1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Size aşık olabilir miyim?

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve GöLGe tarafından 7 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. GöLGe

    GöLGe Uzman

    Katılım:
    18 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.170
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    ÖĞRETMEN
    Yer:
    KaYSeRi-BaTMaN
    Banka:
    1 ÇTL
    Birinci ses
    "Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?" dedi.
    Karşısındaki bir an onu süzdü, başını öne eğdi. Sanki
    "...Şimdi soruyorum büküp boynumu, daha önceleri nerelerdeydiniz?"
    diyen eski bir şarkıyı anımsamış gibiydi. Ama bunu karşısındakine söylese bile ne ifade edecekti ki? Hayatta her şeyin zamanlamasının tutması mümkün değildi ki zaten.
    Kalbinin boş olduğu zamanlarda kimse karşısına çıkıp,
    " Müsaitseniz size aşık olabilir miyim ?"
    dememişti ki. Doğruydu işte sözler şiirler. Aşkın kapıyı ne zaman nasıl çalacağı belli olmazdı. Aşka randevu verilemezdi. O gelip bulur, ansızın
    "cee!" diye karşına çıkabilirdi.

    İkinci ses birinciye,
    "Senin adına çok üzgünüm , aşkına karşılık veremeyeceğim için. Çünkü hayatımda birisi var,"
    dedi, yürüdü gitti, ayaklarını sürükleyerek.

    Birinci ses, sorusunun Havada asılı kaldığını hissetti. Ürperdi. Halbuki o, bir çok ikinci sesin yaptığı
    gibi hayatında birisi olduğunu ondan saklayabilir, yalan söyleyebilirdi. Oysa yapmamış, dürüst davranmıştı.Birinci ses düşündü
    "Tanrım, demek ki hala böyle birileri var hayatta. Roman kahramanları yalan değilmiş." Olmayacaktı bu aşk, belliydi işte de hayalindeki yüz, beynindeki isim, kalbindeki çocuksu heyecan niye silinmiyordu acaba?

    Müsait değildi bak, söylediği gibi. Aşık olmaması gerekiyordu. Aşık olursa acı çekecekti, kavuşamayacaktı ona. İkincinin sesi, yüzü, elleri, tarzı yine de akılndan çıkmıyordu. Acaba o da hoşlanmış mıydı kendisinden? Bunu öğrenmeyi o kadar çok istiyordu ki? İyi de, hoşlansa bile bunu söylemesi neyi değiştirecekti? İkinci ses, hayatında birisi olmasına rağmen, o Gün karşısına onu beğenen, hatta aşkı için izin isteyen bir Ses'in çıkmasına içten içe çok sevindi.

    Gidip gelip aynada kendisine göz attı gün boyu. İçini tarifsiz bir sevinç kaplamıştı. Gururu okşanmıştı. Kalbi boş olsaydı,
    "Evet" deyip, onunla birlikte bir aşka yelken açmaktan açınmazdı. Acaba, mazeretini söylerken bunları da söylese miydi birinci sese? Yoo, duygularıyla oynamak istemezdi onun.

    Bunca çürümüş ilişkinin arasında sevginin, aşkın adı dama atılmışken birisinin ortaya çıkıp cesurca,

    "Müsaitseniz size aşık olabilir miyim?" demesi, inceliğin ve karşısındakine değer vermenin eski şarkılarda, filmlerde kalmadığının kanıtıydı işte.

    Aşk için izin istenmezdi, biliyordu? Telefon u ara sıra, bilinmeyen bir numara tarafından aranıyor,
    "Alo!" dediğinde kapanıyordu.

    Son açtığında,
    "Sen misin?" dedi. Telefon kapanmadı.
    Derin bir iç çekiş duyuldu. Birinci ses konuştu:
    "MÜSAİT OLMASANIZDA BEN SİZE AŞIĞIM."
    Sessizlik, ölüm kadar kesin ve uzun sürdü.
    Aşk, ölümden daha çaresizdi o an.
     

Sayfayı Paylaş