1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Seyirci hareketlerinin suç ve ceza tanımları nelerdir?

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 29 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Seyirci hareketlerinin suç ve ceza tanımları nelerdir?

    Seyirci hareketlerinin suç ve ceza tanımlamasını yapmaya çalışırken bazı ayırımları çok net bir şekilde yapmak gerekir. Bu ayırımların birincisi “Ceza hukuku” ile “Spor Disiplin Hukuku” ayırımıdır; ikincisi “Seyirci hareketlerinin failleri “ ile “Spor Kulübü tüzel kişisi ve Yöneticilerinin sorumluluğu”dur. Diğer bir ifade ile kimin, hangi eylemleri Devletin ceza hukuku çerçevesinde takip edilir ve cezalandırılır, kimin hangi eylem ve sorumlulukları yetkili spor federasyonlarının yetkili disiplin organları tarafından o federasyonun disiplin cezaları ile cezalandırılırlar.

    a) Türk Ceza Hukukuna göre:

    Seyircilerin ne gibi eylemlerinin olduğuna, olabileceğine baktığımızda bunları tahdidi olmamak üzere şöyle hatırlatabiliriz:
    1) bireysel veya toplu küfür, hedef alınan gerçek kişiye veya tüzel kişinin manevi şahsiyetine hakaret teşkil edebilir;
    2) sahaya atılan bir cismin bir kişiye isabeti ve yaralaması hali müessir fiil teşkil edebilir;
    3) stadyumun içinde veya dışında taraftarlar arasında veya taraftarlar ile kulüp yetkilileri , sporcuları arasında kavga, kişi dövme, yaralama gibi sonuçları ile yine müessir fiil oluşturur;
    4) seyirci hareketleri sırasında Devletin güvenlik kuvvetlerine karşı mukavemet olması halinde yine Ceza Kanununun ilgili suçu işlenmiş sayılabilir. Ancak Türk Ceza Kanununun bu hükümlerinin spor karşılaşmalarındaki seyirci hareketlerine titizlikle uygulandığını söylememiz mümkün değildir.

    Vurgulamamız gereken husus Türk ceza sisteminde sportif yarışma veya olaylarda meydana gelen seyirci eylemleri ile ilgili, örneğin Fransız Hukuk sisteminde bulunan 13 Temmuz 1992 tarih ve 92-652 sayılı, değişik 6 Aralık 1993 tarih ve 93-1282 sayılı, değişik 21 Ocak 1995 tarih ve 95-73 sayılı “ Sportif Gösterilerin Güvenliği Hakkında Kanun”veya İngilterede bulunan “Sportif Olaylar (Alkol Kontrolu v.s.) 1985 Kanunu, Futbol Seyircileri 1989 Kanunu, Futbol (Hakaretleri) 1991 Kanunu” ya da İtalyan 1986“Sportif Tesislerin İnşası ve İşletilmesinde Yeni Güvenlik Kuralları Hakkında Kararname”si gibi özel düzenlemelerin bulunmadığıdır. Bu güne kadar Türk Ceza Kanununun 526. maddesindeki “Kabahat” ile Spor Kulübü yönetici veya görevlilerine de bu eylemlerin hazırlıklarını bilebilecekleri varsayımı ile TCKnın 530. maddesi uygulanarak takibatta bulunulmuştur.

    Seyirci eylemleri için ilk kez, yakın tarihte(2004) Bursada meydana gelen bazı olaylar sonrasında TCK 313. maddesi uyarınca çete oluşturmak isnadı ile dava açılmıştır. Bu davanın sonucu Türkiyede seyirci eylemlerine yeni bir bakış açısı getirebilir.

    Seyirci eylemlerinin takip ve cezalandırılması konusunda değinmemiz gereken uluslararası bir belge Avrupa Konseyinin 1985 tarihli “Spor Gösterileri ve Özellikle Futbol Karşılaşmaları Sırasında Seyirci Şiddeti ve Taşkınlıkları Hakkında Avrupa Konvansiyonu”dur. (Türkiye bu uluslararası sözleşmeyi 30/11/1990 tarihinde onaylamıştır.) Ancak bu Sözleşme seyirci hareketlerine karşı alınması gereken tedbirleri ve bu alandaki uluslararası işbirliğini düzenlemektedir. Ne suç tanımları ne de cezalar içermektedir.

