1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Şiddet Üzerine Yazılanlar

Konusu 'Kadın' forumundadır ve Defne tarafından 25 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Kadına Karşı Şiddet
    Kadına karşı şiddet, en yaygın ve sık olarak rastlanılan kadının insan hakları ihlallerindendir Yakın zamanlara kadar, kadına karşı şiddet konusuna uluslararası insan hakları mücadelesi gündeminde fazlaca bir yer verilmemiştir. Bu durum Türkiye’ye de yansımıştır. Türkiye’de kadının aile içindeki hakları ve statüsü konusunda bilgi eksikliği ve özellikle de aile içi şiddete ilişkin sistematik veri eksikliği vardır.

    Kadına karşı şiddetin, özellikle de aile içi şiddetin, kadın erkek ilişkilerinde eşitliğin sağlanması ve özel ve kamusal alanlar arasındaki uçurumun kapatılması için çözümlenmesi gereken temel konu olduğunu düşünüyoruz. Özel alandaki hak ihlalleri, özellikle de çeşitli tür ve biçimleriyle şiddet, kadınların kamusal alana çıkması önündeki en büyük engellerden biridir. Ankara’da yapılan bir araştırmada konuştuğumuz kadınların

    %90’ı kocalarının kendilerine psikolojik şiddet uygulayarak bağırdıklarını, hakaret ettiklerini, aşağıladıklarını, küfür ettiklerini;
    %40’ı kocalarının kendilerine fiziksel şiddet uygulayarak tokat, tekme, dayak, bıçak veya silahla saldırdıklarını;
    %15’i kocalarının kendilerini istemedikleri halde cinsel birleşmeye zorladıklarını belirttiler.

    Dolayısıyla da kuruluşumuzda önümüze koyduğumuz ilk somut hedef, aile içi şiddete karşı etkin bir yasal mekanizmanın oluşturulması oldu. Türkiyeli kadın örgütleriyle işbirliği içinde yürütülen bu çalışma 4320 sayılı Aileyi Koruma Yasası’yla noktalandı.

    Şidette karşı diğer kadın örgütleriyle birlikte yürüttüğümüz diğer çalışmalar şu genel başlıklar altında toplanabilir:

    Namus suçlarını, namus cinayetlerini protesto kampanyaları
    Dayağa karşı kampanyalar
    Gözaltında tecavüzlere ve devlet kaynaklı cinsel şiddete karşı kampanyalar
    Tecavüz mağdurlarının seks işçileri olmasını hafifletici neden sayan yasanın iptali kampanyası
    Bekâret kontrollarını protesto kampanyası
    Türk Ceza Kanunu’nu değiştirme çalışmaları

    Şu anda Türkiye’de kadına karşı şiddet bağlamında öncelik taşıyan konular şunlar:

    Namus suçları, namus cinayetlerinin engellenmesi, suç olarak tanımlanması ve suçu ağırlaştırıcı neden sayılması
    Tecavüz, cinsel taciz, evlilik içi tecavüz, aile içi cinsel istismar fillerinin suç olarak tanımlanması ve cezalandırılması
    Devletin bağımsız kadın sığınaklarının desteklemekle yükümlü kılınması, bağımsız sığınaklar açılmasını engelleyen yönetmeliklerin kaldırılması
    Alıntı
     
  2. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Cinsel Haklarımız ve Doğurganlık Haklarımız Nelerdir?
    Cinsel haklarımız, kendi bedenlerimiz üzerinde tam kontrol sahibi olma hakkımız ve doğurganlık haklarımız Kadının İnsan Hakları-Yeni çözümler Vakfı olarak üzerinde hep önemle durduğumuz ve son dönem çalışmalarımızda öncelik verdiğimiz bir konu.
    Kadınların özel alanda yaşadıkları insan hakları ihlallerine ve özellikle de kadına karşı şiddete karşı yürüttüğümüz mücadelede karşımıza hep ataerkil sistemin kadının cinselliğini kontrol etmeye yönelik mekanizmaları çıkıyor. Kamusal alan da dahil olmak üzere pek çok alanda kadın-erkek eşitsizliğinin ve kadına karşı ayrımcılığın sürdürülmesinde, meşrulaştırılmasında ve yeniden üretilmesinde kadının cinselliğini kontrol etmeye yönelik kollektif mekanizmalar son derece önemli ve belirleyici bir rol oynuyor. Yasalar, gelenekler, töreler, din, toplumsal değer sistemleri, şiddet ve baskı gibi başlıklar altında örnekleyebileceğimiz bu yer yer tartışılmaz tabular kisvesine bürünen kurallarıyla insan hakları ihlallerini meşrulaştırarak, kadının cinselliği üzerinde en güçlü kontrol araçlarından biri oluyor. Kadının cinselliği ve bedeni üzerindeki kontrol, yer yer kesişebilen/örtüşebilen ama kadının insan hakları kapsamında ayrı ve farklı iki kategori olan cinsel haklarımızı ve doğurganlık haklarımızı çiğniyor.

