1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Sokak KÖpegi

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Hazangülü tarafından 22 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    Yine soğuk sisli bir kış sabahıyla uyanıyordu hayat. Uykusunu almamış üşümeye alışkın, bu şehrin insanları, "kaç gündür bu ne sis" diye kendilerine sorarak duraklara hızlı hızlı yürüyordu.
    Açınca gözlerini, bu aynı siyah beyaz görüntüyle uyandı sokak köpeği. Karnında açlığın boşluğuyla çenesini yırtarcasına esniyordu ki, onu gördü. İşte dedi yine o, tedirgin adımlarla yürüyor;gözlerini benden saklayarak; Tanrım benden neden bu kadar korkuyor; acaba çok mu çirkinim ona; oysa o kadar büyük ki o, bana kıyasla. Doğruldu ve dimdik durmaya çalıştı her sabah onu görünce yaptığı gibi. Ama o yine gözlerini kaldırımdan ayırmadan uzaklaşmıştı.
    Biraz arkasından yürüdü son bir umutla, ve havladı peşinden, "ne olur dön de bir kerecik bak bana" der gibi.
    Çatlak kaldırımların üzerine bıraktığı çöplerin yanına gitti. Onun kokusunuarıyordu çöplerde, bir mendil, bir peçete. Bulamadı.. Birden tüm cesaretini toplayıp, yeter dedi, dokunacağım ona, kokusunu bilmeliyim ve koşmaya başladı arkasından uzun boylu güzel kızın.
    Kız, ani bir fren sesiyle arkasına dönüp baktığında, yerde kanlar içinde yatıyordu sokak köpeği. Son gördüğü siyah beyaz kareydi uzaktan ona bakan kızın yerdeki gölgesi.
    Sisin içinde kaybolan bedeni caddeden akan arabalardan biriyle buluşmuştu. Zaman ve uzam bir kez daha koordinatlarını ölüme odaklarken, kapanan gözlerinde yorgun ve kirli vucudunun nihayet dinlenme arzusu vardı.
    Karanlığın içinden gelen seslerle irkildi birden:
    - Kıpırdadı
    - Nasıl taşıdınız buraya
    - Bir taksici yardım etti
    - Bir dakika bile geç getirseydiniz ölmüştü. Artık kanama durdu ama bu köpek çok zayıf. Bu halde fazla yaşamaz sokakta.
    - Burda kalamaz mı ?
    - Hanfendi hangisiyle uğraşalım biz. Belediye’yi ararız gelir alırlar.
    - Sonra ?
    - Bırakırlar bir yere, tarla falan... Onlar da atar başlarından.
    - Ben işe çok geciktim. Neyse, borcum nedir?

    İşte, bu onun sesiydi. ve elleri başındaydı konuşurken, kokusu belleğindeydi artık. Nereye gitse bulurdu bundan sonra onu. Ölmek nedir bilmiyordu. Ama koşup ona kavuşmak için bir daha gözlerini böyle kapatmayacaktı. Ne olursa olsun yaşayacaktı.

    - Aşkım korkma sokak köpeği o, hem bak aksıyor zavallı, bişey yapmaz sana, sadece aç işte.
    - Ama aşkım, çok yaklaştı. Aşkımm, bu geçen ay veterinere götürdüğüm köpeğe çok benziyor. Evet o, bak ölmemiş yaşıyor.
    - Dur ben eve gidince ona bişeyler indireyim.
    - Aşkımm benim, düşünceli sevgilim. Aşkımmm ama biz taşınmadan önce olmuştu. Tesadüfe bak, dii mi.
    - Çok sevgi dolu bakıyor baksana sana. Aşık bence bu sana, aramış bulmuş seni.
    - Aşkımm yok artık.

    Çok mutluydu, artık sesinde korku yoktu o güzel kızın ve sevgiyle bakıyordu ona. Kalan ömründe bundan sonra hep bu çifte rastlayacak. Sıcak yemek ve sevgi depolayacaktı...
     

Sayfayı Paylaş