    Avrupa Konseyi bu uluslararası Konvansiyon çerçevesinde ve bunun etkin bir şekilde uygulanması için ciddi çalışmalar sürdürmektedir. Bu çalışmaların en yenisi 3-4 Ekim 2002 tarihinde Antalya (Türkiye)da organize ettiği “Uluslararası Sprint Semineri”dir. Bu seminerde 26 ülkeden 200ü aşkın katılımcı bulunmuştur. Seminerin sonuç belgesinde yer alan bazı, ülkemiz için de, önemli bulduğumuz noktaları burada belirtmek istiyoruz:

    Seyirci hareketlerine özgü hukuki çerçeveyi çizen, suç tanımlarını yapan ve uygun cezaları belirleyen yasal düzenlemeler yapılmalıdır;

    Organizatörlerin ve kamu yetkililerinin görevleri çok net bir şekilde belirlenmelidir; kuruluşlar ve spor kulüpleri sorumluluklarının bilincine vardırılmalı ve stad güvenliğini sağlamalıdırlar; polisin stad içindeki varlığı sınırlı tutulmalıdır;

    Sporun bütün aktörlerinin (kulüpler ve seyirciler dahil) görev ve hakları açık bir şekilde tanımlanmalıdır;

    Kulüplerin yönetimi ve finansman kaynaklarını şeffaf bir şekilde ortaya koyan özel ve sağlam bir yasal düzenleme yapılmalıdır;

    Ceza Kanunlarına özel suç tanımlamaları yapan ve uygun müeyyidelerini öngören maddeler ilave edilmelidir;

    Bilet satış ve dağıtım düzenlemesi sporda güvenliğin anahtarıdır; bu alanda aşağıdaki hususlara mutlaka uyulmalıdır:

    - Stadlarda istihabının(oturma koltuklarının sayısı) aşılması önlenmelidir

    - Rakip taraftarlar tecrit edilmelidir,

    - Karaborsa bilet satışı ile mücadele edilmelidir,

    - Stadyum yasaklarına uyulması sağlanmalıdır,

    - Sorumlulukların aktörler arasında paylaşımı sağlıklı şekilde yapılmalıdır,

    - Tarafların tanınmalarına özen gösterilmelidir.


    Avrupa Konseyi “Şiddetin Önlenmesi çalışma Grubu”nun 10 - 11 Ekim 2002 tarihlerinde Strasbourgda yaptığı bir toplantıda da “Sporda Şiddeti Önleme Elkitabı” tasarısı hazırlamıştır. Bu çalışma henüz çok yeni ve tasarı halinde olmakla birlikte önce bazı saptamalarını ve daha sonra da çözüm önerilerini burada kısaca belirtmeyi uygun bulduk. Bunlara göre:

    Şiddet sadece profesyonel sporu etkilememektedir, amatör futbol düzeyinde de hem oyuncular hem de seyirciler arasında mevcuttur;

    Günümüz futbolunda sürekli ve önceden düşünülmüş (taammüd unsuru) bir şiddet vardır; Holiganlar kendilerini taraftarların bir nevi elit (seçkin) sınıfı olarak görürler ve böyle bir gruba aidiyeti “bir yaşam tarzı olarak” benimserler ve sosyal yaşamlarının bir artı değeri olarak nitelerler;

    Yeni iletişim teknolojileri (GSM, İnternet) şiddet eylemlerinin organizasyonuna ve uygulamasına yardımcı olmaktadır;

    Ulusal takımların taraftar profili ile kulüplerin taraftar profilleri biri birlerinden farklıdır; ulusal takım taraftarları, çoğunluğunda daha yaşlı ve davranışlarında daha kontrolludur, ekonomik bakımdan da daha varlıklıdırlar; bu taraftarlar arasındaki bayan yüzdesi de daha yüksektir;

    Tedbirlere gelince, öncelikle belirtilmiştir ki: İngiltere, İspanya ve Portekiz birer “Sporda Şiddete Karşı Ulusal Konsey” kurmuşlardır; Fransada “Stadlarda Güvenlik Ulusal Karma Komisyonu”, Almanyada “Spor ve Güvenlik Ulusal Komitesi” mevcuttur;

