1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sizin yanlışınızı söyleyecek adam, anasından doğmadı mı?

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve zemheri tarafından 5 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    Sizin yanlışınızı söyleyecek adam, anasından doğmadı mı?

    Halife Hz. Ömer'le dostu Abdurrahman bin Avf'tan bir yanlış düzeltme örneği vermek istiyorum bugün sizlere. Bu iki büyük insanın dostlukları nasıl olur acaba hiç hayal ettiniz mi?
    Biri, dostum Hazreti Ömer, ne söylerse aynen kabul edeyim mi der? Öteki dost da, ben Halife Ömer'im kimse benim yanlışımı söyleyemez mi der? Ölçü almak için bir göz atsak mı, bu iki büyük insanın karşılıklı hatalarını düzeltme anlayışlarına?

    Bilindiği üzere Hazreti Ömer'in bir vasfı da 'vakkaf'lıktı. Vakkaf; hızla giden arabanın önüne aniden çıkan engeli görünce hemen frene basıp zınk diye durması gibi kesin bir duruş.

    Hazreti Ömer de doğru bulduğu bir şeyi uygulamaya hızla giderken bir dostu aniden önüne çıkar da düşündüğünün yanlışlığını söylerse hemen zınk diye durur, yapılan ikaz doğru ise kendi fikrini bırakıp gösterilen doğruyu hemen uygular, yanlışının gösterilmesinden dolayı da rahatsızlık duymak şöyle dursun aksine yanlışını gösterene dua ederdi.

    İşte bu konuda mesaj yüklü muhteşem bir örnek.

    Bir gece, dostu Abdurrahman bin Avf'la Medine sokaklarında kontrole çıkan Halife, önünden geçtikleri bir evden karışık seslerin geldiğini duyar. Biraz daha yaklaşınca gelen seslerden bir tahmin yapan Halife:

    - Ey Abdurrahman, der, burası Rebi'a bin Ümeyye'nin evidir. İçindekiler de içmişler bağırıp çağırıyorlar. Ne dersin, bu sarhoşlara ne türlü bir ceza uygulayalım? Gecenin bu saatinde bağırıp çağırıyorlar?

    Halife'nin bu görüşüne iştirak etmeyen Abdurrahman bin Avf, bakın nasıl karşılık verir.

    - Bana kalırsa ceza uygulanacak olan ev sahipleri değil biziz!. Bu cevap karşısında irkilen Halife.

    - 'Neden?' diye sorar. Şöyle ikazda bulunur dostu Abdurrahman bin Avf, Halife Hazreti Ömer'e:

    - Allahü azimüşşan Hucurat Sûresi'nde, "Zan ile hüküm vermekten kaçının, insanların gizli kalan ayıplarını araştırıp da meydana çıkarmayın, gıybetlerini de yapmayın!" buyuruyor. Biz ise gecenin bu saatinde hem zan ile hüküm veriyor, hem evinin içindeki gizli ayıplarını araştırıp meydana çıkarmak istiyor hem de gıybetlerini yapıyoruz. İşte bunlardan dolayı aslında cezalık işi biz yapıyoruz, ev sahibi değil!"

    Bu açık ve net ikaz üzerine düşünmeye başlayan Halife, bir müddet sessiz kaldıktan sonra elini, doğru sözlü dostunun eline uzatarak der ki:

    - Tut şu elimden de bir an evvel buradan uzaklaşalım; yoksa ev sahipleri dışarı çıkar da bizi bu halde görürlerse biz onlara değil, onlar bize ceza isteyebilirler!. Oradan hızla uzaklaşırken duası duyulur Halife'nin:

    - Allah insanı doğru düşünen dostlardan mahrum eylemesin. Kimseyi de kendi yanlış kanaatinde ısrarcı ve inatçı eylemesin. Kendi düşüncesini dostlarına kontrol ettirmek, doğrusunu duyunca da hemen kabul etmek ne güzel bir ahlaktır. Hem yanlış düşünmekten hem de yanlışı uygulamaktan kurtulur insan!

    Evet, iki büyük dostun birbirlerini ikazları işte böyle. Hiç düşündünüz mü? Siz de kendi düşüncenizi dostlarınıza böyle kontrol ettirir, daha doğrusunu duyunca hemen kabul eder misiniz? Yani Hz. Ömer'in 'vakkaf'lık vasfından sizde de birazcık var mı? Yoksa kimse sizin gibi doğru düşünemez, kimse sizin fikirlerinizi tashih edemez mi? Siz hep herkesten iyi düşünür, herkesi siz mi düzeltirsiniz? Kısaca, anasından daha doğmamış mı sizi düzeltecek adam?

    Ahmet Şahin
     

Sayfayı Paylaş