1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Silahları Ellerinde Öldüler

Konusu 'Sinema, Televizyon Dünyası' forumundadır ve jeriko tarafından 17 Mayıs 2011 başlatılmıştır.

  1. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Küçüklüğümden beri ismi bende yer etmiş bir film ama konusu hakkında ve oyuncularından birinin Ekrem Bora olduğunu hatırlamam dışında pek birşey bilmediğim bu filmi bugün googleda aratıp okuyunca forumdada paylaşmak istedim hakikaten sağlam konusu ve oyuncuları varmış.Bir yerlerde daha denk gelip izleme imkanına erişirim dediğim bir film.Şöyleki:

    [​IMG]


    Yapım:
    1967 ~ Türkiye
    Tür:
    Dram, Macera, Polisiye
    Yönetmen:
    Fevzi Tuna
    Oyuncular:
    Fikret Hakan, Cüneyt Türel, Suna Selen, Ekrem Bora, Kazım Kartal, Zeki Sezer, Hayati Hamzaoğlu, Hülya Darcan, Danyal Topatan, Giovanni Scognamillo, Selahattin İçsel, Alev Koral, Ali Demir, Hakkı Haktan, Hüseyin Zan, Muzaffer Yenen, Tugay Toksöz, Behice Imer, Benan Öz, Hayri Esen, Hüseyin Baradan, Nezihe Güler, Saadettin Erbil, Talia Salta, Tevfik Urgal
    Senaryo:
    Sadık Şendil
    Yapımcı:
    Ertem Eğilmez
    Görüntü Yönetmeni:
    Mahmut Demir
    Süre:
    1 saat 17 dk
    Gösterim Tarihi:
    05 Nisan 1967 (Türkiye)
    Toptaşı Cezaevi’nden tahliye olan iki arkadaşın konuşması ; Fikret ; “Önce eve koşup bizimkileri görmek istiyorum. Yarın da gidip eski çalıştığım tamirhaneyle konuşacağım.”
    Ekrem ; “Doğru yoldan gideceksin demek. Sen müdürün palavralarını yutmuş olabilirsin ama beni açmaz. Mezbaha görmüşsen bilirsin, kesilecek hayvanlara önce damga vururlar. Kızgın şişi yedi mi artık bıçaktan kurtuluş yoktur.
    Hapishanenin mezbahadan ne farkı var. Artık kuyruğun polisin elinde olacak.”

    Hugo Montenegro ve Orkestrası’ndan ‘A Fistful of Dollars’ (Morricone)(1964) ve John Barry Studio Orkestrası’ndan ‘Thunderball’ (1965) melodileri ile onların ama daha çok Fikret’in sıkıntıları bölüşüyoruz.
    1939’da çevrilen ‘Invisible Stripes’ın (Yönetmen Lloyd Bacon) uyarlaması olan bu filmde bir eski mahkûmun ‘artık leke düşürmek istemediği hayatı’
    için umutsuz ve iç burkan çırpınışlarını izliyoruz. Daha hapishanenin özgürlüğe açılan kapısından çıkarlarken, yalnızca sesini duyduğumuz bir gardiyan, alaycı bir şekilde “Beyler, güle güle, yine bekleriz” diyor.
    Fikret’in düşe kalka da olsa en azından deneyeceği ‘doğru yoldan ayrılmama’yı Ekrem düşünmez bile. Filmde Ekrem (belki de o günlerde üç filmde birden oynayan Ekrem Bora’nın bu filme az zaman ayırabilmesi
    nedeniyle) arkadaşından daha az görünüyor. Annesi ve bir tamirhanede çalışan kardeşi Metin’den başka kimsesi olmayan Fikret ‘tahliyeden sonra’ içerdeki günlerini aratacak şeyler yaşar. Sözlüsü Nevin “Beni anlamalısın. Artık beraber olamayız. Zaman insanları da şartları da değiştiriyor…Seni üzmemek için hapishanedeyken söyleyememiştim bunu” diyerek onu terk eder. Sabıkalı olması nedeniyle, önceleri, ne eskiden çalıştığı tamirhanede ne de başka bir yerde iş bulabilir. Günler sonra, ‘çocuk işçi arayan’ bir iplik imalathanesinde çok az bir maaşla (haftada 25 lira) çalışmaya razı olur. Her şey yoluna girmiş gibiyken, ilk haftalığını aldığı gün yaşamı altüst olacaktır. ‘Lekesiz hayatımızın açılış merasimi’ diyerek, ilk kazancını kutlamak için annesini, Metin ve nişanlısı Hülya’yı gazinoya götürür. Kötü bir rastlantı ile eski sözlüsü Nevin de erkek arkadaşıyla aynı yere gelmiştir. Fikret’in neşesi kaçar. Ailesini orada bırakarak, Galata Köprüsü’nde, Haliç’te efkârlı bir şekilde dolaşıp durur. Biraz kendini toparlayıp eve geldiğinde onu iki sivil polis beklemektedir. Çalıştığı imalathane soyulmuş ve sabıkalı olduğu için sanık durumundadır. Beyoğlu Merkez Nahiyesi Emniyet Baş Komiserliği’nde 2 gün boyunca hırpalanarak sorguya çekilir. Neyse ki, soyguncu bulunur da Fikret evine dönebilir. Ama, bu sürede bir başka üzücü olay olmuştur. Metin, abisi ile görüşmek için gittiği karakolda, onunla ancak bir avukatın görüşebileceğini öğrenir.
    Sonrasını Fikret’e annesi (Alev Koray’ın sesi ile) anlatıyor “Patronu ile kavga etmiş. Sana avukat tutmak için para istemiş. Adam, vermediği gibi ileri geri söylenmiş…‘Abin sağlam ayakkabı değil. Öylesine yardım için bende para yok’ demiş. Metin de dayanamayıp tokadı patlatmış.” “İşinden de kovuldu desene.” Fikret, hem bu yaşadıklarının verdiği bunaltı ile hem de eskiden beri “Şöyle kendime küçücük bir tamirhane açıp el kapısından bir kurtulsam”
    diyen kardeşinin arzusunu yerine getirmek için Ekrem’in çetesine katılır.
    ‘Kardeşler Garajı’ kurulana dek soygunlarda onlara yardımcı olur. İşi bırakmak isteyince, kızgın çeteye karşı Ekrem’in yardımını görüyor. Ama, bir polis baskını sonrasında çete birbirine düşer. Filmin sonunda, Ekrem ve Fikret’in ölümü ile alaycı gardiyanın beklentisi gerçekleşmeyecektir.
    “Gardiyanı aldattık. Bir daha dönmeyeceğiz oraya..oraya..”

    Fikret’in cezaevi sonrasındaki dürüst yaşam için söyledikleri ; “Ben, hâlâ, Hapishane Müdürü’nün haklı olduğuna inanıyorum…Yalnız, bir noktada yanılıyorlar. Hapishaneden çıkan insana ya yaşama hakkı tanımalı yahut da hiç çıkarmamalı. Çünkü, nasıl olsa oraya dönecektir.”
    (Yazan: Murat Çelenligil)
     
  2. cemree
    Eğlenceli

    cemree =)=) Süper Moderatör

    Katılım:
    16 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12.004
    Beğenileri:
    3.730
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    1.170 ÇTL
    güzel filmmiş bi ara arayım bulursamda izleyım :)
     

Sayfayı Paylaş