    Diğer bir tedbir, taraftarları çerçeveleyen “Fan Koçluğu” (Fan coaching) ve “Taraftar Elçiliği” müesseselerinin kurulup çalıştırılmasıdır; (ancak bunların yapıları ve nasıl işletildiklerine burada, bir yandan çalışmamızı çok fazla genişleteceği için, diğer taraftan da Avrupa Konseyinde henüz bir taslak çalışma olduğu için, girmek istemiyoruz).

    b-Futbolun ulusal disiplin kurallarına göre:

    Önce, Türkiye Futbol Federasyonunun düzenlemesine değinirsek, Federasyonun varlığını ve özerkliğini oluşturan Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun (17.06.1992 tarih ve 3813 sayılı Kanun) 25. maddesi kulüplere ve Kulüp ile hukuki bir bağı olan (yönetici, sportif yönetici, sporcu ve kulüp görevlileri) kişilere ceza verilebileceğini hüküm altına almıştır.

    Bu kanun ışığında çıkartılmış olan “Türkiye Futbol Federasyonunun çalışma Usul ve Esaslarına Dair Ana Statü” nün 45 ve 46. maddeleri Tahkim Kurulunu, çalışma esaslarını, kararlarının niteliğini ve görevlerini belirlerken[10] 59. maddesi de Disiplin Kurullarını ve cezalarının neler olduğunu belirler.

    TFF Futbol Müsabaka Talimatının 25. maddesinin II. Fıkrası (e) bendi ile 27. maddesinin (b ve c) bendleri: bir Kulübün seyircileri yüzünden alabilecekleri cezaları düzenlemiştir. Futbol Disiplin Talimatının 11. maddesi disiplin cezalarının neler olduğunu tadat etmiştir. Aynı talimatın 15. maddesi “seyircilerin tutum ve davranışlarından doğan saha olayları ve tecavüzler nedeniyle” Kulüplere “Müsabakayı seyircisiz oynatma cezası”, 16. maddesi de “Saha kapatma cezası” ve 17. maddesi de “Para cezası” verilmesini düzenlemiştir. Ancak burada dikkat edilecek husus seyirci hareketlerinden ötürü verilen cezaların doğrudan Kulüplere etkili olup 15 ila 16. madde cezalarının seyirciler üzerinde dolaylı etkide (bir sonraki maçı seyredememe veya bulunduğu şehirde seyredememe gibi bir uygulamanın seyirci üzerindeki cezai etkisi veya caydırıcılığı tartışmaya açıktır) olduğudur. Futbol Disiplin Talimatının 33. maddesi “Türklüğün veya yabancı bir milletin onurunu kırıcı hareketleri” 34. maddesi “saha ve tesislerde güvenliği bozmak, olay çıkarmak, yaralamak, yakıp yıkmak, tahrip etmek bireysel veya toplu tecavüzlerde bulunan kişilere” verilecek cezaları düzenler. 35. madde “seyircileri suça teşvik”i, 36. madde ise “müsabakanın devamına engel olmayı” cezalandırmıştır. Talimatın 44. maddesi “deplasmanda olay çıkartmak” olarak tanımlayabileceğimiz bazı eylemleri 45. madde ise “seyircilere kaba, müstehzi ve küçük düşürücü söz sarf eden ve bu kabil hareketlerde bulunanlara” demek suretiyle yine seyircilere uygulanabilecek suç ve cezaları tarif etmektedir. Ancak burada da ceza “hak mahrumiyeti”dir. Bütün bu maddelerdeki cezalar “HAK MAHRUMİYETİ, MÜSABAKALARDAN MEN ve PARA CEZASI”dır. Bu cezaların seyircilere ne derecede somutlaştırılabileceği, ne kadar caydırıcı olabilecekleri ve uygulanabilirlikleri tartışmaya açıktır. Bu nedenle de bu Talimatın kapsamını belirleyen 2. maddesi seyircilerin işlediği eylemler için cezalar kapsamına onları almamıştır; burada tanımlanan seyirci hareketlerinden ötürü cezalandırılan, taraftarı oldukları Kulüpler ve gereğinde yöneticileridir

