1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Siyasetnameler Tarihi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 4 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Daha çok devlet adamlarına yol gösterici olması amacıyla yazılan siyasetnamelerin ilginç tarihi…


    Siyaset, Arapça sözlüklerdeki anlamıyla bir nesneyi dikkatle gözlemektir. Vali ve hakim olmak halkı gözlemek, yöneltmek, bu yolda gereken tedbirleri almak anlamları bu esastan çıkmıştır. Daha sonraları hükümet işleri, politika diplomasi yerinde kullanılmıştır.

    Devirlerin yaşam biçimlerine uygun olarak en iyi devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini anlatan, bu idarenin halka yaklaşım biçimini şekillendiren nasihat verici, yol gösterici eserlere siyasetname denir.

    Siyasetname Arap, Fars, Hint ve Türk edebiyatlarında devlet adamlarına, yöneticilik sanatına ilişkin bilgiler veren yapıtların genel adıdır.

    Yönetenle yönetilen arasındaki ilişkiyi algılama biçimi Doğu ve Batı medeniyetlerinde farklılık gösterir.

    Eski Doğu medeniyetlerinde özellikle Büyük Asya ile Mısır’da, ulusun koruyucusu olan, Tanrı adına iş gören, mutlak krallıktan başka hükümet biçimi kabul görmez. Hatta ayrı ırk ve dinden bir kavmin emrinde yaşamayı esaret sayarlar (İbraniler)

    Bu idare biçimlerini anlatan eserler siyasetname içeriğini tetkik için önemli örneklerdir. M.Ö 2500 yılında Mısır Kralı Merikare’nin oğluna bıraktığı öğütler, 12. Hanedanın kurucusu, Kral Amenemhat’ın oğlu için yazdığı kitap meşhurdur.

    M.Ö 7.yüzyılda Konfiçyus, hükümdarların ahlaki kanunlarını anlatır. Eski Ahit’te Yargıçlar Kitabı, Samuel Kitabı ve Krallar Kitabı’nda yaşadığı devrin siyasi düşüncelerini yansıtan kısa ara sözler bulunur.

    Hıristiyanlıktan önce Babilonya’da Hamurabi Kanunları, Eski Mısır’da M.Ö 18. asırda Ölüler Kitabı, Budizm, Hıristiyanlık ve nihayet İslam hep Doğu’dur.

    Doğu her şeyiyle insanlık tarihinin başlangıcını fısıldar. Lakin belge mahiyetindeki yazılı, kapsamlı eserler öncelikle Batı’dan çıkmıştır. Batıdaki siyasi nazariyelerin gelişimi güçlü olsa da eksik yönleri oldukça fazladır.

    Batı’da siyasetnamelere kaynaklık eden bilgiler Yunan sitesi ve çevresinden temin edilmiştir. Bu kaynaklarda yıllarca Yunan Roma’nın görüşleri okutulurken, Roma’daki papalığın ve Ortaçağdaki imparatorluğun hakları müdafaa edilmiştir. Batı, Ortaçağdaki İslam’ın varlığını görmezden gelmiş, İslam’da siyasi fikirlerin oluşumunu tetkik etmekten uzak durmuştur.

    Bu alana örnek teşkil eden ilk ürünler şairler ve filozoflarındır. Özellikle M.Ö 9. yüzyılda Homeros’un şiirleri bu açıdan önemlidir. Şairin yaşadığı dönemde sayılı krallar baştadır, krallar kavimlerin çobanıdır. Ona göre çoğunluğun idareyi ele alması ancak bir deliliktir.

    M.Ö 5. yüzyıla gelindiğinde Herodot, bu asrın sonunda da Sofistler eserlerinde siyasi konulara değinmişler ve idareyi yer yer tenkit etmişlerdir.

    Sokrat, Eflatun, Aristo…

    Eflatun, bilgili adaletli ve erdemli kişilerin yönetimi ele almalarını ya da yönetime yardımcı olmalarını gerekli görür. Her türlü devlet şekli mümkündür. Ya hükümdar filozof olmalı ya da filozoflar hükümdar olmalı. Yoksa halkın mutluluğu söz konusu olmaz.