    Cinsel Haklarımız:

    Kadının çocuk doğurmaya yönelik cinsel ilişkiden bağımsız olarak, cinselliğini yaşamaya hakkı vardır. Her türlü cinsel faaliyet anne olmaya giden yolun başlangıcı olmak zorunda değildir.
    Kadının, bedenini ve cinsel organlarını tanımaya ve sevmeye hakkı vardır. Cinsiyet ayrımcılığı taşımayan cinsel eğitim de bir haktır.
    Kadının şefkat ve cinsel ilişki istemeye hakkı vardır. Şefkat arayışı, cinselliği de içeren bir şekilde, her insanda olan doğal bir gereksinimdir.
    Kadınların orgazm olmaya hakkı vardır. Orgazm, insanın, zevk alma hakkının bir parçasıdır.
    Kadınların, yakın ilişkilerinde, özgür olmaya, kendi bedenlerini tanıyıp ondan zevk almaya hakları vardır.
    Kadın ve kızların cinsiyetlerine saygı gösterilmesini istemek haklarıdır.
    Kadınların medeni durumları ne olursa olsun, cinselliklerini yaşamaya hakları vardır. Evli olan veya olmayan; yaşlı ya da genç her kadının, yalnız ya da birisiyle beraber cinsel haz yaşamaya hakkı vardır.
    Her kadının, cinsel birleşmenin dışında da cinsellikten zevk almaya hakkı vardır.
    Kadının cinselliğini YAŞAMAMAYA da hakkı vardır. Doğurganlık Haklarımız:
    Doğurganlık ve bunun bedenimize etkileri hakkında bilgi sahibi olmak,
    Sağlık kurumlarından ve hizmetlerinden faydalanabilmek,
    Gebelik boyunca bir sağlık görevlisinin düzenli kontrolü altında olmak; gebelik, doğum ve doğum sonrası hakkında bilgi almak,
    Doğumun yeri ve şekli konusunda seçenekleri bilip karar vermek; temiz bir yerde, bir sağlık görevlisinin yardımıyla doğum yapmak,
    Doğum sonrası sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak; bebeğimizin beslenmesi ve bakımı ile ilgili destek almak,
    Farklı gebelikten korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olup aralarında seçim yapabilmek,
    Doğurganlık konusunda ayrımcılıktan, herhangi bir zorlama ve/veya şiddette maruz kalmadan karar verebilmek,
    çocuk yapmak ya da yapmamak konusunda özgürce karar vermek,
    Sağlıklı ve etkili doğum kontrol yöntemlerinden yararlanabilmek,
    İstediğimiz sayıda çocuk yapmak; çocuklarımızın doğum aralığını belirlemek,
    Gerektiği zaman sağlıklı, temiz koşullarda ve bu konuda eğitilmiş uzmanlar vasıtasıyla kürtaj olmak.
    Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklardan korunabilmek,
    Kadının doğurganlığını, ya kendi bedeni, ya da ilişkide bulunduğu erkeğin bedeni yoluyla kontrol etmeye hakkı vardır. Aile planlaması için tek seçenek kadının bedeni olmamalıdır; ilişkide olduğu kişinin de aile planlamasına ortak olması gerekir.
    Alıntı
     
  3. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    Kadın Hakları İmzada Kaldı:

    Pekin+5 belgesinde tecavüz, şiddet ve eşitlik konusunda alınan kararlar uygulanmıyor.

    **Türkiye'nin 2 yıl önce imzaladığı belgede evlilikte meydana gelen tecavüz şiddet kapsamında. Fakat Ceza Yasa Tasarısı'nda evlilik içi tecavüz, 'tecavüz' olarak kabul edilmiyor.

    İstanbul Haber Servisi - Türkiye, kadının güçlendirilmesi konusunda, 64 ülke içinde 63. sırada yer alıyor. Türkiye'nin kadın alanında çekince belirtmeden imzaladığı ''Pekin+5'e'' göre, namus suçları, zorla evlendirme ve evlilik içi tecavüzün, kadına karşı şiddet içinde değerlendirmesi gerekiyor. Ancak Türkiye 2 yıl önce kendi heyetinin isteğiyle belgeye giren benzeri maddelere karşın son Ceza Yasa Tasarısı'nda evlilikte gerçekleşen tecavüzü, ''tecavüz'' olarak kabul etmedi.