    TFF Fair Play Talimatının 2. maddesi kapsamına “seyircileri” de aldığını belirtmiştir. 5. maddesi ise “Seyircilerin .... karşı takım oyuncularına, maçı yönetenlere, maçla ilgili diğer görevlilere, seyircilere, basın ve yayın temsilcilerine sportmence davranmaları ve bu konuda her türlü çabayı harcamaları ....... fair play hareketleridir” demektedir. Ancak halen Türkiyede oynanan bir çok müsabakada seyirci fair playi maalesef yoktur.

    c) Futbolun uluslararası disiplin kurallarına göre:

    UEFA Disiplin Talimatının “SORUMLULUK” başlıklı 6. maddesi UEFA üyesi ulusal federasyonların ve kulüplerin “oyuncularının, yöneticilerinin, üyelerinin ve TARAFTARLARININ” davranışlarından sorumlu tutmaktadır. 8. maddeye göre bu kişi ve kitlelerin eylemleri UEFA tarafından disiplin cezası ile cezalandırılabilmektedir.

    Talimatın 11. maddesinin (c) bendine göre: “seyircilerin sahaya girmesi veya sahayı işgal etmeleri, sahaya yabancı cisimler atmaları, yanıcı bir takım nesneleri tutuşturmaları ve stad içinde ve yakın çevresinde disiplin dışı hareketlerde bulunmaları” durumunda bu disiplin talimatının uygulanacağı belirlenmiştir. Bu maddenin uygulaması ile Galatasaray Spor Kulübüne hangi maçlarında hangi seyirci eylemleri sonucunda ne kadar para cezası uygulandığını bu çalışmamızın önceki bölümlerinde belirtmiştik. Cezaların nitelikleri UEFA Disiplin talimatının 14. maddesinde tanımlanmıştır.

    UEFAnın “Stadyumlarda Güvenlik Talimat”ı uyarınca maçların organizatörleri, ulusal federasyonlar ve kulüpler stadyumlarda güvenliği sağlama ve seyirci taşkınlıklarını önlemekle yükümlü tutulmuşlardır. Bunu sağlamak için de, bu Talimata göre birinci kural stadyumdaki bütün yerlerin oturulur olması zorunluluğudur (bunun nedenini daha önce belirtmiştik). Talimatın 1.04 maddesine göre Kulüplerin seyircilerine – taraftarlarına bilet sağlamadaki sorumluluklarını belirlemiştir. Talimatın 1.06 maddesi seyircilerin oturma düzenlerini ve rakip takım taraftarlarının birbirlerinden nasıl tecrit edilmeleri gerektiğini düzenlemektedir. 2.08 maddesi seyircilerin stadyuma girerken “üst aramalarını” düzenlemiştir. Talimatın 2.30 maddesi stad içinde ve yakın çevresinde “siyasi nitelikte faaliyette bulunulamayacağı” hükmünü koymuştur. 2.31 maddesi taraftarların ırkçı ve rakip takım taraftarlarını tahrik edici, provokatif hareketlerde bulunması bu nitelikte bayrak veya pankart açmaları sorumluluklarını düzenlemektedir.(Örnek: son Galatasaray – Panatinaykos maçında iki takım fanatiklerinin karşılıklı açtıkları provokatif pankartlar).

    Bütün bu hükümlerin önemini, nasıl uygulandığını ve Türkiyenin (Galatasaray maçları dolayısı ile) uluslararası temaslarda bazı yaşadıklarına bu çalışmanın “ULUSLARARASI BOYUTTA SORUNLAR” bölümünde değineceğim.

    F.I.F.A.nın aynı alandaki talimatlarına gelince, öncelikle belirtelim ki yukarıda belirttiğimiz UEFAnın Stad güvenliği hakkındaki Talimatının son maddesi (5.01) bu talimatın FIFAnın Avrupada oynanan maçlarında da geçerli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca FIFAnın Disiplin Talimatı da seyirci davranışları hakkında UEFAnınkilere benzer hükümler içermektedir (FIFA Disiplin Talimatı 3. maddesi). FIFA cezaları Ulusal Futbol Federasyonlarına karşı uygulanmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş