1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Siz de Sonbahar da Hüzünlenenlerden Misiniz?

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Safir tarafından 3 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. Safir
    No Mood

    Safir Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.205
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    3.730
    Banka:
    151 ÇTL
    [​IMG]

    Çocukluğumuzdan beri hep sonbaharı bize hüzün mevsimi diye anlattılar. Hazan mevsimi dediler.

    Sararan, kuruyan düşen yapraklara gözyaşı akıttırdılar. Hatta şarkı bile yaptılar sonbahar hüzünlerinden. "Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştim. Biliyorsun seni ben sonbaharda sevmiştim. Her sonbahar gelişinde, sarı sarı yapraklarda, kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma". Ya da "Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artik. Maziye bir bakıver; neler neler bıraktık".

    Sanki sonbahar, bir şeylerin sonu gibi gösterildi hep bize. Hafta sonu Salzgitter'de düşen sarı yaprakları seyrederken bir şeyler oldu bana. O manzarayı size kelimelerle ifade etmem inanın imkansız. Ihlamur ve çınar ağaçlarının sararan ve kızaran yaprakları sağa sola savrulurken kendimi cennette gibi hissetim. Bir yaprağa bakarken diğerlerini kaçırmak istemiyordum.

    Yıllardır olanın aksine içimde hüzünden eser yoktu. Bilakis, sanki tüm hüzünlerimden, sıkıntılarımdan arınıyor, tazeleniyor, yenileniyor, enerji doluyordum. Bu yeni ama güzel olan duygunun sebebini sordum kendime kocaman bir çınar ağacına uzaktan bakarken. Çınarın yapraklarının yarısı dökülmüştü dibine ve esen rüzgarla diğerleri de savruluyordu sağa sola.

    Hani baslarına gelen felaketlerle kahrolanlar, isyan edenler, neden benim basıma geldi diye sorgulayanlar ya da bir şeyleri düzeltmek için artik çok geç kaldım diyenler vardır ya... Ağaçlar acaba ne düşünür, ne hisseder, onlar da pes eder mi, kolayca yıkılırlar mı ya da isyanları var midir acaba?

    Yok dedim kendi kendime. Eğer pes etmiş olsalardı ya da çıkar yol bulmak için çabalamak yerine hayata küsselerdi böyle ulu çınarlar olur muydu dünyada. İçimden gelen ses dedi ki bana "Ağaçlar her sonbaharda yeniden dirilmek, tazelenmek için kurumuş dallarıyla, yapraklarıyla dertlerinden, tasalarından arınır. Ve ilkbaharda o kurutup da dibine döktüğü yaprakları ağaca gübre olur ve daha güçlü, daha büyük, daha güzel bir ağaç olması için destek verir sahibine..."

    Yani; basımıza gelenler, şikayet ettiğimiz şeyler, kısacası Yaradanımızın bizi imtihan ettigi her şey, aslında bizim gelişimimiz ve mutluluğumuz, güçlü olmamız için birer fırsat. Bunu görmeyi başarabilirsek, her sonbaharda bizi rahatsız eden her ne varsa onlardan kurtulmayı başarabilirsek yeni bir başlangıçtır hazan mevsimi bize.


    İkbal Gürpınar
     

Sayfayı Paylaş