    Aristo’ya göre devlet topluluğun en yüksek ve siyasi şeklidir. Kölelik ekonomik zorunluluktur. En iyi yönetim monarşi, aristokrasi ve demokrasidir. Bunların bozulmasından tranlık, oligarşi, demogoji doğar tespitinde bulunur.

    İslam’da siyasi sahada yazılan eserlerin sayısı oldukça sınırlıdır. Bunun sebebi siyasi görüşlerin fıkıh, kelam, tarih, felsefe, edep kitaplarına hatta Kur’an ve hadis şerhlerine serpiştirilmiş olmasıdır.

    Ortaçağ’da İslam bilinciyle şekillenmiş olan siyasi konu imamet, hilafettir. Halife, yeryüzünde Allah’ın gölgesi olarak kabul edilmiştir. Kayıtsız şartsız bağlılık gösteren halkın yegane isteği de adalet olmuştur. Adalet, kanunların tam tatbikidir. Veya haksızlık eden devlet memurlarının kötü yönetimlerinden halkı korumaktır.

    Hilafetle ilgili yazışmalar, hutbeler, şiirler İslam’daki siyasetnamelerin gelişmesinde görülen ilk örneklerdir.

    Siyasetnameler önceden fıkhın bir parçası kabul edilmişken zamanla İran siyasetnameleri örnek alınmış, bu siyasetnamelerdeki konular İslam’a adapte olunmuştur. Bu alanda önemli örnek İbn Haldun’dur.

    Özellikle Abbasiler ve Emeviler döneminde aydın zümre ve siyasi düşünürler İran siyasi mirasına yönelmişler, onlardan esinlenmişlerdir.

    Bu cerayandan esinlenerek ortaya çıkan siyasetname örnekleri. Hint dilinden Farsçaya çevrilmiş olan PANCATANTRA, İbnül Mukaffa tarafından Arapçaya çevrilen Kelile ve Dimne, Tayfur Tarih-i Bağdat, Kitabü’t Tac özellikle Keykavus’un oğlu için yazılmış Kabusname ve Selçuklu Sultanı Melikşah için yazılmış olan Nizamül Mülk’ün “Siyaset Namesi”.

    Eserde soyut kavramlardan ziyade hayata dayalı örnekler verilmiştir. Geçmiş, iyi - kötü zemininde fıkralarla, çok farklı tarihi malzemelerle değerlendirilmiş, mukayeselerle Büyük Selçuklu’nun idari sistemi olduğu gibi değil de zamanın inanış ve düşünüşüne uygun en iyi devlet nizamının nasıl olabileceği, başarılı bir hükümdarın neler yapması gerektiği örneklerle dile getirilmiştir.

    Osmanlı Siyasetnamelerinin tarihi seyrine gelince:

    Osmanlı Devletinin gerilemeye başladığı dönemde görülen aksaklıklar aydınların dikkatini çekmiş, durum için çareler aranmıştır. Devlet adamları, alimler ve düşünürler Sultana risaleler ve layihalar sunmaya başlamışlardır.

    İhtiyaca dayalı olarak tercüme ve telif eserler 14. ve 15.yüzyıllarda çoğalmıştır. Bu dönemde yazılmış olan KENZÜL KÜBERA, Birinci Bayazid Devri Osmanlı Tımar Sistemini anlatırken, NASİHATÜL SULTAN MURAD Fatih’in oğluna nasihatlerini içerir.

    Osmanlı siyasetnamelerini ilmi açıdan değerlendirdiğimizde;

    Siyasetname yazarları,

    Siyasetnamelerin metotları

    Siyasetnamelerin içerik ve şekil özellikleri gibi inceleme alanları oluşmaktadır.

    Siyasetname yazarları “ehli kalem” yani ilim adamları ve düşünürler; devlet adamları vezirler, valiler , defterdarlar; sultanlar olarak sınıflandırılmıştır.

    Ehli kalem olarak eser veren bu yazarlar, okuyan düşünen şahıslar olup olabilecekleri ve olmasını düşündükleri şeyleri kaleme alırlar. Dile getirilenler daha ziyade ilmi yönden değerlendirilirken pratikte olup olmayacağına bakılmaz. Bu siyasetnamelerin, idarede ahlaki nasihat yönü ağır basar. Örnek, Celalzade Mustafa Nişancı’nın yazmış olduğu Selim Name’nin ikinci bölümünde ahlaki ve siyasi hikayeler yer alır.

