1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sınav Kaygısı Narsist Ebeveynin Suçu

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Papatya tarafından 30 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.261
    Beğenileri:
    5.771
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.918 ÇTL


    Narsizm kendini beğenme olarak tarif edebiliceğimiz kişilik tipi. Sınav kaygısı olan çocuk ya da yetişkinleri incelediğimizde büyük bir grubun anne-babalarının narsistik kişilik özellikleri taşıdığını görüyoruz. Son derece vahim sonuçlarla karşılaşmaktayız.

    Kendinizi beğeniyorsanız dikkat!

    Toplum içinde değişik kişilik tipleri görülmektedir. Bu kişilik tipleri bazen bir tarihi kahraman, bazen bir yazar, bazen annemiz ve bazen babamız olmaktadır. Bunların içinde bir tanesi var ki narsizim: "kendini beğenme" bir insanı rezil de eder vezir de.

    Eğer bu narsist kişi bir tarihi kahramansa harika, sanatçıysa güzel, tuttuğumuz takımın kaptanıysa mükemmel, ama " o bizim babamız ya da annemiz ya da patronumuz ya da kocamız ya da karımız olduysa vay halimize. Hayat çekilmez olacaktır. Neden mi? Çünkü:

    Narsisizm çağındayız

    Narsistik kişiler, kendilerine olan saygılarını ancak başka insanlardan onay alarak sürdürebilen bir kişilik organizasyonuna sahiptirler. Günümüzde bu kişilikteki insanlardan o kadar çok vardır ki; zamanımıza "narsisizm çağı", insanımıza " ben nesli" denmiştir.

    Narsist baba haykırır:

    ''En iyisi ol, en iyisi olmazsan seni ezerler, ezilmek istemiyorsan kendini düşün ve sen onları ez geç, yarış yarış yarış!''

    Narsist kişinin başkalarının onayı olmadan hayatını idame ettirebilmesi mümkün değildir. İçleri adeta boş bir vakum gibidir; iç-dünyalarına dönük bir bakışları, kendileri hakkında eleştirel bir kavrayışları yoktur. Psikolojileri, ideallerini belirleyebildikleri bir ilkeler bütününü oluşturmaktan yoksundur. Bu nedenle sağlam, kendine özgü bir karaktere, kimliğe sahip olmak yerine güzellik, ün, alkış, zenginlik, itibar gibi dışarıdan görülebilir nitelikler peşindedirler. Görünüş gerçekliğin, imaj özün yerini almıştır. Jung'un "persona" dediği kişiliğimizin dünyaya gösterilen yanı, hakiki varlığımızdan daha önemli ve daha güvenilir bir hale gelmiştir.

    Narsist baba haykırır:

    ''Zengin ol, ünlü ol, başarılı ol, en büyük ol!''

    Tüm narsistlerin ortak yönü, içsel bir yetersizlik, utanç, zayıflık ve aşağı olma duygusu ve/veya korkusudur. Ancak onların bu zavallı halleri dışarıdan bakanlar için hemen görülemez, daha doğrusu onların kişilik organizasyonu bu içsel gerçekliği örterek dışarıya göstermemek için yapılanmıştır. O kadar şan, şöhret, başarı peşinde koşmaları bu nedenledir. Öyle ki ekonomik, sosyal, siyasi, askeri, mesleki alanlarda başarılı olan narsistleri, toplum çok beğenebilir, örnek almaya çalışabilir. Bilmezler ki narsistlerin başarıları büyük bir içsel bedel karşılığında olmaktadır. Ve onlar amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken kime, ne kadar zarar verdiklerini hiç ama hiç önemsemezler.

    Narsist baba haykırır:

    "Bu yolda gittiğin yol mübahtır!''

    Narsistik kişilik örgütlenmesi olanlarda utancın yanı sıra bir diğer temel duygu, kıskançlıktır. Çaresizliği, çirkinliği, güçsüzlüğü görülecek ve utancından yerin dibine geçecek diye korkan narsist, başkalarının sahip olduğu hiçbir şeyi beğenmez, herkesi küçümser, acımasız biçimde eleştirir ve karşısındakini tahrik etmeye yönelir.

    Narsist baba haykırır:

    "Amcanın oğlu şu oldu bu oldu ama o da bir şey mi? Onlar da kim oluyor. Sen benim oğlumsun benim oğlum en iyisin olacak...

    Kendine çakılı olan ve sürekli olarak başkalarından onay ve alkış bekleyen narsistin en acınacak yanı, sevme kapasitesinin yeterince gelişmeden kalmasıdır. Başkalarına duydukları ihtiyaç çok derin, sevgileri ise çok sığdır. İç dünyalarında sürekli bir inkar mekanizması işlediğinden pişmanlık ve şükran gibi insani hasletler onların semtlerine uğramamıştır. Sıradan kimselerin sayesinde beşerlikten insanlığa yükseldikleri içten özür dileme ve teşekkür etme davranışlarını onlardan hiçbir zaman göremezsiniz.

    Narsist baba haykırır:

    ''Olduysa benim sayemde oldu' olmadıysa benim suçum değil senin suçun!''

    İşte bu nedenlerle, hiçbir şeyi hiçbir başarıyı hiçbir işi beğenmeyen babanın çocuğu sınav kaygısı ve depresyon geçirir. Bu çocuk sınava girdiğinde panik atak geçirir, bayılır hatta altına yapar, hatta kalp krizi geçirir.

    Narsist haykırır:

    ''Çalışmadı bir de numara yapıyor ne psikoloğu, eskiden psikolog mu vardı, biz psikologla mı büyüdük, bak ben varya ben…

    Psk. Uğur Demirtaş

     

Sayfayı Paylaş