1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sihirli Portakal Ağacı

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    SİHİRLİ PORTAKAL AĞACI

    Bir varmış,bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok uzak bir şehirde;sarı saçlı, mavi gözlü, elma yanaklı bir kız yaşarmış.Bu küçük kızın adı Ayşecik’miş. Ayşecik,6-7 yaşlarındaymış ve ailenin en küçük ferdiymiş.Bu yüzden aile halkı Ayşecik’i çok sever, bir dediğini iki etmezmiş.

    Son birkaç aydır Ayşecik’in keyfi hiç yerinde değilmiş. Karnı çok ağrıyor ve karnından acayip sesler geliyormuş. Aslında Ayşecik bunun sebebini çok iyi biliyormuş. Geçen hafta annesi portakal getirdiğinde Ayşecik yanlışlıkla portakalın çekirdeğini de yutmuş. “Ya bir de ağaç çıkarsa?” diye kuşkulanıyormuş.

    İlkbahar daha yeni gelmiş. Evlerinin önünden akan derenin şırıltısı ve dere kenarındaki söğüt ağacının şarkıları Ayşecik’in dışarı çıkma isteğini dayanılmaz hale getirmiş. Ayşecik annesine yalvarmış, yakarmış ve en sonunda annesinden dışarı çıkabilmek için izin almayı başarmış.O asık suratıyla dışarı çıkmış. Bu arada Ayşecik’in babası da Ayşecik’in bisikletini yağlamış ve çatı katından indirmiş. Ayşecik’in canı bisiklete binmek istemiş ve koşarak babasına:

    -Benim cici, şirin babam bisikletimin destek tekerlerini çıkarır mısın, demiş.Babası:

    -Peki ama sen iki tekerlekli bisiklete binmeyi pek iyi bilmiyorsun. Eğer destek tekerlerini çıkarırsam binemezsin.”demiş.

    -Baba ben bisiklete binmeyi çok iyi biliyorum, diye yalan söylemiş Ayşecik.Babası da destek tekerlerini çıkarıp,bisikletini ona vermiş.

    Ayşecik bisiklete atlamış.Hızlı hızlı yokuş aşağı inmeye başlamış. Birden yoldaki taşa takılıp, hızla yokuş aşağı yuvarlanmaya başlamış. Yokuşun sonundaki tarlaya düşmüş. Her yeri yara bere olmuş. Bu arada ağzına da biraz toprak kaçmış. Eve gider gitmez de elini, yüzünü yıkamadan su içmiş.

    Peki yuttuğu portakala çekirdeğine ne oldu dersiniz? Zaten çimlenmiş olan portakal çekirdeği büyümek için uygun ortamı bulunca; başlamış büyümeye. Ayşecik karın ağrısından duramıyor, yerlerde yuvarlanıyormuş. Sürekli su içiyormuş. Ayşecik artık yuttuğu portakal çekirdeğinin büyümeye başladığını fark etmiş ama ne fayda,olan olmuş bir kere.

    Bu olayın üstünden birkaç hafta geçtikten sonra Ayşecik’in karnındaki ağrılar dinmiş. Fakat boğazı çok ağrıyormuş ve nefes alamıyormuş. Ayşecik bu probleminden bir tek dadısına behsetmiş.

    Bir hafta geçtikten sonra artık dilinin ve dişlerinin oynamadığını fark etmiş. Ne konuşabiliyor,ne de yemek yiyebiliyormuş. Aynaya bakmış,bir de ne görsün? Kocaman bir portakal ağacının dalları ağzından çıkmaya başlamış.

    Bu durumdan ailesine bahsetmemeye karar vermiş. “Allahtan okula gitmiyorum.” demiş içinden. Annesi ve babası işe gittiği zaman mutfağa gidiyor, dadısının ona yaptığı sütlü mamayı içiyormuş. Ağacına da çok iyi bakıyormuş. Günlük suyunu veriyor ve pencereye oturarak onu güneşlendiriyormuş.

    Böylece haftalar ayları kovalamış ve kış gelmiş.Ayşecik’in ağzındaki portakal ağacı çiçek açmış. Bu ağaç daha yeni çıktığında dadısına gösterdiği için şanslı sayılırmış.Derken çiçekler solmuş, portakallar olmuş. Ayşecik halinden memnun görünüyorrmuş. Dadısı hergün olan portakalları topluyormuş. Derken sonbahar gelmiş. Artık portakal ağacının yaprakları sararıp, dökülmeye başlamış. Ayşecik’in dadısı bu işten bıkmış ve Ayşecik’in ailesine olanları söylemiş. Zaten Ayşecik’in annesiyle babası Ayşecik’in aylardır niçin odasından çıkmadığını merak etmeye başlamışlar. Hemen düşünüp, taşınıp Ayşecik’i doktor amcaya götürmeye karar vermişler. Sevgili arkadaşlar biliyor musunuz? Ayşecik okula da yazılmış. Ertesi hafta okullar açılacakmış.

    Ayşecik’in annesi ve babası onu doktor amcaya götürmüşler. Doktor amca da küçük bir ameliyatla portakal ağacını kökünden söküp, hastane bhçesine dikmiş. Ayşecik artık çok mutlu ve okullu bir kızmış. Böylece masalımız da mutlu sona ermiş. Onlar ermişler muradına biz çıkalım portakal ağacına.

    Sevgili arkadaşlar siz siz olun sakın ha çekirdek yutmayın.Yoksa bir sabah uyanıp aynaya baktığınızda ağzınızdan çıkan ağaç dallarını görebilirsiniz.



    Yazar: Rabia Betül Gürel
     

Sayfayı Paylaş