    Kadının İnsan Hakları- New Ways'in yayımladığı ''Pekin+5: Birleşmiş Milletler'de Kadının İnsan Hakları ve Türkiye'nin Taahhütleri'' başlığıyla yayımlanan kitapçıkta, kadınların hakları anlatılıyor. 2000 yılında New York'ta imzalanan Pekin+5 toplantısı sonuç bildirgesinde, kadına karşı şiddetin tanımı genişletildi. Türkiye'nin önerisiyle ''namus suçları'' ve ''zorla evlendirilme'' ilk kez uluslararası bir anlaşma metnine girdi. Türkiye'nin önerisiyle metne giren bazı maddeler şöyle:
    Kadın-erkek eşitliği perspektifinin tüm ana plan, program ve önleyici yasal adımları atmaları,
    Kadının toplumdaki cinsiyet kodlamalarına bağlı olarak üstlendiği roller kapsamında yarattığı emeğin ücretlendirilmesi konusunda gerekli önlemlerin alınması,
    Kayıt dışı ekonomide ve tarımda çalışan kadınların iş koşullarının düzeltilmesi ve sosyal güvenceye kavuşturulması,
    Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit bir şekilde yer almasının önündeki engellerin kaldırılması,
    Toplumdaki cinsiyet rollerinden kaynaklanan eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik, belirli bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi öngörülen hedefler koyulması ve bunun için gerekli para ve insan kaynaklarının tahsisi.

    ŞİDDETE SIFIR HOŞGÖRÜ
    Türkiye'nin bizzat kendisinin önerdiği ve altına imzasını attığı maddeleri 2 yıldır yerine getirmemesi nedeniyle Kadının İnsan Hakları Örgütü hazırladığı kitapçıkla bu maddelere dikkat çekmeye çalışıyor. Toplantının sonuç bildirgesinde yer alan diğer maddeler ise şöyle:

    **Kadınlara uygulanan şiddete karşı uluslararası planda 'sıfır hoşgörü' kampanyası açılması,
    **2005 yılına kadar ilk ve ortaöğretimde toplumsal cinsiyet farkının giderilmesi. 2015 yılına kadar kız-erkek bütün çocuklara ücretsiz, zorunlu ilköğretim hakkı sağlanması,
    **Kadın ticaretine kurban olanlara ekonomik alternatifler sunulması,
    **Küreselleşmenin kadınların karşı karşıya olduğu olumsuzlukları ve toplumdaki cinsiyet rollerinden kaynaklanan farklılıkları arttırdığının göz önüne alınması, kadınların sosyal güvenlikten eşit düzeyde yararlanmasının sağlanması,
    **Kadınların mülkiyet ve miras haklarının tam olarak kullanabilmelerinin sağlanması,
    **Kadınların konut üzerinde denetim ve konut edinebilme haklarının sağlanması,
    **Toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla ilişkili baskı ve şiddetin, iltica için geçerli neden olarak kabul edilmesi,
    **Kadınların siyasi partilere ve parlamentolara katılımını arttırmaya yönelik kotalar getirilmesi
    Cumhurriyet Gazetesi
     
  4. Defne

    Defne Aktif

    Katılım:
    8 Haziran 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenileri:
    22
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    18 ÇTL
    çocuğa yönelik şiddet yadırganmıyor
    Tüm çabalara rağmen çocuklara yönelik şiddetin sürüyor daha da kötüsü birçok toplumda bu durum yadırganmıyor. BM’nin raporuna göre 6 milyon çocuk fuhuşa zorlanıyor, 1 milyar çocuk hala öğretmen dayağının yasal olduğu okullarda eğitim görüyor.
    Birleşmiş Milletler, dünya genelinde çocuklara yönelik şiddetin boyutlarına ilişkin 4 yıllık kapsamlı çalışmasının sonuçlarını New York’ta açıkladı.
    Raporda, çocuklara yönelik şiddetin tüm çabalara rağmen engellenemediği vurgulanıyor. Daha da önemlisi, bunun birçok toplumda gizlendiği, hatta hoşgörüldüğünü tespiti yer alıyor.

    Rapora göre, 1 milyar öğrenci hala öğretmen dayağının yasal olduğu okullarda eğitim görüyor.

    6 milyondan fazla çocuk fuhuşa zorlanıyor, dünya genelinde 1 milyon çocuk cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. çocuk mahkumların yüzde 90’ı hafif suçlardan dolayı cezaevlerinde.
    Birleşmiş Milletler yetkilileri, çocukların bugünkü durumunun işçilerin 19. yüzyılda kadınların da 20. yüzyıla gördüğü muameleye eş olduğunu belirtiyor.

    Örgüt, tüm ülkeleri çocuklara yönelik şidetin önüne geçilmesi için ulusal stratejiler geliştirmeye davet ediyor.
    Kaynak:NTV
     

Sayfayı Paylaş