1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

`Şiirin Sultanları`SULTANLARIN DİLİNDEN

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    SULTANLARIN DİLİNDEN
    [​IMG]

    Altı yüz yıl bir imparatorluğa ve üç kıtaya hükmeden Osmanlı padişahları, sadece ülkeleri değil, gönülleri fethetmek için de dertlenmişler. Bu nedendendir ki birçok Osmanlı sultanı şiir yazmış; edebiyatın, güzel sanatların en iyi örneklerini vermiş. Prof. Dr. İskender Pala, `Şiirin Sultanları` kitabında padişahların bazısı bilinen bazısı pek bilinmeyen bu şiirlerinden örnekleri bir araya getirmiş ve kitap Asya Finans tarafından yayımlanmıştı. `Şiirin Sultanları`, İstanbul 2010 AKB Ajansı Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği, İBB Kültür AŞ ve Divan Edebiyatı Vakfı tarafından yeniden basıldı. Kitabın yeni hali için Gülbün Mesara başkanlığındaki A. Süheyl Ünver Atölyesi`nin ve Hüseyin Kutlu başkanlığındaki Uygulamalı Türk-İslam Sanatları Kütüphanesi sanatkârları, padişah minyatürlerini yeniden yorumladılar, şiirleri birer hat eseri olarak yazdılar, etraflarını tezhiplediler.

    Önceki gün bir toplantıyla basına tanıtılan bu yeni basımda, şiirlerin günümüz Türkçesiyle düz yazıya aktarılmış hali, Türkçe, İngilizce ve Arapça tercümeleri, hat sanatıyla yazılmış şekli ve padişah minyatürleri yer alıyor. Sülüs, nesih, ta`lîk, divanî ve rika hat çeşitleri kullanılarak klasik tarzda yazılan şiirler için o şiire en uygun yazı türü seçilmiş. Her şiir için farklı tasarımların yapıldığı kitapta, devletleri dize getiren 26 padişahın iç dünyasını yansıtan şiirler var.

    Kitapta, şiirle uğraştıklarını bildiğimiz Fatih Sultan Mehmet, Yavuz, Kanuni, II. Selim, I. Ahmet ve III. Selim gibi şairlere birçok yeni isim ekleniyor. Kuşe kağıda büyük boy basılan `Şiirin Sultanları`, Osman Gazi`nin
    `Gönül kerestesiyle bin
    Yenişehir ü Bazar yap
    Zulm eyleme rençberlere
    Her ne ider isen var yap...
    Osman Ertuğrul oğlusun
    Oğuz Karahan neslisin
    Hakk`ın bir kemter kulusun
    İstanbul`u aç gülzar yap`
    dizeleriyle başlıyor.

    Ardından Orhan Gazi, I. Murat, Yıldırım, Fatih, Yavuz Sultan Selim, II. Selim, III. Murat, Sultan İbrahim, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülaziz ve daha birçok şair hükümdarın şiirleri sıralanıyor.

    Osman Gazi`nin oğluna vasiyet için söylediği dizelere bakınca haşmetli padişahların idare ettikleri insanlara karşı adaletli davranma konusunda kendilerini nasıl telkin ettikleri anlaşılıyor. Genç Osman`ın
    `Şah oldun ise de kuru toprak değil misin?
    Bây oldun ise katre-i nâ-pak değil misin?
    Dünya evinde zevk ü safâ hoştur velî
    Rûz-i cezâda Fârisî mes`ûl değil misin?
    ` mısraları ya da `Kanunî`nin
    `Saltanat dedikleri ancak cihan gavgasıdır
    Olmaya baht ü saadet dünyede vahdet gibi`
    beyti, Osmanlı padişahlarının dünya saltanatını bir hizmet makamı olarak gördüklerine işaret ediyor. III. Mehmet`ten kalan
    `Cevr-i dilber, ta`n-ı düşmen, sûz-i firkat, za`f-ı dil
    Dürlü dürlü dert için yaratmış Allahım beni`
    , Abdülaziz`in sarf ettiği
    `Bunca derd ü mihnete katlandığım âyâ neden
    Terk-i cân etsem de kurtulsam şu mihnethaneden
    ` ifadeleri, cihana hüküm sürenlerin de gönüllerinde kendilerince dertler bulunduğunu kanıtlıyor. Yavuz`un
    `Muhabbet şâhının bir bende-i fermânıyız cânâ
    Gedâ-yı kûy-ı aşkız âlemin sultânıyız cânâ`
    sözü ise bu ikiliği en güzel özetliyor.

