1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Simsiyah

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    87
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    32 ÇTL
    Kadın, yerdeki naylon poşetlere, gazetelere, tahta parçalarına basmadan sokak kapısına ulaşabimek için uzun adımlarla zikzak çizmek zorunda kaldı, "Kim tamir ettirdi bu zili" diye, söylenerek açınca kapıyı, üniformalı iki adamlar burun buruna geldi. Konuşmalarına fırsat vermeden,"Biz bir şey yapmadık" diyuerek kapıyı kapatmaya çalıştıysa da, iri yarı olanı ayağını eşikten içeriye atıp engel oldu. Ufak tefek olanı ise, daha fazla kendini tutamayıp cüssesinden beklenmeyen kalın bir sesle, türkürükler saçarak "Şikayet var" diye haykırdı.
    Kadını ite kaka, biraz da kaya kaya koridorun sonuna geldiklerinde, poşetler iyice dağılmış, kağıt karton parçaları, parfüm şieleri, kavanoz kapakları birbirine karışmıştı. Mutfakla salon kapısı arasındaki mesafe boştu sadece, yerdeki siyah kırmızı karışımı, kıvamlı ve yapışkan bir sıvı sayılmazsa. Bir elleriyle burunlarını kapatmaya çalışan üniformalı adamlar dehşetle açılan gözlerinin yanması karşısında ne yapacaklarını şaşırdılar. "Lanet olsun, bu nasıl koku?" dedi, iriyarı olanı, "Neredeyse şikayeti ciddiye almayacaktık, iyi dayanmışlar". Nefes almakta zorlanan diğeri başını sallamakla yetindi.
    Simsiyahtı kadın, elleri, yüzü, giysileriyle. Tek farklı renk gözlerinde; parlak, iri, koyu yeşil. "Ne istiyorsunuz" diye bağırıp salona geçti, ardından üniformalılar. Açık sokak kapısından fısıltılı sesler duyulurken, kirli çuvallar arasındaki dar bir sedirden ulumaya benzer sesler yükseldi. "Dünden bu yana çok kötü" dedi kadın, "Kokudan bayılmıştır" deyip gülerken adamlardan biri, "O alışkın" diyerek diklendi kadın. Sedire yanaşıp ellerini tarak gibi kullanarak, kıvır kıvır, uzun saçları okşamaya başladı.
    Ufak tefek adam, ulaşabildiği pencereleri açmaya çalışırken, karşıdaki apartmanın pencerelerinden sarkıp, el sallayan meraklılara karşılık vermek zorunda kaldı. Çok önemli bir şey hatırlamışçasına, hızla kadına dönüp, "Niye biriktiriyorsun bu döküntüleri?" diye çıkıştı, "Apartman adabı diye bir şeyden haberin yok mu senin?", Cevap alamamanın hırsıyla poşetleri tekmeleyince sert bir cisme çarpan ayağının acısından gözlerinden yaşlar geldi."
    "Bunları satıp, oğlumu tedavi ettireceğim" dedi kadın birden. "Ama topladıklarını hiç satmamışsın" dedi iri yarı adam, alaylı bir sesle. "Yeterince toplayınca satacağım" dedi siyah kadın, adamın alayına aldırmadan. "Bunlarla tedavi masrafları karşılanır mı" diyen ufak tefek üniformalıya, "Göreceksiniz....." diye bağırırken kadın, keçelenmiş saçları okşamaya devam etti.
    "Neyi var oğlunun?" dedi, üniformanın katılığından sıyrılmaya çalışan ufak adam, "Yıllardır yürüyemiyor, konuşamıyor" cevabı karşısında sessiz kaldı. "Çalışmıyor musun" diye devam ettirdi konuşmayı iri yarı olanı, "Emekli öğretmenim" dedi kadın, ekledi, "Size niye anlatıyorum ki bunları, haydi çıkın gidin evimden". "Gözlerim yanıyor" deyip ufak polis, cebinden çıkardığı mendille yanaklarını burnunu sildi gürültülüce. "Apartman dairesinde bu kadar eşya hem de kokabilecek eşya biriktirilir mi teyzeciğim" deyince adam, "Müstakil evimiz vardı, bahçesinde çeşit çeşit meyve ağaçları, ne yazık ki...." dedi kadın, göğsüne kontrolsüz darbeler indirirken...
    Konuşmaların yumuşamasından rahatsız olmuştu kadın; adamların, fütursuzca, hatta zorla evine girmelerini, apartmandakilerin şikayet ettiklerini, karşı apartmandan el sallayanları hatırlayıp sanki, boğazını temizledi; "Evet biriktiriyorum" dedi, "Eğitip büyüttüğüm çocuklar elimden uçtu, kocam kullanıp beni artıklarımı çöpe attı, kimse arayıp sormadı, oğlum hastaydı, iyice kötüleşti, emekli maaşım yetmedi, biriktiriyorum..." Aniden pencerey doğru yönelip, pervaza dizilmiş kebap şişlerinden birini alarak, üniformalıların şaşkın bakışları altında, hızla, bir sirkte gösteri yapıyormuşçasına, haykıra haykıra boğazına batırdı.
    Kirli çuvalların arasından yayılan, cılız, "Anne"ye benzeyen ses, karşı apartmandan sarkanların "Aaaaaaaaaa" sesleri arasında kayboldu.

    Fulya Bayraktar
     
  2. DeJa Vu

    DeJa Vu Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2014
    Mesajlar:
    96
    Beğenileri:
    51
    Ödül Puanları:
    380
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Banka:
    0 ÇTL
    Saygısızlık olarak algılama ama başlık çok ilgimi çekse de okumaya üşendim ya :)
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş