1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Şırnak Antik Kentleri (Doğu Anadolu Bölgesi)

Konusu 'Turizm Rehberi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Şırnak Antik Kentleri (Doğu Anadolu Bölgesi)

    Kırmızı Medrese

    Şırnak ili Cizre ilçesinin batı yakasında bulunan bu medrese Cizre Beyliği döneminde II.Han Şeref Bey tarafından yaptırılmıştır. Medresenin kitabesi günümüze gelememiş olup, yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, mimari üslubu ve II.Han Şeref Bey'in yaşadığı dönem dikkate alınınca, medresenin XIV.yüzyılın başında yaptırıldığı sanılmaktadır. Bazı kaynaklarda bu medresenin 1508 yılında yapıldığı yazılmışsa da bunu kanıtlayan bir kitabe günümüze gelememiştir.

    Cizre Akkoyunlular tarafından 1475 yılında ele geçirilmiştir. Bu arada Cizre emirleri de sürgün edilmiştir. Emir Bedreddin'in oğlu II.Şeref Han Boti Aşireti ve çevredeki diğer aşiretlerin yardımı ile 1508 yılında Cizre'yi almadan önce bir duada bulunmuştur:

    “Yarabbi ben tekrar Cizre'yi alabilirsem sana bir cami inşa ettireceğim” demiştir.

    Bundan sonra Cizre'yi ele geçirmiş ve bu yüzden de içerisinde camisi bulunan Kızıl Medrese'yi yaptırmıştır. Medrese Cizre Dağkapı Mahallesi ile Şah Mahallesi'nin birleştiği noktada sur üzerindedir.

    Anadolu Selçuklu mimarisi yapı üslubunu yansıtan bu medrese sur kalıntıları üzerine yapılmış olup, kırmızı tuğlaların yoğun olarak kullanılmasından ötürü de Kırmızı Medrese ismi ile tanınmıştır. Halk arasında Kırmızı-u Medrese-i Sur olarak anılmaktadır.

    Medreseye doğu cephesinden dört basamaklı bir merdivenle girilmektedir. Medrese 15.16x18.95 m. ölçüsünde dikdörtgen bir avlunun doğu ve batı yönlerinde yapılmıştır. Güney yönü üç eyvanlı olup, bunlardan soldakinin açıklığı 3.42 m. sağdakinin 3.46 m. ortadaki de 5.19 m. dir. Bu eyvanların avluya bakan cephelerinin köşelerinde girintili birer niş bulunmaktadır. Orta eyvandan yandakilere üzeri iki merkezli kemerli bir ara kapıdan geçilmektedir. Sağdaki eyvandan ise 2.44x2.45 m. ölçüsünde kare planlı, üzeri kubbeli bir aralığa geçilmektedir. İçerisi bu kapı üzerindeki pencere ile aydınlatılmıştır. Bu bölümün iki kapısı daha olup, batı yönündeki kapıdan 2.64 m. genişliğinde, üzeri tonozlu bir bölüme geçilmektedir. Buradan da üzeri çeyrek kubbeli bir başka bölüme girilmektedir. Kare planlı ilk aralıktan sonra da güneydeki türbeye girilmektedir. Bu türbenin üzeri trompa benzer kemerlerle takviye edilmiş kubbe ile örtülüdür.

    Avlunun batı kenarında bir açıklıktan sonra odalar sıralanmıştır. Avlunun doğu yüzünde de aynı şekilde eyvan ve oda düzeninin devam ettiği görülmektedir. Günümüze yalnızca güney ucundaki iki oda ve önündeki eyvanların izleri ile tonoz kalıntıları gelebilmiştir.

    Avlunun güney kısmında üç eyvan ve bunların arkasında mescit kısmı bulunmaktadır. Mescidin kitabesi bulunmamaktadır. Mescit 14.48x4.65 m. ölçüsündedir. Mihrabında Selçuklu üslubunda sütunçeli bezemeler vardır. Üzeri tuğladan bir kubbe ile örtülmüştür. Mescidin doğusundaki bir kapıdan 4.10x4.20 m. ölçüsünde, içerisinde sade bir mihrap bulunan ikinci bir mescide girilmektedir. Bunun da üzeri basık kubbe ile örtülüdür.

    Medresenin üzeri toprak damlıdır. Batı eyvanı yandakilerden daha yüksektir. Aradaki fark toprak dolgu ile giderilmiştir.


    Mir Abdal (Abdaliye) Medresesi

    Şırnak ili Cizre ilçesinde, Dağkapı Mahallesi ile mezarlık arasında bulunan bu medrese Cizre Azizan Beyi Emir Abdullah İbn Abdullah İbn Seyfettin Boti tarafından 1437 yılında yaptırılmıştır.

    Kesme taş ve moloz taştan, şehir surları üzerine yapılan bu medreseden pek az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Anadolu Selçuklu medreseleri üslubunda yapılan medrese kare planlı avlulu plan tipindedir. Güneyinde sağda bir mescit, solunda da dershane bölümü bulunmaktadır. Ayrıca avluyu çevreleyen kuzey ve batıda da medrese hücreleri bulunmaktadır. Mescidin Selçuklu dönemini yansıtan motiflerle bezeli mermer mihrabı bulunmaktadır. Medresenin mermerden giriş kapısı da kısmen ayaktadır.