    İskender Pala, kitabı hazırlarken padişahların duygularını en iyi yansıtacak şiirleri seçmeye özen göstermiş. Dolayısıyla kitaptaki şiirlerden hareketle sultanların yaşamları ve kişilikleri hakkında bir fikir edinmek mümkün.


    Zaman
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Padişah Şiirleri


    Yavuz Sultan Selim


    "Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
    Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felek
    Sîrler pençe-i kahrimdan olurken lerzân
    Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek "

    ***


    Padişahı âlem olmak bir kuru kavga imiş
    Bir veliye bende olmak cümleden âlâ imiş.

    ***


    Milletimde ihtilâf ü tefrika endîşesi
    Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni
    İttihâdken savlet-i a’dâyı def’e çâremiz,
    İttihâd etmezse millet dağ-dâr eyler beni.

    ***


    Geçme nâmerd köprüsünden ko aparsun su seni
    Yatma tilki gölgesinde, ko yesün aslan seni.

    (Ridâniye Seferi'nde)

    ***


    Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
    Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
    Sâdıkâne / belki ol / âlemde bir / serdâr olur
    Yâr olur / ağyâr olur / serdâr olur/ dildâr olur.

    ***
    Derdü bela

    Gözlerimden aktı deryalar gibi yaşım benim
    Dostlar ummadık şeyler gördü bu başım benim
    Ben geda gurbed diarında kalır idim yanlız
    Olmasa milletü derdü bela yoldaşım benim.

    ***

    Farsca Gazel:

    Hodaya tora zibet in padişahi
    Ke her padeşehra to peşt o penahi

    Koni pest anra ke nebved pesended
    Dehi ser ferazi be her kes ke hahi

    Be gayr ez to şahi neşayed kesira
    Ke esrar-e her bende dani gemahi

    Ber esbat-e zatet ke der her sifat hest
    Gehavend eşya ze meh tabbe mahi

    Be gayr ez to em nist ez kes omidi
    Be bahşa Selimi-ye hodra Ilahi

    Ey Allahim, sana layik, bu padişahlik senin
    Ki her padişahin arkasi ve siğinaği sensin

    Alcartirsin (kücültürürsün) begenmediklerini
    Yüceltirsin (sevip) istediklerini

    Senden özgesine yaraşmaz şahlik
    Her kulun gizlerini bilirsin

    Eger isyandaysam, esirgeme rahmetini, azaltma
    Hic kimse günahsiz olduğunu savunmaz

    Senden özge yok umudum kimseden
    Bağişla kendi Selim'ini sen.


    I. Ahmed Han:

    Varimi ben HAKK'a verdim gayri varim kalmadi
    Cümlesinden el cekip bes dü cihanim kalmadi

    Cünkü HUBBULLAH eristi cekti beni kendüye
    Acti gönlüm gözünü gayri gümanim kalmadi

    Evliya Himmeti yakti beni kül eyledi
    Safiyim buldum safayi dü cihanim kalmadi

    Ahmedi der ya Ilahi sana sükrüm dürür
    Hamdülillah ask-i Hak'tan gayri varim kalmadi.


    bes: yeter, Dü Cihan: iki dünya, Hubbullah: Allah sevgisi,
    Kendüye: kendinde, güman: kusku,Safi: temiz, halis Himmet: yardim


