1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sıbyan Mektebi Nedir? Osmanlı'da Sıbyan Mektebi ve Diğer İsimleri

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 4 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Sıbyan Mektebi Nedir? Osmanlı'da Sıbyan Mektebi ve Diğer İsimleri

    Sıbyan mektebi, Osmanlılarda geneksel ilköğretim kurumu. “Mekteb-i sıbyan”, “darü's-sıbyan”, “muallimhane ve mektebhane”, “darü'l-ilm”, “darü't-talim”, “mahalle mektebi” olarak da bilinir.

    Sıbyan mektepleri Osmanlı kent ve kasabalarında en yaygın eğitim-öğretim kurumlarıydı ve daha çok bir caminin ya da hayır kurumunun yanında açılırdı. Mahalle temelinde kurulduğu için mahalle mektebi de denen bu okullara başlama yaşı, ebeveyn ile hocanın kararına göreydi. 4 yaşında da 10 yaşında da başlanabilir, bed-i besmele cemiyeti ya da amin alayı ile mektebe getirilen çocuğa ilkin besmele öğretilir, sonraki günlerde ise bireysel metotlarla, elifba cüzünden Arap harfleri harekelendirilerek ezberlettirilir; Kuran'ın Amme ve Tebareke cüzlerinin okutulması ile çalışmalar sürerdi. Bu arada kara cümle öğretilen sıbyan mektepleri de vardı. Görülen başlıca dersler elifba, Kuran, ilmihal ve hesaptı. Ahlak eğitimi, korkutmaya dayalı olup disiplin falaka, dayak ve değnekle sağlanırdı. Okulu başarıyla bitirmiş sayılmak için, Kuran'ı en az bir kez hatmetmek koşuldu.

    İstanbul'daki sıbyan mekteplerinin başlıcaları, büyük külliyelerin birer ünitesi olduğundan olanakları fazla, hocaları da seçkin olurdu. Bu nedenle de herkes, okuma çağına gelen çocuğunu bu tür sıbyan mekteplerine vermeyi arzu ederdi. Karma okullarda kızlar ayrı, erkekler ayrı gruplar halinde ve yerde, evlerinden getirdikleri minderlerde otururlar, önlerinde de rahleler bulunurdu. Hoca ise baş köşede yüksekçe bir sedirde oturur, yanında odanın nihayetinde ulaşacak boyda bir sopa bulunurdu.

    1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra sıbyan mekteplerinin ıslahı gündeme geldi. Öncelikle harap durumda olan Sibyan binaları iptidai denen yeni ilköğretim kurumlarına dönüştürülürken, 1862'den sonra sıbyan mekteplerinin yerini iptidailer almaya başladı. Çok ilkel koşullarda eğitim-öğretim veren sıbyan mekteplerinin iyileştirilmesi işi, ancak İkinci Meşrutiyet'ten (1908) sonra ele alınabildi. 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkıncaya değin sıbyan mektepleri daha çok kırsal kesimde varlıklarını sürdürdü.
     

Sayfayı Paylaş