    Devlet adamlarının kaleme aldıkları siyasetnamelerde teorik olan değil pratik önemlidir. Söylenen, teklif edilen her şey olacak niteliktedir. Yazdıklarını hem padişahlar hem kendileri mutlaka tatbik etmişlerdir. Lütfi Paşa’nın Asaf name’sinde; Lütfi Paşa sefer hakkında konuşurken verilen örnek padişah üzerindendir: “Padişah tarafından vüzeraya, kadıaskerlere, defterdarlara ve nişancıya ve defteremine deve verilmek kanundur. Sultan Selim Han Hazretlerinin Çaldıran Seferinin Defterinde Mesturdur.” Bu ibareyle verilen hüküm tekrar uygulanacak demektir.

    Sultanların yazdığı siyasetnamelerde ahlaki sosyal öğütler yer alır. Hukuki yaptırımları kapsar ve idarecilere yol gösterir. Sultan 2. Murat’ın oğlu Fatih’e yaptığı nasihatler, Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni’ye yaptığı nasihatler bu eserlere örnek teşkil eder. “Nasihat-i Sultan Murad” adını taşıyan küçük risale ise 2. Murad ile Oğlu 2. Mehmed’in karşılıklı konuşmaları verilerek diyaloglar halinde yazılması bakımından da önemlidir.

    Siyasetnamelerin ortak metotları vardır.

    Konuları ilginç hale getirmek için konular arasına hikayeler, şiirler dahil edilmiş, sözlerin kuvvetini göstermek için ayet hadis, geçmiş idarecilerin uygulamaları, atasözleri, vecizeler, teşbihler yerleştirilmiştir.

    Asaf name, Kitabı Miratül Müluk, Nasihatül Müluk bu örnekleri içerir mahiyetteki siyasetnamelerdendir.

    “Vezir tedbir sahibi bir tabib gibidir.” “Rüşvet ilacı olmayan bir hastalıktır.” (Asaf name, teşbih)

    “Halk idarecinin dizi üzerindedir.” ( Kitabı Miratül Müluk, veciz söz)

    “Kıl dua padişaha söğme sakın

    Anı zira halife kıldı Allah

    Sen o zat-ı şerifi sanma güzaf

    Ki odur yeryüzünde zıllullah” (Sarı Mehmet Paşa, şiir)

    Siyasetnameler şekil olarak incelendiğinde mukaddime, mevzu, hatime gibi bölümlerden oluşur.

    Giriş bölümünde kitabın ismi, Besmele, Arapça, Farsça ve Türkçe girişler. Hamd, salat, dua, yazanın kimliği, devrin padişahı belirtilir.

    Mevzu yani konu bölümünde iki ya da dört başlıklı konular yer alır. Konular, “bab, fasıl, tavr, makale, tarik, asıl” diye ayrılır. Ve tümüyle ya siyaset sanatı ile ya da dini nasihat ile ilgilidir.

    Hatime bölümünde dualar öneriler vardır.

    Siyasetnamelerin dil özelliklerine gelince, bunlar devir Osmanlı Türkçesinin özelliklerini taşır, Arapça Farsça yazılmış olanları da mevcuttur. Eserlerin dil özelliklerinde yazanın ilmi seviyesi görülür. Bazı siyasetnamelerde dil özelliklerine önem verilmemiş sadece fayda ön planda tutulmuştur.

    Ezcümle siyasetnameler dikkatli şekilde incelendiğinde bize ışık tutacak, kurumlarımızın geçmişle ilişkilerini kuracak türden tarihi ve edebi kimliği olan ilmi eserlerdir. Bu eserlerin bir kısmı Batı dillerine çevrilmişken hala tedkik edilmemiş olanları vardır. Bunlar bizim idare hukukumuzun, Türk idare tarihimizin büyük değer taşıyan kaynaklarındandır.

    Agah Sırı Levend’in “Siyasetnameleri”, Ahmet Uğur’un “Osmanlı Siyasetnameleri”, Lütfi Paşa’nın “Asafname”si bizlerin de okuyabileceği türden inceleme örnekleridir.

    Kübra Demiray-Dünya Bülteni
     

Sayfayı Paylaş