    Kanuni Sultan Süleyman Han:

    ''Hak habibi olmasa olur midi Mi'rac ana
    Olmasa Sultan-i Alem kim verirdi tac ana

    Kaplamisti alemi zulmet seraser verdi nur
    Sem'-i ruhsari anin cün dediler vehhac ana

    Hak yoluna ihtiyar-i fakr edip fahrim dedi
    Giymez idi verseler dürr ü cevahir tac ona

    Hak ta'alanin resuli hem sefa'at kanidir
    Halk-i alem razi mahserde kamu muhtac ana

    Ey Muhibbi Hak ta'ala mu'cizin izhar ede
    Cümleten ola Muti'ram ola ehl-i hac ana ''

    ***


    Ey Muhibbî, âşık oldur, derd-i yârı hoş göre
    Dertten kurtulmasın kim, derdine dermân arar.

    ***


    Gazel

    Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
    Saltanat dedikleri ancak cihan gavgasıdır
    Olmaya baht u sa’âdet dünyede vahdet gibi
    Ko bu ayş u işreti cünkim fenadır âkıbet
    Yâr-ı bâkî isterisen olmıya taat gibi
    Olsa kumlar zagışınca ömrüne hadd ü adet
    Gelmiye bu şîşe-i cerh içre bir saat gibi
    Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol
    Olmıya vahdet makamı kûşe-i uzlet gibi

    III. Murad Han:

    Caresiz kaldim Hudaya care kil ya Rab bana
    Nefs ü seytandan halas eyle beni ey padisa

    Bir yanim ates olubdur bir yanim oldu su
    Od ile su arasinda sen beni eyle reha

    Hücre-i kalbim dolu kil sule-i envar ile
    Nice bir cürm ü hata ile ola gönlüm kara

    Sana yüz tuttum Hudaya sen hidayet eyle gil
    Senden özge kime kilam padisahim iltica

    Ben Murad'a kil inayet fazlini ey Zu'l-Celal
    Senden özge kimsenem yoktur benim ya Rabbena.

    ***


    II. Selim (Sarı Selim)


    Biz bülbül-i muhrik-demi gülzâr-ı firâkız
    Âteş kesilür geçse sabâ gülşenimizden.

    III. Ahmed (Necîb)

    Külahın sat da harceyle, müdâhin olma bir ferde.
    Cihanda kelle sağolsun, külâh eksik değil merde.

    ***


    Ekmiyen biçmedi bu mezrada velhâsıl
    Kime lâzımsa ekmek, ona lâzım ekmek!


    III. Mustafa


    Bozulubdur bu cihan sanma ki bizde düzele
    Devlet-i çerh dönüverdi kamû mübtezele
    Şimdi ebvâb-ı saâdetde gezer hazele
    İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lemyezel’e.


    Şehzâde Mustafa


    Nâsiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm
    Âh kim bu gülşen-i âlemde hergîz gülmedüm.

    II. Osman

    Niyyetim hidmet idi saltanât u devletime
    Çalışur hâsid-i bedhâh, aceb nekbetime?


    Cem Sultan (Ağabeyi II. Bayezid’e)


    Sen pister-i gülde yatasun şevk ile handân
    Ben kül döşenem külhân-ı mihnette sebeb ne?

    ***


    Yürü var ey Bayezid sen süregör devrânını
    Saltanat bâkî kalır derlerse ol yalandır.


    II. Bayezid (Kardeşi Cem Sultan’a)


    Çün rûz-ı ezel kısmet olunmuş bize devlet
    Takdîre rızâ vermeyesün böyle sebeb ne?
    Hâccü’l-Haremeynüm diyüben da’vi kılursun
    Bu saltanât-ı dünyevîye bunca taleb ne?



