsin bıkıp usanmadan.
    Savaşın acımasız rüzgarına emanet yaşamlar, emanet yaşamlar kadar hain,
    sevgisiz ilişkilerin saldırısına uğrayan insan, karanlık yandaşlarına
    çevirirken yüzünü, unutur gider yaşamın kutsallığına türkü yakan dilleri.
    Kader değildir sevgisiz yaşamak.
    Ölüler yüzerken etrafımızda nehirden su içmek zor gelebilir insana ama
    yine de kutsaldır Ganj.
    Zeytin yaprağının gümüş bakışında açılır kapılar aşka.
    İçimize ılık zeytinyağı gibi akar sevdalar ve Akdeniz'in ruhu çırpınır
    beyaz köpükleriyle yüreğimizde. Eğer zaman varsa yaşanacak.

    "her akşam seninle yeşil bir zeytin tanesi
    bir parça mavi deniz alır beni
    seni düşündükçe gül dikiyorum ellerimin değdiği yere."
    Aşk dokunmaktır gül yaprağı tene,
    söz ise yarin attığı bir güldür taş niyetine. ​
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş