1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sizin Kafka'nız Var Mı?

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve __nUrAy__ tarafından 6 Mart 2008 başlatılmıştır.

  1. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    SİZİN KAFKA'NIZ VAR MI?


    Kitapçıları dolaşırken birden bir rafın önünde durdu. İçindeki heyelanların belki de son bulacağını düşünerek elini kitaba uzattı. Bu Kafka’nın bir romanıydı:”Dönüşüm.” O anda çantasında duran telefonun müziği çalmaya başladı. “Sen hala korkaksın” diyordu gelen mesaj da. Gözleri takılıp kaldı telefonda. Hala kendiyle bir savaştaydı. İç dünyasındaki depremleri, fay kırıklarını kapatamamıştı. Çöküntülerini yaşıyordu her olayın her günün. Oysa etrafındakiler onu bir aslan kadar güçlü görüyorlardı. Nedendi bu kendine güvenmeyiş? Kendinden kaçmalar… neden kaçıyordu kendinden. Ben bile kendimi bu kadar kolay tarif edemezdim dedi içinden.
    Kendine öyle korkutucu düşler kurmuştu ki geceleri. Gerçekliğini bulamıyordu yaşamın. Bu korkaklık kimden miras kalmıştı ona. Ya da ne zamandan beri en yakın arkadaşı olmuştu. İçinden aslan kürküne bürünmüş bir tavşanım diyordu. Ya aslan gibi kükreyecekti dünyaya var olduğunu ispatlamak için; ya da en ufak bir tıkırtı duyduğunda tavşan gibi sinecekti içine ve varlığının, yokluğun içinde bitmesini bekleyecekti.
    Kimi zaman Engizisyon mahkemeleri kuruyordu rüyasında. Sokrat gibi suçsuz yere öldürüldüğünü ya da uzak diyarlardan süpürgesine binerek gelen bir cadı elmaya büyü yaparak onu Uyuyan Prenses’e dönüştürüyordu.
    Bazen de o kadar uzaklara gitmiyordu. Yıllardır insanlara zararı olmayan keneleri düşünüyordu. Birden evrim geçirmişler ve yapıştıkları insanı öldürüyordu saniyeler içinde. Ya tavuklara ne demeliydi. Sanki yeter bizim yumurtalarımızı ve etimizi yediğiniz sıra bizde der gibi arada bir veba salgını çıkartıp yok etmiyorlar mı insanları? İklim değişikliği bile bir etki etmiyordu üzerimde. Aşırıcı sıcaklardan bunalma haricinde.
    Peki ya ben ? Ben neden evrim geçiremiyorum iç dünyamda. Sırf geleneklere aykırı diye çeyiz sandığında cep telefonu saklayan bir kadının ölümünü ne kadar mantıklı buluyordum? Daha ne kadar hatalarda hikmetler arayarak köşemde sus pus durmaya devam edeceğim. Kafka’nın romanındaki Gregor Samsa gibi hiç ummadık bir anda bir böceğe dönüşmeyi mi bekleyecektim.
    Ah insan olmanın zor olduğunu kaç kişi biliyordu acaba? Kaç kişi insan olmanın özelliklerini biliyordu ya da insan vasfını taşıyordu. Daha ne kadar yanlış gelenekler içersinde yok olup gitmeyi izleyeceğim.
    Ah Gregor, belki şanssız olduğunu düşünüyorsun. Bir sabah kalktığında bir böcek olduğun için. Ama senin bir farkın vardı:” böcek olduğunu biliyordun.” Evrim geçirdiğini ve ellerin ayakların yerine yapış yapış çirkin bir vücudunun olduğunu görüyordun aynada. Biz sen kadar cesur değiliz Gregor. Baksana ben evrim geçirmeyi bekliyorum kurduğum düşlerden kendimi kurtarıp var olduğumu ispatlayama çalışıyorum. Aslan kürküne saklanmış bir tavşan olan beni “ben” yapmaya uğraşıyorum. Oysa sen istemesen de kendi gerçekliğini buldun bir sabah.
    Ya bizler. Hangi gerçeğimizi bulacağız?
    Ah telefondaki mesaj. Ah rafta unutulup kalan Dönüşüm. Evet ben hala korkağım. Belki de kendimi bulmak için bir Kafka arıyorum. Peki sizin bir Kafka’nız var mı?
     

Sayfayı Paylaş