    Fatih Sultan Mehmet (Avnî)


    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana

    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
    Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana

    Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
    Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana

    Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
    Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana

    Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
    Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana

    Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
    Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana

    Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
    Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana

    Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
    Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana

    ***


    Kimsesiz Hiç Kimse Yok

    Hiç kimse yok kimsesiz
    Herkesin var bir kimsesi
    Ben bugün kimsesiz kaldım
    Ey kimsesizler kimsesi

    Kimse aradığım yollarda
    Kimsesizlik kimsem oldu
    Dinsin artık hicranın cana
    Kimse aradığım yollar
    Kimsesiz kimselerle doldu

    ***

    Bizimle saltanat lafın edermiş ol Karamânî
    Hüdâ fırsat verir ise kara yere koram ânı.

    ***

    Ağlasa Âşık Belâ-Yı Hicr Ile Nâlân Olup (Gazel)

    Ağlasa âşık belâ-yı hicr ile nâlân olup
    Gözleründen akan anun yaş yerine kan olup

    Geh cefâ kûhı gubârından örünse kisveti
    Geh belâ vadisini geşt eylese 'uryân olup

    Her ne denlü cevrler görse vefalar eylese
    Her ne denlü gülseler hâline ol giryân olup

    Gam beyabanına her gün eylese seyr ü sefer
    Her gice mihnet- serâ-yı firkate mihmân olup

    Râz-ı 'aşkı aşikâr itmeğe takat bulmasa
    Sinesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup


    Dolsa 'Âlem Ta'n Degül Dûd-I Siyâhumdan Benüm (Gazel)

    Dolsa 'âlem ta'n degül dûd-ı siyâhumdan benüm
    Mihr görmen zerrece gün yüzli mâhumdan benüm

    Nice pinhân eyleyem ol dilbere âşıklugum
    Pür durur dîvân şehrün âh ü vâhumdan benüm

    Devlet-i 'aşkıyla payem bir makama irdi kim
    Şânumı anlar görenler izz ü câhumdan benüm

    Hâk-i pây-i yâr tâcum kûy-ı dilber mesnedüm
    Reşk ider Cemşîd ü Cem taht ü külâhumdan benüm

    Hayl-i 'aşkı şâh-râh-ı gamda kılsam germ-rev
    Çeşm-i encüm kuhl ider gerd-i sipâhumdan benüm

    'Avniyâ bir hâle irdüm derd-i hicr-i yâr ile
    'İbret alur niceler hâl-i tebâhumdan benüm

    Gazel

    İmtisal-i “câhidû fi-‘llah” olupdur niyyetüm
    Din-i İslamun mücerred gayretidür gayretüm
    Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricaullah ile
    Ehl-i küfri ser-te-ser kahreylemektür niyyetüm
    Enbiya vü evliâyaya istinadım var benüm
    Lutf-i Hak’dandır hemen ümmîd-i feth ü nusretüm
    Nefsü mal ile n’ola kılsam cihânda ictihâd
    Hamdülillâh var gazâya sad-hezârân rağbetüm
    Ey Muhammed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
    Umarım, gâlib ola a’dâ-yı dîne, devletüm


    ***


    Cevr-i dilber, ta’n-ı düşmen, sûz-i firkat, za’f-ı dil
    Dürlü dürlü derd için halketmiş Allah’ım beni.

    Osman Gazi ( Oğlu Orhan Gazi’ye )

    “.. Memleket-i Rum’da kıl adl-ü dâd (adalet, doğruluk)
    Eyle riayet ulemaya tamam .
    Ta ki bula emr-i şeri’at tamam.
    Her nerde işitesin ehl-i ilm
    Göster ona rağbet ve ikbal ve hilm
    Asker ve mal ile gurur eyleme
    Şer-i şerif ehlini dûr eyleme(ilim-kanun adamlarını etrafından uzaklaştırma)
    Matlâbımız din-i Hudadır bizim.”
     

Sayfayı Paylaş