    Şazeh Medresesi

    Şırnak ili Cizre ilçesi Çağlayan Köyü'nde bulunan bu medrese Cizre Beylerinden Mecduddin İbn Emir Abdal tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze gelemeyen medresenin yapım tarihinin XIII. yüzyıl olduğu sanılmaktadır.

    Medrese kesme taş ve moloz taştan yapılan avlulu medrese plan tipindedir. Avlu çevresinde medrese odaları ile giriş ekseninin karşısında dershane bulunmaktadır.


    Şırnak ili Cizre ilçesinde bulunan surlar MÖ.4000 yıllarında Gudi İmparatorluğu tarafından, Dicle Nehri kıyısında yaptırılmıştır. Günümüze harap ve pek az bir bölümü gelebilen bu surlar siyah bazalt taşından yapılmıştır. Sur duvarlarına ait kalıntılar Dicle Nehri kıyılarında ve ilçenin mezarlığında da görülmektedir. Kale ve surlar bölgedeki savaşlar sırasında kısmen yıkılmış, Asurlular, Babiller ve Abbasiler döneminde onarılarak kullanılmıştır. Abbasiler döneminde Ömer oğlu Abdülaziz kalenin yıkılan yerlerini onarmıştır. Emir Seyfeddin İbn İzeddin Bey de burada Seffiye Medresesini yaptırmıştır. Günümüzde kalenin üzerinde bu medresenin mihrabı bulunmaktadır.

    Halk arasında yaygın bir söylentiye göre Gudiler, Cudi Dağı'nda karaya oturan Nuh'un gemisinin şeklini bu surlara vermişlerdir. Surların kuzeyi gemi ucu gibi dar olup, güneyi de geniş bir biçimde yapılmıştır. Surların Bağdat, Diyarbakır-Mardin ve Sarayburnu kapıları bulunuyordu.

    Cizre surları yapılışından sonra değişik dönemlerde onarılmış ve onarımları belirten kitabelerin yanı sıra kufi yazı ile Kuran'dan alınma ayetler duvarlar üzerine kazınmıştır. Günümüze sur kalıntılarının yanı sıra kalenin Aslanlı Kapısı (Sarayburnu Kapısı), Mem'u Zin Zindanı ve Cizre Beyi Şeref Bin Muhammed Bin Han Abdal'ın 1596 yılında kalenin kuzeybatısına yaptırdığı Belek Burcu gelebilmiştir. Bu burç bir sıra siyah, bir sıra da beyaz taştan dikdörtgen şekilde yapılmıştır. Bunlardan kale içerisinde bulunan kapıyı MÖ.241-246 yıllarında Sasani egemenliği sırasında I.Erdeşir Babekan yaptırmıştır. Büyük ölçüde yekpare siyah taştan olan bu kapının kubbesi içerisinde de iki aslan figürü ile bir kitabe bulunmaktadır. Mem'u Zin Zindanının Mem'u Zin destanında ismi geçmektedir. Zindanın üzeri kubbe ile örtülü olup, bu kubbenin ortasında 3-4 m. genişliğinde geniş bir kuyu vardır. Bunun yanı sıra kalenin batısında Develer Hanı olarak isimlendirilen deve kervanlarının barındığı bir de han bulunuyordu.

    Cizre kalesinin kesme taştan üç katlı olduğu, içerisinde 360 odasının olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Kale içerisinde hamam, hücreler, zindan türü yapılar da bulunuyordu. Kalenin Belek Burcu ile Seyfiye Medresesi arasında Sarasin denilen büyük bir alan vardı. Burası bahçe haline getirilmiş olup 1700'lü yıllarda çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğu bir yerdi.

    Kale içerisinde bulunan iki katlı, on odalı, kalın taş duvarlı bir yapı bulunmakta idi. Cizre Emiri Tacdin burasını 1480'li yıllarda ev olarak kullanmıştır. Ayrıca kalenin kuzeybatısında Sultan II.Abdülhamit tarafından yaptırılmış Cizre'yi yöneten Mustafa Paşa'nın kullandığı Hamidiye Alaylarının bir bölümünün konakladığı Hamidiye Kışlası bulunmaktadır.

    Şah (Çağlayan) Kalesi

    Şırnak ili Cizre ilçesi Çağlayan Köyü'nde, Cudi Dağı'nın yamacında bulunan bu kale Asurlular döneminde yapılmıştır. Kale içerisinde Asur krallarından Şanherib'e ait kabartma bir heykel bulunmuştur.

    Kale kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Yeterince araştırılmayan bu kaleden pek az kalıntı günümüze ulaşabilmiştir.


    Babil Kalesi ve Surları
    Şırnak ili Cizre ilçesinde, Kebeli Köyü'nde bulunan bu kalenin bulunduğu yerde I.Babil Devletinin başkenti bulunuyordu. Babilliler Hitit ve Asur akınları karşısında bu başkenti bugünkü Mezopotamya'da bulunan Babilonia'ya taşımıştır. Bundan sonra kale terk edilmiştir.

    Kalenin bulunduğu yerdeki eserlerin büyük bir kısmı I.Dünya Savaşı sonrasında Fransızların Suriye'yi işgali sırasında buradan alınarak götürülmüştür. Geriye kalan eserlerin çoğu da eski eser kaçakçıları tarafından yağmalanmıştır. Ardından kale yıkılmış günümüze sadece sur temel kalıntıları gelebilmiştir.
     

Sayfayı Paylaş