1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Siz Aydın Olamazsınız !

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve wien06 tarafından 3 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    150
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    294 ÇTL
    Aydınlar, bir ülkenin insanını, kültürünü, tarihini en doğru şekilde anlayan ve kavrayan insanlardır.

    Aydınlar, bulundukları coğrafyaları ve ülkeleri en doğru şekilde yorumlarken geleceğe yaptıkları yatırımlarla toplumu bilgilendiren ve yitip gittiklerinde bile gerilerinde bıraktıkları eserlerle anılan önemli şahsiyetlerdir.

    Tarih biliminin yazdığı önemli şahsiyetlere bakıldığında da aydınlar ilk sırada gelmektedir. Bu aydınlar siyasetçi, sanatçı, bilim insanı olarak tarihe geçmekle kalmayarak milletlerine de övünülecek miraslar bırakmışlardır.

    Sokrates düşüncesiyle Antik Yunan’ı,
    Mozart yaptığı müzikle Avusturya’yı,
    Da Vinci eserleriyle İtalya’yı,
    Martin Luther reformlarıyla Almanya’yı,
    Gandi bağımsızlık mücadelesiyle Hindistan’ı,
    Mustafa Kemal Atatürk dehası ve mücadelesiyle milletimizi gururlandırmıştır.

    İşte aydın olabilmek, aydın insan olabilmek böyle bir şeydir. İşin bir diğer önemli boyutu da örnek verdiğimiz şahsiyetlerin hiçbir zaman kendilerine aydın sıfatını atfetmemiş olmalarıdır. Bu insanlara aydın sıfatını veren makam ise milletlerinin vicdanı olmuştur.


    ***


    Bugün ülkemizde terör örgütünü destekleyip, terör odaklarını cesaretlendirenlerin de ‘aydın’ sıfatını alıyor olması, gerek tarih gerekse de günümüz açısından tezat bir örnek oluşturmaktadır.

    Son günlerde haber ajanslarına düşen haberler tam da bu tezimizi doğrular niteliktedir. Hatırlanacağı üzere kısa bir zaman önce kapatılan DTP’nin Genel Başkan’ı Ahmet Türk’ü taşınacağı yeni evine, apartman sakinleri tepki göstermişti. Konu haber bültenlerine taşınmış ve ardından unutulup gitmişti.

    Ta ki düne kadar…

    Aralarında Baskın Oran, Oya Baydar, Mete Çubukçu, Şanar Yurdatapan, TTB Başkanı Gençay Gürsoy, Meral Tamer, Balçiçek Pamir, Lale Mansur, Deniz Türkali, Ferhat Tunç, Servet Kocakaya, Zeynep Tanbay gibi isimlerin bulunduğu ve kendilerini aydın ve sanatçı olarak tanımlayan bir takım isimler ‘Evlerimizi Ahmet Türk’e Açıyoruz, Evimiz Evinizdir, Kabul Etmeniz Onur Verir’ isimli bir kampanya başlattılar.

    Bu isimlerin daha önce de ‘DTP kapatılmasın’ ve ‘Ermeniler’den özür diliyoruz’ kampanyalarını organize ettiklerini düşünüldüğünde Ahmet Türk’e neden kucak açtıklarını daha iyi anlıyoruz.

    Ahmet Türk’e gelecek olursak, kendisinin bölücü terör örgütünü destekleyen ifadeleri, bölücü başı ile el ele çektirmiş olduğu fotoğraflar hala hatırımızda.

    Eldeki tüm bu verilere ve yaşanan olaylara rağmen kendilerini ‘aydın’ olarak tanımlayan bu kişilerin inatla bazı şeyleri görmezden gelmelerinin altındaki amaç çok net bir şekilde görülmektedir.


    ***


    Biz Türkler duygusal, sabırsız ve çoğu zamanda unutkanızdır.

    Tarihimizde yaptığımız hataları çoğu zaman tekrarlar, sonra da duygusal bir sürece girip hayıflanırız.

    Ama bazı acıları unutmuş görünsek de hiçbir zaman unutmayız !

    Örnek mi ?

    • Henüz bir yaşında bile olmayan bebeklere acımasızca kurşun sıkıp, Kürtçe resmi dil olsun diyenleri,
    • Terhisine 1 gün kala mayın saldırısı sonucu şehit olan Mehmetçiği,
    • Yine mayına basarak bir bacağını kaybeden yüzbaşının hemen olay sonrası ekranlara yansıyan görüntülerinde yanındaki Mehmetçiklere hitaben ‘dikin aslanlarım, dikin’ diyerek gösterdiği metaneti,
    • Soğuk kış gününde en ücra köye giderek öğretmenlik görevini sürdürürken şehit edilen Ayşe Öğretmeni ve onun gibi 300 şehit öğretmenimizi,
    • Köydeki caminin minaresi yıkılma tehlikesiyle karşılaşınca, birliğinden atlayıp onu tamir edip onardıktan sonra dönüşte kurulan hain pusuda şehit edilen albayımızı,
    • Henüz gençliğinin baharında nişanlısını, eşini annesine teslim edip askere gidip henüz 1 ayını tamamlamadan şehit düşen Mehmetçiği,
    • Ablasıyla konuşup ‘operasyona gidiyoruz abla, ama anneme söyleme meraklanır şimdi’ dedikten sonra çıktığı operasyonda şehit düşen kahramanı,
    • Tek oğullarının üzerine yıllarca titreyip, bilgisayar mühendisi yaptıktan sonra askere gönderen annenin kısa bir zaman sonra oğlunun şehit haberini almasıyla yaşadığı acıyı,
    • Gediz’in bağrından kopup askere giden ilk aldığı izinde yanımıza gelip askerliğinin bitmesine 2 ay kala ‘üstesinden geliriz Allah’ın izniyle’ dedikten 1 ay sonra şehit düşen Hüseyin Gürlekli’yi ve daha binlerce kardeşimizi, abimizi, öğretmenimizi, bacımızı unutmayız, unutamayız.
    Bugün evlatlarımıza, kardeşlerimize ve nihayetinde ülkemize kurşun sıkanlara değil evimizi açmak, günahımız bile vermeyiz !

    Biz kim miyiz?

    Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk olarak yaşamaktan gurur duyup, Türk bayrağının altında yaşamayı ve o bayrağı ülkülerimiz yolunda yükseltmek isteyen bir avuç insanız !


    Batuhan ÇOLAK
     

Sayfayı Paylaş